‘Sabahleyin kalkan âlim ilminin, zâhid de zühdünün artmasını ister. Ebû’l-Hasan ise bir kardeşinin kalbine sevinç ve neşe verebilme derdindedir.’
Harakani Hazretleri, Anadolu’nun Sultan Alparslan tarafından fethedilmesinden yaklaşık 50 yıl önce bu topraklara gelmiştir. Türk-İslam medeniyeti ve yaşayışı ile cehalet, zulüm ve teslimiyet örtüsünü kaldırmak için, menzilinin her zaman gönül olduğunu bu sözleri ile ifade etmiştir.
Alperenlik misyonunun üzerine kurulu olduğu akıl, gönül ve vicdan köprülerinin, Türklüğün kadim millet ve devlet olarak tarihteki yerini almasında anahtar unsur olduğunu düşünenlerdeniz. Ayrıca bize göre bu tavır, Türklüğün ulaşabildiği her coğrafyada, uzun süreli hâkimiyetinin sebeplerinden biridir. İnsanlığın var oluşu ile başlayan ve yok oluşuna değin sürecek olan Milletler Mücadelesi’ nde unutulmaması gereken başlıca konulardan biri de etki-tepki yasasının geçerliliğidir. Ataların deyişiyle ifade etmek istersek, ekilenin biçileceği gerçeği, tarihte geçerliliği defalarca kez ispat olunmuş bir kaidedir. Zorbalık, cehalet ve teslimiyet, millet ve devletlerin, tarihte yaşadıkları felaketlerinin ana unsurlarıdır. İnsana yakışır yaşam biçiminin sınırları içerisinde yer almayan bu üç ana karaktere karşılık, Türk Tarihi’nin sahip olduğu sahneler, bizlerin nesilden nesile aktardığı övünç vesikalarıdır.
Uzun yıllardır milletçe, küreselleşmenin yoğun bombardımanına tutulan inanç, düşünce, yaşam dünyalarımız ağır yaralıdır. Yaralarımız öylesine derin, öyle hayati seviyeye ulaşmıştır ki, hissizleşme ve şuur kaybı başta olmak üzere birçok ağır belirtiler kayıplarımızın büyüdüğünü göstermektedir.
İşte bu minvalde, Anadolu coğrafyasında yaşananlara baktığımızda, Maturidi, Harakani, Yesevi, Hacı Bektaş, Yunus Emre ve nicelerinin, bugün sahip olduğumuz yaralara merhem olacak şifaya sahip oldukları aşikârdır. İçerisinden geçilen dönemlerde alınan derslerin, tarihi nüshalar biçiminde, yaşname ve hikmetler biçiminde anlaşılmaya çalışılması ve gelecek nesillere taşınması geleneği uzun zamandır terk ettiğimiz önemli bir haslettir. Öyle ki 1300’lü yıllarda elden ele gezen Oğuzname’ nin, Hikmetleri ile 99 bin erenin yetiştiği Hoca Ahmed Yesevi Divan-ı Hikmeti’ nin veya insanın anlam ve özünün resmedildiği Yunus Emre Divanı’nın çağlar ötesinden bugüne kazandırdıklarının okunmaması, anlaşılmaması ve genel kabul görmüş yenilerinin bunlara eklenememiş olması büyük eksikliktir.
Böylesi bir gönül yolculuğuna çıkmış Anadolu insanı için, ‘Her geceyi Kadir, her karşılaştığını Hızır bil’ sözü Celaleddin-i Rumi’nin bu topraklarda doğru karşılık bulmuş bir sözü olarak öne çıkmaktadır. Nefsin 3 yeteneği olarak öne çıkan, akıl, şehvet ve gazapta yer edinmesine karşılık, insanın umudu ve rehberi olacak Kadir Gecesi ve Hazreti Hızır arayışı sürekli olarak devam etmelidir. Aksi takdirde iki büyük zayıflık olarak tanımlanmış, dünya sevgisi ve ölümden korkmama beklentisizliği ve ümitsizliği, sonsuz bir ye’se düşmeye sebep olacaktır.
Henüz %4’ü keşfedilen bir evren içerisinde, coğrafyalar, tarihler, kültürler ve insanoğluna dair arayış asla son bulmayacaktır. Ancak bugüne dair öz muhasebede keşfedilen en önemli saptama olarak, insanoğlunun kanaatkârlık sapağında tamahkârlık yolunu seçmesini görüyoruz. Her türlü argüman ve materyale sahip olmuş, dünyaya dair tüm heves ve zevkleri tatmış olanların arayışı aslında aidiyet ve kimlik arayışıdır. Ancak girdikleri yol ters yöndür. Zulüm, korku ve cehalet yaymak yerine Bereketli Hilal’in kültür ve medeniyet kaynağı sunarken en güçlü argümanı olan gönül kazanımı yolunu tercih etmeleri gitmeleri gereken doğru yoldur. Uluğ Türkistan coğrafyası ve tarihi ise, önlerine koyacakları rahlenin üstündeki ilk tedrisattır.
Diğerlerine seslenişimiz yol ve yön göstermek üzere iken, biz ve bizim gibilere düşen sözümüz de Korkut Atam duasıdır;
Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgelice yüksek ağacın yıkılmasın. Taşkın akan güzel suyun kurumasın. Kanatlarının ucu kırılmasın. Koşar iken ak boz atın sürçmesin. Vuruştuğunda kara çelik uz kılıcın çentilmesin. Dürtüşürken alaca mızrağın ufanmasın. Hakkın yandırdığı çırağın yanında dursun. Kadir Tanrı seni namerde muhtaç eylemesin.
Vesselam…















