Kıymetli okurlarım.
Bu gün yeni geliştirilen silahları ve etkilerini, gücünü, bunun dış ve iç politik yapıya etkileri hakkında yazacaktım.
Ancak Dün itibarı ile gündeme haber bombası düştü.
"Mekke İttifakı!"
Doğrusu işitince şaşırdım mı?
Asla!
Beklediğim bir gelişmeydi.
Bu Türden çalışmalar alttan alta uzun zamandır yürütülüyordu.
Sayın
Dış işleri bakanımız;
"iki yıl üzerinde çalıştık" dedi.
Ancak bu işler daha eskiye dayanıyor.
Mesela İslam Ordusu vardı!
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın başını çektiği bu çalışmalar; Amerika, İngiltere, Avrupa'nın tamamı ve Yahudilerin direnişi ve tehditleri yüzünden başlamadan, sessizce tarihin sayfalarında ki yerini almıştı.
Hatırlamayan
lar için kısa not olarak yazayımda zihnimiz tazelensin.
Dumanı hala tüten bu çalışma;
Ortak İslam askeri ittifakı ve/veya
"İslam Ordusu" kurma çalışmaları, Suudi Arabistan öncülüğünde 15 Aralık 2015 tarihinde 34 İslam ülkesinin katılımıyla resmen ilan edilen Teröre Karşı İslam İttifakı
(İslam Askeri Koalisyonu) adı başladı.
Onbir yıl önce...
Tatbikatkar yaptı, geçit törenleri yaptı ve târih sahnesinden çekildi.
İslam ülkelerinin tüm teşkilatları da Batı'nın direnişi ve suikastleri sonucu kısa sürede komaya girdi.
Ve aklımda dolaşıp duran soru şu:
İşin doğrusu,
tüm bu gelişmelerden sonra,
"Suudi Prensi'ne bir suikast yapılır mı!?"
Batı'nın yer altı veya yer üstü teşkilatları ve onların içimizde ki uzantıları bu konularda pek ustadır.
Bekleyip göreceğiz.
Hepimizin de hatırlayacağız üzere;
Başkan Trump;
"Türkiye'nin büyük, güçlü, savaşçı ve yıpranmış bir ordusu var!" Cümlesini sıklıkla söylüyor.
Daha önceki başkanlığı döneminde de;
" Kore'deki gibi bizimle dost, çalışacak bir Türkiye'yi özlüyoruz, veya istiyoruz!", gibisinden sözleri vardı.
Yâni;
Türkiye'yi "ucuz asker" olarak emrinde istiyorum diyemiyor da...!
Bu şekilde dolaylı ifade ediyor durumu.
Cumhur başkanımız da yakın zamanda;
" Başkan Trump ile çalışacağız.", demişti.
Bunları akılda tutalım.
Amerika kaybediyor, bunun farkında ve kaybetmek istemiyor.
Bundan dolayı;
Amerika tüm gücü ile Dünya'ya saldırıyor, yükleniyor.
Çin, Avrupa, Venezuela, Danimarka, Kanada ve Tüm Orta Doğu bu tehditten nasibini aldı ve almaya devam edecek.
İslam aleminden,
en yakın zamanda "İran" Amerikan saldırısına uğradı.
Sonuç Amerika neredeyse altı aydır sürdürdüğü saldırılarından sonuç
alabildi mi?
Peki Amerika
İngiliz sömürgesi Suudi Arabistan'ın başını çektiği
"Mekke İttifakına"
itiraz etti mi?
Ben işitmedim.
İngiltere itiraz etti mi?
Avrupa'dan ses çıktı mı?
Çin ve Rusya'dan itiraz geldi mi?
İtiraz kimden geldi?
İran'dan değil!
İsrail ve Yunanistan ikilisinden.
Kimse yanlış anlamasın.
Bu Türden ittifakların kurulmasını yıllardır desteklerim.
Hatta daha ileri çalışmalar da yapılmalı.
Bunu da isterim.
Ancak bunu biz planlanmalı ve yol haritasını
"BİZ" belirlemeliyiz.
Onun-bunun çocuklarının beceriksiz savaşlarının sonucu,
"Can Kurtaran Simidi"
biz veya diğer Müslümanlar olmamalı.
Kimse İslam kanını, çocuklarını Hiristiyan sömürüsünün (Vahşi Kapitalizm veya vahşi olmayan kapitalizm, sosyalizm, kominizim...
Her Batı kökenli "...izm'in" devamı için akıtmaya niyet etmemeli.
Bir soru ile bitirmek istiyorum.
"Suudi Arabistan,
'Petrolü Dolar Krallığının arkasından çekip' Amerika'nın belindeki altı patları cephanesiz bırakacak mı?"
Bu ittifak İran'a karşı kurulmadı ise bir süre sonra bu sorunun cevabını olumlu ve uygulamalı olarak kesinlikle görürsünüz.
Allah akıl vermiş hepimize ve yaratıklar içinde sadece insanlar gülebilir.















