Sosyal medyada günlerdir aynı soru soruluyor.
Mustafa Bozbey’in AK Parti’ye yolculuğu mu başlıyor, yoksa hepsi söylenti mi?
Gelin bu ihtimali birlikte masaya yatıralım.
Siyasette hiçbir şey imkânsız değil, ama bazı yollar vardır ki…
Başından sonuna dikenlidir.
Türkiye siyasetinde dün “imkânsız” denilen, bugün mümkün olabiliyor.
Bugün kapılar kapanıyor ertesi gün yeniden açılıyor.
Ama bazı ihtimaller var ki… Daha baştan akla yatmıyor.
Çerçioğlu Etkisi
Bu tartışmanın fitilini ateşleyen Özlem Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçişi oldu.
Çerçioğlu, her ne kadar CHP’den seçilmiş olsa da…
İki dönem milletvekilliği, dört dönem büyükşehir belediye başkanlığı yaptı.
Adnan Menderes’in memleketinde, güçlü bir seçmen kitlesine yaslandı.
Onun AK Parti’ye geçişi siyasette şaşkınlık yarattı belki.
Ama Aydın’da bu geçiş farklı bir anlam taşıdı.
Çünkü orada denklem başka.
Bursa’nın gerçeği
Mustafa Bozbey de yıllarca seçildi.
Ama hep Nilüfer’de.
Nilüfer ise CHP’nin kalesi.
Dört dönem üst üste orada oturdu.
Büyükşehir koltuğu ise farklı bir denklemle geldi.
Ekonominin ağır yükü, emeklilerin maaşındaki erime, mutfaktaki yangın…
Hepsi birleşti, sandığa tepki oyları olarak yansıdı.
Ve Bozbey’in yolunu açtı.
“Teklif gelmedi” sözünün manası
Zaten eleştiriler de tam buradan yükseldi.
Öyle ya, madem böyle bir ihtimal yoktu…
Neden kesin bir dille “asla” demedi?
Üstelik yıllardır “Ben CHP’liyim” diyen bir siyasetçinin, böyle söylentiler karşısında net bir tavır koyması beklenmez miydi?
Bekleniyor elbette.
Çünkü bu açıklama yapılmadıkça, söylentiler büyüyor, tartışma dallanıp budaklanıyor.
Çiftçi ve yılan hikâyesi
Yeri geldi anlatayım.
Hani meşhur hikâye…
Yılan çiftçinin oğlunu sokup öldürür.
Çiftçi öfkeyle yılanın kuyruğunu keser.
Yıllar sonra yılan gelir, “Barışalım” der.
Çiftçi ise şu cevabı verir:
“Senin kuyruğundaki yara, benim evlat acım durdukça… Bizim dost olmamız mümkün değil.”
Siyaset de böyledir.
Dün en sert sözleri söyleyenlerle, bugün aynı çatı altında oturmak kolay kabullenilmez.
Kuyruk hatırlanır, acı unutulmaz.
Bursa’da dengeler başka
Bozbey hakkında şunu da hatırlatlak gerekiyor.
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, adliye önünde yaptığı açıklamayla Bozbey hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Çünkü CHP Genel Başkanı Bursa’ya geldiğinde yapılan “ağırlama giderleri” uzun süre tartışma konusu olmuştu.
Belediye bütçesinin doğru kullanılıp kullanılmadığı üzerine yoğun eleştiriler yapılmış, bu eleştiriler bir süre sonra yargıya taşınmıştı.
Bir tarafta böyle bir suç duyurusunun gölgesi, diğer tarafta Bozbey’in AK Parti’ye katılacağı söylentileri…
Bu tablo, aslında Davut Gürkan’ın şahsına değil, siyasetin kendi çelişkisine işaret ediyor.
Bir yanda görev sorumluluğu gereği yapılan bir açıklama, öte yanda siyaset kulislerinde dolaşan söylentiler…
Kimin ne dediğinden çok, bu iki fotoğrafın yan yana gelmesi zaten başlı başına bir paradoks oluşturmaya yetiyor.
Gerekçe, belediye kaynaklarının doğru kullanılmadığı iddiasıydı.
Bu adım, siyasetin doğası gereği bir il başkanının görev sorumluluğu çerçevesinde attığı adımdı.
Ama bugünlerde dillendirilen “AK Parti’ye katılım” söylentileriyle yan yana gelince, ister istemez bir çelişki tablosu ortaya çıktı.
Siyaset bu; dünün sert sözleri, yarının aynı masasına dönüşebilir.
Söylentilerle suçlamaların yan yana gelmesi ise kişileri değil ama siyasetin doğasını tartışmalı hale getirir.
Bunu da unutmamak gerkiyor.
Son söz
Özlem Çerçioğlu’nun geçişi “Acaba başka başkanlar da gelir mi?” beklentisini doğurdu.
Ama her şehir aynı değil.
Her başkan aynı terazide tartılmaz.
Aydın’ın dengesi başkadır, Bursa’nınki bambaşka.
Çerçioğlu için mümkün görünen yol…
Bozbey için pek de gerçekçi durmuyor.
Bekleyip göreceğiz bakalım...
















