Kim İnanır Buna?**
İki gün Bursa dışındaydım.
Döndüm geldim…
Şehrin gündemi cayır cayır.
Normalde sosyal medya dedikodularına girmeyi pek sevmem.
X’te kim ne yazmış, Facebook’ta ne konuşulmuş…
Hayat devam eder der, geçerim.
Ama bazen öyle şeyler olur ki…
Bir şey insanın gözüne batar.
Bir kumpas kokusu alırsınız.
İşte o zaman susmak olmaz.
Müdahil olmak farz olur.
Gelelim meseleye.
Gazeteci Tuna Çam, kendisine ait haber sitesinde; Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in, İstanbul merkezli şirketler üzerinden Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden ihale aldığına yönelik iddiaları içeren bir haber yayınladı. Bu yayının ardından söz konusu metin, kısa süre içerisinde sosyal medyada ve çeşitli internet haber sitelerinde dolaşıma girdi. Dikkat çekici olan, içeriğin birçok platformda aynı ifadelerle ve eş zamanlı biçimde yayınlanmasıydı.
Aynı metin, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in sosyal medya hesabında da paylaşıldı. Yine aynı içerik, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın X hesabında da yer aldı. Ancak Erkan Aydın daha sonra yaptığı açıklamada, bu paylaşımın bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiğini, hesabın siber saldırı yoluyla ele geçirildiğini, söz konusu paylaşımların bu nedenle yapıldığını ve konunun hukuki boyutunun titizlikle takip edildiğini kamuoyuna duyurdu.
İşin dikkat çekici bir başka yönü ise; bu metnin çok sayıda haber sitesinde ve sosyal medya hesaplarında aynı cümlelerle ve kısa süre içinde yayınlanmış olmasıydı. Yaşanan korsan erişim ve dijital saldırı iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu tablo sosyal medyada kendiliğinden gelişen bir yayılımdan ziyade, birbiriyle bağlantılı bir yayılım zinciri izlenimi verdi.
Tam da bu paylaşımların ardından, Bursaspor Başkanı Enes Çelik’ten bir açıklama geldi. Açıklamada isim verilmedi; ancak kullanılan ifadelerin, Erkan Aydın’ın hesabından yapılan ve daha sonra korsan olduğu açıklanan paylaşıma bir cevap niteliği taşıdığı açıktı.
Şimdi burada bir duralım.
Çünkü dikkat çeken bir başka ayrıntı var.
Söz konusu metin, yalnızca Erkan Aydın’ın hesabında yer almadı; farklı mecralarda, farklı hesaplarda da aynı ifadelerle dolaşıma girdi. Buna rağmen verilen cevabın, sanki bu metni yalnızca Erkan Aydın paylaşmış gibi tek bir adres üzerinden okunması, ister istemez “neden sadece burası?” sorusunu da beraberinde getiriyor.
Bu noktada kamuoyunda oluşan tabloya bakmak yeterli.
Paylaşımın korsan olduğu açıklanmasına rağmen, verilen cevabın aynı haliyle dolaşımda kalması, algının yönünü belirleyen bir unsur olarak duruyor. İsim verilmemiş olabilir; ancak kullanılan ifadelerin nasıl okunduğu da ortada.

Bursa’nın en büyük ilçesi Osmangazi’nin Belediye Başkanı Erkan Aydın…
Üç dönem milletvekilliği yapmış.
Siyasetin acemisi değil.
Eczacı; yani eğitimli.
Aynı partiden seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı var: Mustafa Bozbey.
Diğer tarafta ise Bursa’nın en hassas değeri duruyor:
Bursaspor.
Başında Enes Çelik var.
Babası Faruk Çelik…
Bu ülkenin siyasi hafızasında ağırlığı olan, farklı bakanlık görevlerinde bulunmuş bir isim.
Şimdi herkesin kendine sorması gereken basit bir soru var:
Bugüne kadar kullandığı dil, Bursa’daki siyasi pratiği ve kurduğu ilişkiler ortadayken; belge ortaya koymadan, üstelik kendi partisinden Büyükşehir Belediye Başkanı’nı da içine alan böylesi bir paylaşımı bilinçli olarak yapacağını varsaymak, Erkan Aydın’ın siyasi tecrübesini ve aklını hafife almak anlamına gelir.
Buna kim inanır?
Türkiye’de bir Kadir İnanır vardır…
Hani soyadı “İnanır” diye yapılan o meşhur espri.
Bu paylaşıma Kadir İnanır bile şüpheyle bakar.
Nitekim bakıldı da.
Söz konusu paylaşım 34 saniye yayında kaldı.
Otuz dört saniye.
Sonra silindi.
Ama o 34 saniye içinde ekran görüntüsü alındı, servis edildi ve tartışmanın fitili ateşlendi.
Erkan Aydın daha sonra açık ve net bir açıklama yaptı:
Paylaşımın bilgisi dışında yapıldığını, hesabın siber saldırı yoluyla ele geçirildiğini, sözleşmenin feshedildiğini ve hukuki sürecin başlatıldığını kamuoyuna duyurdu.
Bu açıklamayla birlikte artık mesele şuraya geldi:
Ortada sıradan bir sosyal medya kazası yok.
Ortada organize bir akış var.
34 saniyelik bir paylaşımın saniyeler içinde yayılması, ekran görüntülerinin servis edilmesi ve ardından oluşturulan algı, “tesadüf” kelimesiyle açıklanamayacak kadar hızlı.
Burada kimseyi suçlamıyorum.
Kimseyle kavga etmiyorum.
Ama bir gazeteci olarak not düşüyorum:
Yaşananlar, Erkan Aydın üzerinden kurgulanmış bir algı sürecini işaret ediyor.
Kim rahatsız oldu?
Neden rahatsız oldu?
Bu 34 saniyelik senaryo kimin işine yaradı?
Bunların cevabını bugün bilmiyoruz.
Şunu ise biliyoruz:
Bursa büyük bir şehir olabilir; burada olan biten hiçbir şey gizli kalmaz.
Kumpaslar hızlı kurulur…
Gerçekler ise er ya da geç ortaya çıkar.
Ve o gün geldiğinde,
“Kim inanır buna?” sorusu,
zaten cevabını kendi kendine vermiş olur.
















