31 Mart 2024’te göreve gelen belediye başkanları iki yılı geride bıraktı. Bu süre zarfında yapılanlar kadar, yapılma iddiası olanlar da masaya yatırılıyor. Bigadiç’te Belediye Başkanı Mustafa Göksel’in basınla yaptığı toplantı da tam olarak buydu.
Bir anlatım…
Ama aynı zamanda bir sınav.
Çünkü söylenen her söz,ü sahadaki karşılığı ölçülmek zorundadır.
1071 Millet Bahçesi içindeki Termal Taşevler’de yapılan toplantıda söylenenleri dinlerken zihnimde tek bir soru vardı:
Söz mü, karşılık mı?
Bu sorunun cevabını ararken, sahaya bakmak gerekiyor.
Şunu teslim edelim…
Bigadiç merkezinde uzun süredir beklenen değişim artık görünür hâlde. Hitay Caddesi, Belediye Yokuşu ve İnönü Caddesi…
Şehrin kalbi toparlanıyor.
Bu değişim sadece bugünü değil, yarının şehir dokusunu da şekillendirecek bir sürecin işaretidir.
Bu yapılmakta olanlara ilave olarak, zamanla inşallah Deveboğan Deresi ile Kadıpınarı arası, sokak araları dâhil, komple bir Bigadiç kimliği oluşturacak nostaljik bir dokuya kavuşur.
Çünkü bu benim de hayalim..
Sadece estetik değil… şehir kimliğidir çünkü.
Ancak bir şehrin kimliği yalnızca fiziki düzenlemelerle tamamlanmaz.
Diğer taraftan, bor madenlerinin önemli rezervine sahip olmasına rağmen ilçemizin omzuna yıllardır yük olan başka bir gerçek var.
İşsizlik...
Her gün yüzlerce insanın onlarca servis aracıyla ilçe dışına çalışmaya gitmesi…
Günde üç saate varan bir yol yükü…
Tam da bu noktada tablo değişmeye başlıyor.
İskelede oluşan şimdiden 100 kişilik istihdam ve yeni pazaryerinde üç işletmeyle birlikte açılacak yaklaşık yeni 800 kişilik iş imkânı…
Eğer gerçekleşirse, bu bir proje değil,
bir kırılma olur.
Çünkü bir şehir, insanını dışarıya göndererek büyüyemez. Zaten yıllardır göç veriyoruz. Bu önlenebilirdi. Nedenleri üzerinde bugün durmaya gerek yok. Önümüze bakalım. Bu işletmelerle inşallah önlenir. Daha yenilerinin önü de daha fazla açılır.
Ekonomide atılan bu adımların yanında, belediyeciliğin temel hizmetleri de sahada karşılık buluyor.
Altyapı çalışmaları, parke taşları, kırsalda yol ve kanal işleri, arazi yolları devam ediyor…
20’ye yakın yeni iş makinesi…
Tarım ürünlerine yönelik kantar, rampa düzenlemeleri…
Bunlar belediyeciliğin görünmeyen ama hissedilen tarafı.
Sosyal alanda gençlik merkezi, binlerce gence ulaşan eğitimler…
Hayvan barınağı…
Üniversiteyle kurulan temas…
Tüm bu başlıkların yanında turizm tarafında da daha iddialı bir dil kuruluyor:
Butik oteller, yeniden canlanan panayır…
Ve büyük resim:
TOKİ konutları, tarım ihtisas organize sanayi, yeni küçük sanayi sitesi…
Eğer bunlar hayata geçerse, Bigadiç sadece yaşayan değil,
üreten bir şehir olur.
Bu noktada, ilk bakışta tali gibi görünen ama aslında şehrin kimliğine doğrudan temas eden bir başlık daha var:
Geleneksel Sporlar Alanı.
İlk bakışta “öncelik mi?” denebilir.
Ama şehir dediğiniz şey sadece yol değildir.
Atlı sporlar, okçuluk, yarışlar, yağlı güreşler…
Bunlar bir spor projesinden fazlası.
Bu, bir kimlik meselesi.
Bir şehir geçmişini hatırlamıyorsa,
geleceğini kuramaz.
Bu proje, doğru kurgulanırsa Bigadiç’i içine kapanan bir ilçe olmaktan çıkarır,
bir çekim merkezine dönüştürür.
Buna Millet Bahçesine oluşacak 800 metre pist ve uçuş okulu ne alâ...
Belediye “söz verdik, yaptık” diyor. Haklı.
Hatta borçsuzluk vurgusu yapıyor.
Bunlar önemli.
Ama asıl ölçü şudur:
İnsanımız hâlâ sabah erkenden başka şehre çalışmaya gidiyor mu?
Gençler bu Bigadiç'te kalmak istiyor mu?
Aslında bütün bu projelerin başarısı da bu sorulara verilecek cevapta gizli.
Bunlara verilecek cevap netleştiğinde, başarı da netleşecek. Başkanın söyledikleri bunun cevaplarını içeriyor. Eğer tamamlanırsa güzel olacak.
Sonuçta bugün için şunu söyleyebiliriz:
Bigadiç’te bir hareket var.
Fakat bu hareketin kalıcı bir dönüşüme evrilmesi için önümüzde kat edilmesi gereken çok yol da var.
Nitekim ilçenin temel dinamiklerinden biri olan tarım ve hayvancılıkta da benzer bir tablo karşımıza çıkıyor.
Hayvancılık, et-süt ve tarım şehri…
Yüz bin hektara yakın sulanabilir arazi var. Bu arazilerde üretilenlerin işlenmesine yönelik işletmelerin eksikliği, pazarlama sorunları, çiftçinin aracıların insafına bırakılması, ödemelerde yaşanan sıkıntılar ve emeğinin karşılığını alamaması Bigadiç’in ekonomik potansiyelini kısıtlıyor.
Örneğin günlük 400 tona yakın süt üretiliyor. Ama işlenecek mandıra konusunda istikrarlı bir işletme yok.
Biberde, domateste, sütte, ette hep aracının insafına kalıyor ilçe...
Belediyenin bu tür konulara da çözüm üreteçeğine inanıyoruz.
Kısaca Bigadiç’te hâlâ umut var.
Bir gün kaderini tersine döndürecek, bor madenleri dâhil hak ettiği değere kavuşacak.
Bunun için potansiyel var, imkân var, insan ve kadrolar var.
En önemlisi ise 80 mahallesi, 50 bin dinamik nüfusu var.
Tek eksiği iradenin konulması…
O da elbet bir gün konulacak.
















