Kıymetli kardeşlerim, Türk Milletinin asil evlatları, olanı biteni hep beraber izliyoruz.
İyi kurgulanmış, Amerika-İngiltere destekli ve oralarda üs kurmuş para ve sanayi (sanayi de para demektir) baronlarının para ile satın aldıkları, "Husi Eşkıyalarını" Mekke İttifakı üçlüsünden Suudilerin üzerine saldıklarını, Türkiye kanadına "Borsa Manipülasyonu" ve Yunan-İsrail+Rum kesimini kullanarak yüklendıklerini,
Pakistanı Hindistanı ve Afganistan ve Hindistan ile terbiye etmeye çalıştıklarını aklı olan, gözü olan, bilgiye ulaşabilenler mutlak şekilde izliyor.
Kullanılan teknikler ve izlenen yollar beni yıllar öncesine götürdü.
Mehmet Küçükkurt hocamın derslerine...
O dersteki bir iletişim modelinin, bu gün kırk altı yıl sonra, uluslar arası krizlerin planlanmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde kullanılacağını bilmeden dikkatle dinlemiş ve Anadolu tabiri ile, ilerde kullanılanmak üzere aklın kıvrımları arasına sıkıştırmıştım.
Model şöyleydi:
İletişim için bir kaynağa ve onun hazırladığı "iletiye" ihtiyaç vardı.
Sonra bu iletinin taşınacağı kanallara ve bu kanalın diğer tarafında bulunması gereken alıcı yada hedef kitleye....
Model basitçe bu şekilde idi.
Mehmet hocam bunu anlattıktan sonra amfide onu dikkatle izleyen bizlere dönüp demişti ki:
İletişimi bozan "Gürültü" kaynak ile alıcı arasına girerse mesaj (ileti) ya anlaşılmaz veya yanlış anlaşılır!
İşte tamda bu modelde belirtilen, tanımlanan gürültü noktası,
Dünyada parayı ve gücü kullananlar tarafından kasıtlı olarak kötüye kullanılıyor.
Yaptıkları "büyük güç harekatlarını" gizlemek için, "Dünya Halkları" olan biteni anlamasınlar diye iletişim kanallarını garip gürültüler ile dolduruyorlar. Açlık oyunları gibi bir durum var ortada.
Rusya ile Ukrayna savaşıyor sanıyorsunuz fakat arkasında tahıl ve petrol hakimiyeti ve doğal zenginlikler savaşı çıkıyor. Boğazların kontrolü meselesi çıkıyor. Kısaca konu
"Para ve Güç".
Pakistan ile Hindistan savaşıyor ancak arkasında olan; zengin nadir toprak mınaralleri ve İMEC projesi çıkıyor.
Konu tekrar " Güç ve Para".
İran ile Amerika savaşıyor sanıyorsunuz, ancak konu körfezden akacak tüm ticari akışın kimin kontrolünde "kimin elin de" olacağı gibi hassas bir noktaya geliyor.
Konu yine;
"Güç ve Para"...
Dünyanın, her bakımdan
"siklet merkezi" ciddi olarak yer değiştirirken, ordular "süngü tak" komutunu aldı.
Eski patronlar gücü kaybetmemek, kaptırmamak için her bel altı vuruşa hazırlık yapıyor.
Bu hazırlığını da sahada da kullanıyorlar.
Hiç de acımaları yok.
Dünyada yürüyen çatışma ve özel operasyonları,
bir de bu gözle izleyin ve değerlendirin.
Muhtemelen hepimizin şaşırdığımız zaman, sıklıkla kullanığı o meşhur "sinkaflı" kelime düşecek dudaklarınızdan atmosfere!
Gelelim bu günkü konumuza....
IMEC Projesi veya Yolu Çalışması.
Hindistan-OrtaDoğu-
Avrupa Ekonomik Koridoru çalışması.
İngiltere para babalarının organizasyonu..
Yer yer de Amerikan ve Avrupa güç odaklarının da desteğine sahip.
Her bir güç odağı kendine bir pay çıkarma derdinde. Köşelerinden çekiştireni çok...
İMEC Hindistan'ı Orta Doğu üzerinden Avrupa'ya bağlamayı amaçlayan stratejik bir uluslararası altyapı ve ticaret projesidir.Resmi tanım böyle.
9 Eylül 2023 tarihindeki Yeni Delhi G20 Zirvesi'nde duyurulan, "Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru" IMEC yolu projesi....
Modern çağın, yeni bir "İpek Yolu alternatifi" olarak planlanlandlğı konuşuluyor kulislerde.
Yukarıda ki cümleyi dikkatle okuyun.
İster istemez soruyor
insan, ipek yolu nerelerden geçiyor diye?
Türkistan coğrafyasından geçip buradan iki kola ayrılıyor.
Birinci kol Rusyadan geçerek Avrupa ya ve oradan İngiltereye ulaşıyor.
Rusyanın başına gelenleri yazının baş tarafında kısaca hatırlattık. Bu başa gelenlerin arkasında İngiltere baronlarının olduğunu yazmaya gerek yok aslında... Fakat yazmış bulunduk.
İkinci yol üçe ayrılıyor.
Bunların ikisi Hazar üzerinden geçip, Azerbaycan üzerinden Türkiye'ye ulaşıyor.
Üçüncü yol İrandan geçip Azerbaycan üzerinden Türkiye'ye ulaşıyor.
İranın başına gelenler hala sıcak ve çatışma devam ediyor.
Her üç yol da, Türkiyeden kara yolları ve demir yolları ve deniz yolları ve diğer unsurları ile birlikte yine İngiltereye ulaşıyor.
İngiltere detayına dikkat!
Birileri de diyor ki: Hayır bu Türkler, İngiltere ve Avrupa fazla oluyor.
Hele Türkler bu yol ve onun getireceği zenginliğe asla ulaşmamalı.
Yeni Türk İmparatorluğu ve Türk yüzyılı istemiyoruz.
O zaman, buyrun İMEC projesine....
Peki bu çalışmanın görünür amaçları neler?
Bir kere gidiş yolu tamamen değişiyor. Bu paranın ve gücün ulaşacağı eli de değiştiriyor.
Güzergâhşu şekilde; Hindistan'dan deniz yoluyla Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) ulaşacak yol.
Buradan demiryoluyla Suudi Arabistana ulaşacaktı.
Ancak bu yolu garantiye almak için sahaya inen Amerika İran-Çin-Rusya üçlüsünden esaslı darbe alıp çöküş emareleri gösterince....
Olanlar oldu.
Suudiler Türkiye-Pakistan ile birlikte
"Mekke İttifakını" kurdu ve IMEC ilk ölümcül darbeyi aldı.
Suudiler şu anda Türkiye ile birlikte demir yolu ve boru hatları projeleri yapıyor.
Görüldüğü kadarı ile de Mekke İttifakı Yemenli Husi eşkiyalara hayatının dersini vermek üzere harekete geçti.
Ürdün ve İsrail şimdilik IMEC projesi için, hem Amerikan hem İngiliz güç baronlarını ile dirsek temasını devam ettiriyorlar.
İsrail Hayfa Limanı üzerinden bu ticaretten esaslı bir pay ile beraber, Arapları yok etmek için güç elde etmeyi ve ülkesini genişletmeyi umuyor.
Hayfa limanı yolu ile, tekrar deniz yoluyla Yunanistan'ın
Pire Limanı'na ve nihayetinde Avrupa'ya ve buradan İngiltereye ulaşan hibrit bir hat tasarımı ile Türkleri durdurmayı umuyor.
Tabiki Doğu Akdeniz ve tüm bölgenin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin hayalini de eklersek ortaya yağlı bir pay çıkıyor.
Gazze de yürütülen KATLİAMIN ana nedeni de,
"Gazze karasularında" bulunan petrol ve gazı, kara alanında bulunan "nadir toprak elementleri". Bakmasını bilene esaslı bir sebep.
İsrail için;
Din, vadedilmiş topraklar o en başta size bahsettiğim iletişim modelinde ki GÜRÜLTÜ konusunu oluşturuyor.
Imec'de Hız ve mâliyet konusu bir başka çıkmaz sokak.
Açıklanan amaç ve hedefler şöyle;
Mevcut deniz yollarına (Süveyş Kanalı hattı) kıyasla taşıma süresini yaklaşık %40 oranında kısaltması, maliyetleri ve karbon emisyonunu düşürmesi hedeflenmektedir.
Bu şekilde bir ileti Dünya kamuoyuna verilmektedir.
Ancak deniz yollarındaki indir-bindir sayısı ve kara yolları ve tren yollarında ki yükleme sayısını dikkate aldığımızda,
proje gerçek bir bataklığa dönüşmektedir.
Bu proje ve tüm buna benzer projelerde ticari olan her konu, para edecek her şey,
"Güç odaklarının" kontrol alanına girer. Tarım, teknoloji, uzay vs... Herşey.
Dolayısı ile konu yük taşımacılığı değil.
Aynı zamanda, demiryolları,
limanlar,
enerji nakil hatları ve denizaltı veri kablolarını içeren entegre bir dijital ve fiziksel altyapı ağıdır.
Bütün bunlar olacaksa doğal olarak "Jeopolitik Boyut" önem arzeder.
İMEC çalışması,
Çin'in küresel ticaretteki ağırlığını artıran, en azından işin başlangıcında Amerikan destekli;
"Kuşak ve Yol Girişimi"ne karşı, İngiltere ve Batılı ülkeler ve Hindistan tarafından bir denge unsuru ve stratejik alternatif olarak görülmektedir.
Bu nedenden dolayı, Amerika İngiliz milletler topluluğu ülkelerinden bazılarını açıkça
"elli birinci eyaleti" ilan etmiş ve İngiltere'nin Folkland adaları meselesini kaşımaya başlamıştır.
Her iki devlette arada bir eş değiştirerek valse devam etmektedir.
Batılıları tanımak için
"eş değiştirmeli" oyunlarını dikkatle izlemek gerekir.
Oyunun sonunda eşler ilk partnerleri ne geri döner.
Siyasetin bunu göz önünde tutması gerekir sanırım.
Bu türden ölümcül projelerde, masa ve oyun varsa, katılımcılar ve tartışmalar da olacaktır.
Dediğim gibi batı oyunları ustalıkla eş değiştirme üzerine kuruludur.
Projedeki oyuncular iki kısımda incelenebilir.
İmzacılar ve Destekçiler;
ABD,
Hindistan,
Avrupa Birliği,
Suudi Arabistan,
BAE,
Fransa,
Almanya,
İtalya,
Ürdün ve İsrail projenin ana ortakları arasında yer alır.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum topluluğu ise destekleyen ülkeler arasında sayılabilir.
IMEC projesi çerçevesinde gelişen olaylar;
İran- Amerika-İsrail çatışması ve gelişen sonuçların oluşturduğu günümüz ortamına neden oldu.
Suudileri kısmen kaybetmelerine, Ürdünü ise kaybetmeye çok yaklaşmalarına yol açtı.
Körfez savaşı başladığında kaleme aldığım yazıda; İranMerika savaşı, Amerika'nın Viyanası olacak.
Amerika bu savaşın sonucu ne olursa olsun, ke di sonunu başlatmış olacak demiştim....
İşin geldiği noktada İmzacılar dağılmak üzere.
Bu projeden doğrudan ve dolaylı yollardan etkilenen Türkiye'nin durumu ve aldığı karşı tedbirler neler oldu ve olacak!
IMEC çalışması sadece Türkiye için değil, tüm Türk dünyası için hayırlı sonuçlar üretmeyecektir.
Yunan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum kesimi ittifakının yanında tutmaya çalıştığı Hindistan ve Mısırı kaldıraç olarak kullanma girişimleri bile, en güncel hali ile "Türk Düşmanlığı" üzerine kurularak,
ana hedeferi olan
"Güç ve Para'yı" elde etmek için Mısır ve Hindistanı kullanıldıklarını ustaca bu devletlerden gizlemeye çalışmaktadırlar.
Bu çalışma , incelendiğinde,
Güzergâh çizimlerinde ve anlaşmada Türkiye ve diğer Türk ülkeleri yer almamaktadır.
Türkiye ise buna alternatif olarak Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak olan "Kalkınma Yolu Projesi'ni" savunmaktadır. Türkiye bunyoşda anlaşmalar imzalamış ve yatırımlara başlamıştır.
Türkiye'nin Bu çalışması Amerika'yı İran savaşına sevk etmiş, gelişen olaylar sonucunda ise hem İran ile hem de Husiler ile gizli açık anlaşmalar yapmak durumunda kalmış ya da kalacak gibi görünmektedir.
Ayrıca jeopolitik gelişmeler ve bölgedeki güvenlik dinamikleri projenin hayata geçirilme takvimini ve fizibilitesini etkilemektedir.
Tüm bunların sonucunda gelişen olaylara baktığımızda; Parayı izlemek kısa vadeli kazananı , kayan güç odaklarını izlemek oyunun muhtemel sonucunu bize gösterecek ve batı tarzı oyunlarda olduğu gibi,
Amerika-İngiltere ve tüm batılılar
"Doğuyu yağmalamak için" gücün ve paranın el değiştirmesini engellemeye çalışacaklardır.
Karakterleri gereği başlangıç partnerlerine döneceklerdir.
Bu da çok büyük olayların yarının içinde saklandığını bizlere işaret etmektedir...
Türkiye'nin
Cumhur Başkanlığı Forsunda bulunan yıldız sayısını biliyorsunuz, değil mi!
Onu tek tek saysınlar bakalım!















