Savaş meydanlarında tanklar, uçaklar, füzeler, İHA’lar, radarlar konuşur.
Ama savaşların gerçek kazananı çoğu zaman o savaş meydanında dahi olmayan birileridir.
ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan çatışma sadece askeri bir kriz değil. Tarafların hepsinin kaybettiği bir savaştır.
Aslında dünya enerji sisteminin kırıldığı bir eşik yaşıyoruz.
Bugün yaşananlar bize bir gerçeği hatırlatıyor.
Ortadoğu’da bir rafineri, bir kuyu, bir liman vurulduğunda sadece petrol değil, dünya ekonomisinin dengesi de yanar.
Ve bu yangının dumanı en çok ambargo altında bulunan mesela Rusya’nın üzerine para olarak döner.
Enerji Altyapısı: Savaşın En Büyük Kurbanı
Bu savaşta ilk hedef enerji altyapısı oldu.
Son haftalarda saldırıya uğrayan veya kapanan kritik merkezler:
Katar’daki Ras Laffan LNG tesisi
Suudi Arabistan’daki Ras Tanura terminali
Bahreyn Bapco rafinerisi
İran’daki petrol depoları ve rafineriler
İsrail’in Leviathan gaz sahası
Bu tesislerin bir kısmı doğrudan saldırı gördü, bir kısmı ise güvenlik nedeniyle kapatıldı.
Daha önemlisi dünya petrolünün yaklaşık %20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Bu geçiş fiilen durma noktasına geldi.
Petrol fiyatı birkaç gün içinde %25 yükseldi.
Küresel enerji piyasası sarsıldı.
Bu tablo bize savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını gösteriyor. Enerji altyapısında oluşan her kırılma, küresel ekonominin dengelerini de aynı hızla sarsıyor.
Enerji Tesisleri Ne Kadar Sürede Onarılır?
Enerji piyasasında yaşanan bu sarsıntının bir nedeni de şu gerçektir.
Enerji altyapısı yıkmak kolay, kurmak zor olan sistemlerdir.
Asıl maliyet çoğu zaman onarım sürecinde ortaya çıkar.
Tarih bize üç önemli veriyi hatırlatıyor.
Rafineri onarımları
Gazprom’un Astrakhan rafinerisi saldırı sonrası 6 ay onarım süresi gerektirdi.Büyük petrol işleme tesisleri
Suudi Arabistan’daki Abqaiq saldırısı sonrası tam kapasiteye dönüşü yıllar sürmüştü.
Ancak bu saldırı sınırlı hasarlıydı.Ağır hasarlı enerji altyapısı
Uzmanlara göre bazı tesisler için en az 2-3 yıl arası devre dışı kalma ihtimali bulunuyor.
Bütün bu örnekler aynı gerçeği gösteriyor.
Enerji tesisleri vurulduğunda mesele yalnızca üretimin durması değildir.
O tesisin yeniden güvenli ve sürdürülebilir çalışabilir hale gelmesi çok daha uzun bir süreçtir.
Enerji Koridorları Neden Daha Büyük Sorun?
Ancak enerji savaşlarının asıl kırılma noktası yalnızca rafineriler değildir.
Daha büyük ve daha karmaşık bir alan vardır.
Enerji koridorları.
Bir rafineriyi tamir etmek mümkündür.
Ama bir enerji koridorunun güvenliğini yeniden kurmak çok daha zordur.
Bugün risk altındaki koridorlar:
Hürmüz Boğazı
Basra petrol terminalleri
Körfez LNG sevkiyatı
Doğu Akdeniz gaz hatları
Bir koridorun güvenli kabul edilmesi için üç şey gerekir:
savaşın bitmesi
sigorta şirketlerinin geri dönmesi
tanker trafiğinin normale dönmesi
Bu süreç çoğu zaman aylar hatta yıllar alır.
İsrail’in Enerji Merkezi Projesi Darbe Aldı
Enerji altyapısı ve koridorlar üzerindeki bu kırılma yalnızca üretici ülkeleri değil, enerji merkezi olma hedefi taşıyan ülkelerin stratejilerini de doğrudan etkiliyor.
İsrail son 10 yılda büyük bir hedef koymuştu.
Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’in enerji merkezi olmak.
Bütün Ortadoğu enerji kaynaklarının ana üssü haline getirme hayali kuruyordu.
Suudi Arabistan, Irak, Kuzey Irak yönetimi ve Körfez ülkelerini baskı altına bu nedenle alıyordu.
Hatta uzun süre kapalı bırakılan Kerkük-Yumurtalık hattının nedeni de buydu.
Bir dönem Irak ve Suriye’de İŞİD’in el koyduğu petrol kuyularından çıkan petrolün Hayfa Limanı üzerinden dünyaya pazarlandığı iddiaları gündeme gelmişti.
Bu süreçte İsrail’in ciddi ekonomik kazanç elde ettiği konuşuldu.
Bu planın birinci temel ayağı Leviathan gaz sahasıydı.
EastMed boru hattı projesi ve Mısır LNG terminalleri bu stratejinin diğer parçalarıydı.
Ancak savaş şu gerçeği ortaya çıkardı.
Enerji yatırımcıları için en büyük kriter istikrardır.
Savaş bölgesinde hiçbir şirket milyarlarca dolarlık boru hattı kurmak istemez.
Bu nedenle son savaş ortamı ile İsrail’in enerji merkezi projesi ciddi bir güven kaybı yaşadı.
Bu Savaşın Gerçek Kazananı: Rusya mı?
Bu nedenle savaşın sahada görünen kayıplarının dışında küresel enerji piyasasında oluşan yeni kazanç dengelerine de bakmak gerekiyor.
Bugün enerji piyasasında ortaya çıkan tablo oldukça ilginç.
Ortadoğu üretimi durduğunda üç ülke kazanıyor:
Rusya
ABD
Norveç
Fakat ABD savaşın tarafı olduğu için hem itibar hem de güven kaybı yaşıyor.
Buna karşılık özellikle Rusya çok daha büyük avantaj elde ediyor.
Sebep basit.
Avrupa Rusya’ya ambargo uyguluyor.
Ama dünya piyasasında enerji açığı oluşunca ambargolar erimeye başlıyor.
Nitekim savaşın ilk günlerinden itibaren Rus petrolünün Hindistan ve Asya’ya satışları arttı.
Ambargolar Kalkabilir mi?
Bu sorunun cevabı siyasi değil.
Enerji matematiğidir.
Eğer Körfez üretimi uzun süre kesilirse dünya şu gerçekle karşılaşır.
Enerji açığını kapatabilecek en büyük üreticiler Rusya ve ABD’dir.
ABD zaten üretim sınırına yaklaşmış durumda.
Bu nedenle uzun süren bir kriz Rusya üzerindeki ambargoların fiilen gevşemesine yol açabilir.
Bu nedenle Rusya yaşanan savaşın uzun süre devam etmesini isteyebilir.
İran’ın İsrail ve ABD karşısında hızlı bir şekilde geri adım atmasını istememesi de bu çerçevede değerlendirilebilir.
Bu süreçte İran’a silah ve stratejik destek verilmesi ihtimali de artacaktır.
Ambargoyu kaldırmak için ABD ile kapalı kapılar ardında ciddi pazarlıkların yapılması da sürpriz olmayacaktır.
Tarih bu tür pazarlıkları defalarca gösterdi.
Enerji krizleri ideolojiyi değil, arz güvenliğini belirler.
Savaşın Jeopolitik Sonucu
Bugün Ortadoğu’da bombalanan şey yalnızca rafineriler değil.
Aslında dünya enerji haritasının kendisi sarsılıyor.
Bu savaşın sonunda üç büyük enerji hattı öne çıkabilir:
Rusya – Asya enerji hattı
Türkiye merkezli enerji koridoru
Kızıldeniz petrol rotası
Ama bir gerçek çok net.
Ortadoğu ne kadar istikrarsızlaşırsa Rusya o kadar güçlenir.
Savaşın Görünmeyen Cephesi
Savaşın görünmeyen tarafını anlamayanlar yalnızca patlayan füzeleri izler.
Oysa asıl savaş başka yerde veriliyor.
Boru hatlarında.
Limanlarda.
Enerji koridorlarında.
Ve bazen savaşın galibi, savaş meydanında bile değildir.
Rusya gibi.
Sonuç olarak ABD-İsrail / İran savaşı dünya enerji koridorlarını kökten olmasa da ciddi biçimde değiştirecektir.
Ve belki de bu savaşın gerçek kazananı, savaşın içinde görünmeyen bir aktör olacaktır.
Kalın sağlıcakla.
















