Uzay yarışı artık roketten ibaret değil.
Teknolojinin, verinin, güvenliğin ve bağımsızlığın belirleyici olduğu çok daha büyük bir yarışa dönüştü.
Bu nedenle GUHEM’in bir havacılık ve uzay teknolojileri lisesiyle büyümesi, Bursa’nın geleceği seyretmek yerine onu kuracak gençleri yetiştirme iddiasını ortaya koyuyor.
Uzay denildiğinde hâlâ aklına yalnızca astronot, roket ve Ay yolculuğu gelenler var.
Oysa uzay günlük hayatımızın tam ortasında.
Neden mi?
Neden olacak?
Uzay teknolojileri artık hayatın her alanına girdi de ondan.
Cebimizdeki telefonun konum bilgisinden hava tahminlerine, tarımdan haberleşmeye, afetlerin izlenmesinden savunmaya kadar pek çok sistem uzaydan gelen verilerle çalışıyor.
Dünya artık yalnızca karada, denizde ve havada yarışmıyor.
Yeni yarış alanı yörünge.
Yörüngede güçlü olan ülkeler, yeryüzündeki karar masalarında da daha güçlü olacak. Uzay teknolojilerini geliştiremeyenler ise yalnızca teknolojiyi değil, onun ürettiği veriyi de başkalarından satın almak zorunda kalacak.
Bu bağımlılığı aşmanın yolu, uzay teknolojilerini yalnızca kullanan değil, geliştiren insanları yetiştirmekten geçiyor.
İşte bu yüzden Bursa’daki Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’ni, yani GUHEM’i yalnızca bir bilim merkezi olarak görmek eksik olur.
GUHEM; BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın öncülük ettiği Gökmen Projesi kapsamında, BTSO ve TÜBİTAK iş birliğiyle hayata geçirildi.
Türkiye’nin uzay temalı ilk interaktif eğitim merkezi olan GUHEM’de, farklı şehirlerden gelen öğrenciler uzayı ve havacılık teknolojilerini tanıdı; belki de hayatlarında ilk kez kendilerine farklı bir gelecek çizdi.
Bu proje, Bursa’nın yalnızca bugünkü üretim gücüne değil, gelecekte hangi alanlarda söz sahibi olacağına da odaklanan bir yaklaşımın ürünü.
Çünkü Bursa’nın otomotiv, makine, elektronik ve ileri malzeme alanlarındaki üretim kabiliyeti, havacılık ve uzay sanayisine yabancı değil.
Tam tersine…
Bu birikim, doğru planlama ve nitelikli insan kaynağıyla geleceğin teknolojilerine taşınabilir.
GUHEM şimdi bu yolculukta yeni bir aşamaya geçiyor.
Millî Eğitim Bakanlığı ile BTSO iş birliğinde GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi kuruluyor. Okul, yeni eğitim döneminde iki sınıfta toplam 48 öğrenciyle eğitime başlayacak.
Sayı küçük.
Hedef büyük.
Öğrenciler yalnızca teorik bilgi öğrenmeyecek. GUHEM’in laboratuvarlarını, simülasyonlarını ve üretim atölyelerini kullanacak; Tasarım ve İmalat, İtki Sistemleri ve Elektronik Sistemler alanlarında eğitim görecek.
Bursa Uzay Havacılık Savunma Kümelenmesi bünyesindeki firmalarda uygulama ve staj yapacak. İngilizce eğitimi, uluslararası programlar, burs ve konaklama destekleriyle daha okul yıllarında sektörle buluşacak.
Yani gençlere yalnızca uzay anlatılmayacak.
Uzay teknolojilerini tasarlamaları, denemeleri ve üretmeleri istenecek.
Asıl fark burada başlayacak.
Çünkü Millî Teknoloji Hamlesi, kürsülerde tekrarlandığında bir temennidir.
Sınıfta, laboratuvarda ve üretim hattında karşılık bulduğunda gerçek bir hamleye dönüşür.
Bir roket posterinin önünde fotoğraf çektirmek kolaydır.
O roketin elektronik sistemini geliştirecek genci yetiştirmek zordur.
GUHEM Lisesi, işin zor tarafına talip oluyor.
Elbette bir okul açmakla her şey tamamlanmış olmayacak.
Bina yapmak kolaydır.
Eğitim ekosistemi kurmak zordur.
Nitelikli öğretmenler, güncel laboratuvarlar, güçlü bir müfredat ve göstermelik olmayan sanayi iş birlikleri gerekir. Bir projenin başarısı da açılış günü kesilen kurdeleyle değil, on yıl sonra mezunlarının nerede olduğuyla ölçülür.
Ancak GUHEM’in bilim merkezinden meslek lisesine uzanan yolculuğu, projenin açılış töreniyle bırakılmadığını gösteriyor.
Bu önemli.
Bir yöneticinin vizyonu, kendisi için kurulan övgü cümlelerinde değil, geride bıraktığı işin yolculuğunda görülür.
Önce bir hayal…
Sonra ülkenin dört bir yanından öğrencilerin geldiği bir merkez…
Şimdi de geleceğin teknik insanlarını yetiştirecek bir okul…
Bu sıralama, İbrahim Burkay’ın GUHEM’e neden yalnızca bir bina olarak bakmadığını yeterince anlatıyor.
Bugün Bursa’da 48 öğrenci için açılan kapı, yarın çok daha büyük bir teknoloji yolculuğunun başlangıcı olabilir.
Çünkü gelecek kendiliğinden gelmiyor.
Hazırlananların oluyor.
GUHEM tam da bu yüzden kıymetli.
Bursa’ya gökyüzünü getirdiği için değil…
Türkiye’nin çocuklarını gökyüzüne hazırladığı için.
















