Kıymetli okurlarım,
Hepimiz biliyoruz ki bugün dünyada ve bölgemizde yaşadığımız askerî, ekonomik, siyasal ve toplumsal sıkıntıların temelinde büyük güç mücadeleleri yatıyor.
Amerika, İngiltere ve İsrail’in bitmek bilmeyen hâkimiyet ve sömürü hırsı, buna zemin oluşturan siyasi ve ideolojik yaklaşımlar, insanlığı her geçen gün daha büyük tehditlerle karşı karşıya bırakıyor.
Bu çerçevede en büyük tehlikelerden biri de nükleer silah tehdididir.
Bölgede yaşanabilecek büyük bir savaş ya da kontrolsüz bir tırmanma halinde, nükleer risk ihtimali tüm ülkeler için hayati bir başlık haline gelebilir. Türkiye’nin de böylesi bir senaryoda etkilenmeyeceğini düşünmek saflık olur.
Bu nedenle burada korku yaymak için değil, halkı bilinçlendirmek için önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum.
Çünkü olası bir nükleer saldırıda ya da radyoaktif serpinti tehlikesinde, insanların önemli bir bölümü doğrudan ilk andaki etkiden değil; ne yapması gerektiğini bilmemekten dolayı hayatını kaybedebilir.
Bu yüzden bilgi sahibi olmak, panikten çok daha değerlidir.
Patlama kadar, sonrasını da bilmek gerekiyor
Birçok insan nükleer saldırıyı, kilometrelerce alandaki herkesi aynı anda yok eden bir felaket gibi düşünüyor.
Oysa uzmanların ve savunma araştırmalarının ortaya koyduğu en kritik gerçek şudur: İlk anda hayatta kalabilenler için, sonraki dakikalar ve saatler belirleyici hale gelir.
Yani ilk anda doğru davranmak, hayatla ölüm arasındaki farkı oluşturabilir.
Asıl tehlike çoğu zaman radyoaktif serpintidir
Nükleer bir patlamadan sonra en büyük risk yalnızca şok dalgası ya da ısı değildir.
En tehlikeli unsurlardan biri, patlamanın ardından ortaya çıkan radyoaktif serpintidir.
Bu parçacıklar kısa süre içinde yere inmeye başlar.
İşte tam bu nedenle saldırıdan hemen sonra açık alanda kalmak son derece tehlikelidir.
Dışarıda bulunan bir kişi, korunaklı bir yapının içine giren birine göre çok daha yüksek düzeyde radyasyona maruz kalabilir.
Bu yüzden hayati olan ilk şey, vakit kaybetmeden kapalı ve mümkünse korunaklı bir alana geçmektir.
Betonarme bodrum katlar, iç bölmeleri güçlü yapılar ve penceresiz kapalı alanlar, alınacak radyasyon dozunu ciddi ölçüde azaltabilir.
En büyük hata: Dışarı çıkmak
Nükleer bir saldırı ya da serpinti tehlikesi sonrası insanların en sık yaptığı yanlışlardan biri dışarı çıkmaktır.
Kimi meraktan çıkar…
Kimi yakınlarını aramak için…
Kimi de olayın ne olduğunu anlamaya çalışırken kendini açık alanda bulur.
Oysa en tehlikeli zaman dilimi, ilk dakikalar ve onu takip eden süreçtir.
Asıl risk, patlamanın hemen ardından çevreye yayılan radyoaktif toz, toprak ve gaz karışımı serpintidir.
Bu nedenle ilk refleks dışarı çıkmak değil, hemen korunmak olmalıdır.
Nükleer saldırı anında yapılması gerekenler
1) Parlama anında yere çökün
Patlamaya ait ani ışık görüldüğünde ayakta kalmayın. Hemen yere çökün ya da kendinizi korunaklı bir pozisyona alın.
2) Başınızı ve mümkünse vücudunuzu koruyun
Baş bölgesini kapatın. Mümkünse ellerinizle yüzünüzü ve başınızı koruyun.
3) Oluşan ışığa doğrudan bakmayın
Patlamanın parlak ışığı gözlerde ciddi hasara neden olabilir.
4) Hemen en yakın kapalı alana girin
Açık alanı derhal terk edin. En yakın bina, bodrum kat ya da korunaklı iç mekâna geçin.
5) Pencere ve havalandırmaları kapatın
İçeri girdikten sonra pencere, kapı aralıkları ve havalandırma girişlerini mümkün olduğunca kapatın.
6) Üst kıyafetinizi çıkarın, yüzünüzü yıkayın
Dışarıdan gelen kıyafetlerde radyoaktif toz bulunabilir. Bu nedenle dış katmandaki kıyafetleri çıkarıp kapalı bir poşete koymak, ardından yüzü ve açıkta kalan bölgeleri yıkamak önemlidir.
7) Güvenli su kullanın
Yanınızda kapalı içme suyu bulundurmak önemlidir. Dışarıda kalmış, kaynağı belirsiz suyu hemen tüketmeyin.
8) En az 24 saat boyunca dışarı çıkmayın
Resmî makamların yönlendirmesi olmadan kapalı alanı terk etmeyin. Gerekirse bu süre daha da uzun olabilir.
9) Radyo ya da resmî iletişim kanallarını takip edin
Yetkililerin duyurularını dinleyin. Kulaktan dolma bilgilerle değil, resmî açıklamalarla hareket edin.
10) Panik yapmayın, planlı davranın
Böyle anlarda paniğin kendisi de en az tehlike kadar yıkıcı olabilir. Sakin kalmak, doğru karar vermenin ilk şartıdır.
Sivil savunma bilinci hayati önemdedir
Bu tür felaket senaryolarında sivil savunma ve resmî kurumların yönlendirmeleri büyük önem taşır.
Yetkililer size ulaşana ya da güvenli çıkış bilgisi verene kadar kapalı alanı terk etmemeniz gerekir.
Bu bilgiler, yıllardır yapılan bilimsel araştırmaların ve afet senaryoları üzerine geliştirilen güvenlik protokollerinin sonucudur.
Sorun, bu bilgilerin toplumda yeterince yaygın bilinmemesidir.
Oysa bazen hayat kurtaran şey, çok basit ama doğru bir bilgidir.
Korkuya kapılmadan…
Ne yapılacağını önceden öğrenmek, gerektiğinde adım adım uygulayabilmek gerekir.
Çünkü hayatta kalırsanız, bu vatana da hizmet edersiniz, bu millete de.
Bilgi güçtür.
Kullanmayı bilen için, aynı zamanda hayattır.
















