Kıymetli okurlarım, geçmiş olsun.
Deprem bir kez daha kapımızı çaldı.
Neyse ki can kaybımız yok…
Ama yaralanan insanlar var, korku var, yürek burkulması var.
Önce sakinlik, sonra akıl… Önce dayanışma, sonra sorgulama…
Bazı çevreler diyor ki: “Amerikan elektronik harp gemileri ne zaman bölgeye girse deprem oluyor.”
Gemiler her gidip geldiğinde şiddetin bir kademe arttığını iddia edenler var.
3.5’ten başlıyor, 4.5 oluyor, ardından 5.3 derken şimdi 6.2…
Diyelim ki birileri katkı sağlıyor, diyelim ki doğal olana dokunuyor.
Bu ihtimale paranoya demek kolay.
Ama araştırmadan yok saymak da bir başka kolaycılık.
Bu yazıda geçen sistemin adı: HAARP.
Eskisi enerji yoğunlaştırma üzerineydi;
iddialara göre yenisi frekanslarla, salınımlarla, “tetiklemeyle” çalışıyor.
Artık sadece karada antenler değil;
uzayda uydular, denizlerde elektronik harp gemileri,
yeraltında tetikleyici sistemler…
Kulağa bilimkurgu gibi geliyor, farkındayım.
Ama bilimkurgu çoğu zaman bilimin geç kalmış tarifidir.
Burada bir virgül koyalım:
Bu söylediklerim kanıtlanmış gerçekler değildir.
Ama “çürütülmüş iddialar” da değiller.
Bu yüzden meseleye şöyle bakıyorum:
Birincisi: Deprem ülkesiyiz, kader değil — hazırlık şart.
Binalar çürükse, denetim zayıfsa, mühendislik masalsa,
henüz HAARP’a gelmeden zaten devrilmişiz demektir.
İkincisi: Dış müdahale ihtimali varsa,
cevabı köşe yazılarında değil bilimin masasında aranır.
Ölçülür, gözlemlenir, raporlanır.
Devlet açıklar, vatandaş da bilir.
Üçüncüsü: “Onlar yapıyorsa biz de yapalım” söylemi…
Sert ama sorumsuz bir çağrı.
Biz aklın yanında, hukukun zemininde duralım.
Dördüncüsü: Bilgi kirliliği de yıkar.
Gerçek olmayan her söz, gerçeğin üzerine çöken yeni bir molozdur.
Kamuoyu soru sorsun — ama önce doğru soruyu…
Şimdi bir gerçeklik testi:
Enerji salınımları bağımsız şekilde ölçülebilir mi?
Evet.
Uydu görüntülerinde olağan dışı ısı artışları saptanabilir mi?
Evet.
Türkiye’nin bu kapasitesi var mı?
Kesinlikle var.
O halde soralım:
Neden yapmıyoruz?
Ya da yapıyorsak…
Neden şeffaf biçimde açıklamıyoruz?
Bu millet komplo teorilerine değil,
açıklanmış gerçeklere sığınmak ister.
Sonuç olarak…
Depremle mücadele yalnızca sağlam bina değil;
sağlam bilgi, sağlam yönetim ve sağlam hazırlık ister.
Akıl dışarıdaysa, hepimiz içeride mahsur kalırız.
Ben üzerime düşeni yaptım;
soru işaretlerini yazdım, tartışmanın kapısını araladım.
Gerisi devletimin, bilimin ve milletimin ortak sorumluluğudur.
Ve unutmayalım:
Gerçek, gizlenmekten değil; araştırılmaktan korkar.
















