Kıymetli okurlarım;
İyi bir çay demleyin.
Ülkemiz için hayırlı gelişmeler var.
SAHA Expo İstanbul’da bir açıldı…
Pir açıldı.
Biliyorsunuz; tarihsiz olmaz.
Tarihimizin sayfalarını çevirdiğinizde nal sesi, kısrak sesi, ok vınlaması, mızrak ıslığı duyarız.
Fakat bütün bunların arkasındaki aklı, düşünen kafaları, yapılan beyin fırtınalarını, o toz dumanın içinde görmezden gelmek işimize gelir her nedense.
Mete Han, “ıslıklı oku” yaptırmasa…
Aklını kullanıp o savaş taktiklerini geliştirmese…
Mete Han olabilir miydi?
Elbette hayır.
Kılıç; siyasetin içinde de dışında da çok ama çok önemlidir.
Keskin olmalıdır.
Göz alıcı olmalıdır.
Etkileyici ve iş bitirici olmalıdır.
Kalem ve onun ehli de o kılıcı hakkıyla yapabilecek kadar gayretli, bilgili ve ufuk sahibi olmalıdır ki; kılıç işe yarasın.
Kalemin mahareti, ustanın emeğine ihtiyaç duyar.
Sonrasında ise yetişmiş insan gerekir ki o kılıç kıvamını bulsun.
SAHA Expo (5-9 Mayıs / İstanbul), “kılıçların sergilendiği, devletimizin pazularının dünyaya gösterildiği” yerdir.
Doğrusu bu defa da sürprizler —habersiz olanlar için— düşmanın aklını aldı.
Tabii ki dosta da güven verdi.
YILDIRIMHAN kıtalar arası balistik füzemiz; neredeyse saatte 28 bin kilometre hızı, açıklanan 6 bin kilometre menzili ve 20 metreyi bulan boyuyla; İngiltere’nin ötesine de, Hindistan’ın ötesine de vereceği “iletiyi” verdi.
Doğrusu ben, açıklanan menzilin 6 bin kilometreden çok daha fazla olduğunu düşünüyorum.
Ve bunun ucuna takılacak esas tehlikeli kısmın, neredeyse nükleer etkiye yakın bir güç oluşturacağını umuyorum mu desem…
Biliyorum mu desem…
Bilemedim.
Devletimiz ne açıkladıysa o…
Bize de susmak düşer.
HÜRKUŞ eğitim uçağımız, HÜRJET, KAAN savaş jetimiz…
Hava, kara, deniz ve uzay araçlarımız…
Uzay çalışmalarımız…
Tasarım düzenlemesine gidilen yepyeni uçak gemimiz…
Bu gemide yükselen teknoloji…
Doğrusu insanın gözünü kamaştırıyor.
Savunma sanayi yöneticileri, mühendisleri ve sahada çalışan emekçilerimiz; devletimizin kılıcını akıl ile, bilim ile, ilim ile, teknik ile ustaca parlatıyor.
Siyasiler masaya otururken “kılıcın gölgesi” de masaya yansımalıdır.
Sopa masanın yanında durmalıdır.
Aksi takdirde; barış, aşk, çiçek, böcek, uhulet-suhulet, kardeşlik söylemleri bizi yalnızca zayıf ve korkak bir topluluk gibi gösterir.
Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve onlara müzahir hainler cesaret bulur.
Elbette sopayı yerler…
Ama bizi de yorarlar.
SAHA Expo’da kalem ile kılıç birlikte çalışıyor.
Görmenizi tavsiye ederim.
Türkiye durmuyor.
Çalışıyor.
Geliştiriyor.
Üretiyor.
Umarım kimse şansını denemeye kalkmaz.
















