Son yedi gün dünyaya çok net bir gerçeği gösterdi:
Yüzyıldır anlatılan savaş doktrinleri çöktü.
Uçak gemileri, dev askeri üsler, nizami birlikler, tank orduları ve sabit radar sistemleri…
Bir zamanlar askeri gücün sembolü sayılan bu yapılar artık güç göstergesi olmaktan çok devasa hedeflere dönüşmüş durumda.
Modern savaşın yeni kuralı acımasızdır:
Durağan olan her şey vurulur.
Okyanuslarda dolaşan uçak gemileri aslında yüzen şehirlerdir. Ama aynı zamanda kilometrelerce öteden kilitlenebilen dev hedeflerdir.
Hava üsleri, askeri kışlalar, sabit radar ağları…
Bunların tamamı artık hassas güdümlü füzelerin, sürü İHA’ların ve hipersonik sistemlerin menzilinde.
Üstelik mesele artık sadece askeri hedefler de değil.
Sanayi tesisleri…
Enerji altyapıları…
Teknoloji merkezleri…
Üretim üsleri…
Modern savaş artık cephede değil, devletlerin sinir sisteminde yürütülüyor.
Süper güçlerin dokunulmazlığı tartışılıyor
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik son saldırıları, askeri güç dengeleri konusunda yıllardır anlatılan birçok efsaneyi de yerle bir etti.
Dünyanın en gelişmiş askeri teknolojisine sahip iki ülke, İran’ı kısa sürede diz çöktürme hesabı yaptı.
Ama hesap tutmadı.
Çünkü İran yıllardır başka bir savaşın hazırlığını yapıyordu.
Yer altına gömülen tesisler…
Dağıtılmış füze altyapısı…
Mobil sistemler…
Parçalanmış komuta ağları…
Klasik askeri doktrinlerin hedef alabileceği büyük merkezler yerine yok edilmesi zor bir savunma ağı kuruldu.
Sonuç ortada.
Milyarlarca dolarlık askeri sistemlerle saldıran güçler karşısında beklenen çöküş yaşanmadı.
Tam tersine dünya ilk kez çok net bir gerçeği gördü:
Süper güçlerin bile dokunulmaz olmadığı bir çağın kapısı aralandı.
Tank sayısı değil akıl kazanacak
Bugün askeri güç artık tank sayısıyla ölçülmüyor.
Uçak sayısıyla da ölçülmüyor.
Hatta uçak gemisi sayısıyla bile ölçülmüyor.
Gerçek güç artık başka soruların cevabında saklı:
Altyapını ne kadar gizleyebiliyorsun?
Sistemlerin vurulduğunda ne kadar hızlı toparlanabiliyor?
Teknolojini ne kadar bağımsız üretebiliyorsun?
Savaş başladığında ne kadar görünmez kalabiliyorsun?
Çünkü modern savaşın yeni kuralı şudur:
En büyük olan değil, en zor bulunan kazanır.
Küresel askeri düzen çatırdıyor
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan askeri düzen;
uçak gemileri, büyük üsler ve hava üstünlüğü üzerine kuruluydu.
Bugün o düzen çatırdıyor.
Hipersonik füzeler…
Sürü İHA sistemleri…
Siber savaş…
Yapay zekâ destekli askeri teknolojiler…
Bunların tamamı klasik süper güç modelini zorluyor.
Artık orta büyüklükte devletler bile doğru teknoloji ve doğru savunma mimarisi ile çok daha büyük güçlere karşı denge kurabiliyor.
Bu yüzden bugün yaşananlar yalnızca bir Ortadoğu gerilimi değildir.
Bu, küresel askeri düzenin kırıldığı anlardan biridir.
Türkiye için ders
Türkiye açısından bu gelişmeler son derece önemli bir uyarıdır.
Devasa askeri üsler…
Merkezi savunma sistemleri…
Sabit radar ağları…
Bunların tamamı yeni savaşın ilk hedefleri haline gelmiş durumda.
Geleceğin savunması;
yer altına taşınmış altyapılar,
dağıtılmış üretim sistemleri,
mobil savunma ağları,
yerli teknoloji ve siber dayanıklılık
üzerine kurulmak zorundadır.
Çünkü yeni savaşın en acımasız kuralı şudur:
Görünür olan yok edilir.
Yeni savaş çağı
Son yedi gün bize şunu gösterdi:
Savaş artık cephede kazanılmıyor.
Savaş artık sistemler arasında yaşanıyor.
Ve bu yeni çağda ayakta kalacak ülkeler;
en büyük ordulara sahip olanlar değil,
en akıllı savunma mimarisini kurabilenler olacak.
Dünya yeni bir savaş dönemine giriyor.
Ve görünen o ki…
Artık hiçbir süper güç yenilmez değil.
İran savaşı bize şunu gösterdi:
Yeni savaşta büyüklük değil, görünmezlik hayatta kalır.
















