Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, göreve gelişinin 700. günü nedeniyle basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Toplantıda seçim öncesi verdikleri sözlerin yaklaşık yüzde 70’ini tamamladıklarını anlattı.
Bu oran küçümsenecek bir tablo değil.
Bir belediye için ciddi bir tempo anlamına geliyor.
Ancak toplantıda benim aklımdaki soru farklıydı.
Bursa’nın en büyük gerçeği…
Deprem.
Osmangazi’de kentsel dönüşüm konusunda ne yapılıyor?
Çünkü bu konuda yıllardır yazıyoruz.
Uyarıyoruz.
Dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz.
Ve uyarmaya da devam edeceğiz.
Bursa iki dağın arasında sıkışmış bir şehir.
Yoğun nüfus var.
Sanayi var.
Ve önemli bir kısmı eski olan bir yapı stoku var.
Erkan Aydın’ın cevabı dikkat çekiciydi.
Osmangazi’de deprem riski taşıyan yapıların dönüştürülmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte projeler hazırlandığını anlattı.
Bu projelerin hayata geçmesi için sık sık Ankara’ya gittiklerini söyledi.
Özellikle Altıparmak bölgesi üzerinde durdu.
Bursa’nın merkezinde yer alan bu bölgede çok sayıda eski ve riskli bina bulunuyor.
Yıllar önce yapılmış.
Deprem güvenliği zayıf.
Bu alanın geniş kapsamlı bir kentsel dönüşüm projesiyle yeniden ayağa kaldırılması hedefleniyor.
Ama işin bir gerçeği var.
Böyle bir dönüşümün maliyetini tek başına bir ilçe belediyesinin karşılaması mümkün değil.
Bu nedenle Büyükşehir Belediyesi, bakanlık ve akademik odalarla birlikte ortak bir çalışma yürütülmesi planlanıyor.
Erkan Aydın ayrıca İstanbul’da uygulanan “Yarısı Bizden” modeline benzer desteklerin Bursa için de devreye girmesi gerektiğini söyledi.
Uzun vadeli kredi.
Düşük faiz.
Hatta mümkünse faizsiz finansman.
Çünkü deprem gerçeği ortada.
2023’te yaşanan ve “asrın felaketi” olarak anılan depremde bunu çok ağır şekilde gördük.
On bir şehir.
50 binden fazla can kaybı.
Oysa depremden önce yapılan bazı hesaplamalarda, riskli yapıların dönüşümü için yaklaşık 10 milyar dolarlık bir kaynağın yeterli olabileceği konuşuluyordu.
Olmadı.
Sonrasında yüz milyarlarca dolarlık yeniden inşa maliyeti ortaya çıktı.
Ama kaybedilen hayatların geri dönüşü yok.
Bursa’nın böyle bir tabloyu yaşamaması gerekiyor.
Sanayisiyle, üretimiyle Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biri olan bu şehir için deprem hazırlığı artık ertelenemez bir başlık.
Bu nedenle yapılması gereken çok açık.
Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, milletvekilleri, siyasi partiler ve meslek odaları aynı hedefte buluşmalı.
Konu günlük siyasi tartışmaların dışına çıkarılmalı.
Ankara’nın kapısı birlikte çalınmalı.
Çünkü Bursa’nın güvenli bir şehir olarak geleceğe hazırlanması yalnızca yerel yönetimlerin değil, hepimizin sorumluluğu.
Deprem kapıyı çalmadan önce adım atan şehirler ayakta kalır.
Gecikenler ise bedelini ağır öder.
















