TETSİAD 22 Ekim’de sandığa gidiyor.
İki aday. İki farklı yaklaşım.
Biri Bursa’nın içinden, sahadan gelen bir isim: TETSİAD ve UTİB Başkan Yardımcısı Ufuk Ocak.

Diğeri İstanbul’dan iş insanı Murat Şahinler.

Hiç tartışmasız, tekstilin kalbi Bursa’da atar.
Ve o kalbin attığı yerde sözün de ağırlığı olur.
Hele ki derneğin Bursa’da yaklaşık 450 üyesi varken…
İstanbul’da üye sayısı bir tık fazla olabilir ama sektörün ruhunu rakam değil, kalbinin attığı şehir belirler.
O şehir Bursa olunca, adayların sahadaki performansı da burada aldıkları karşılıkla anlam kazanıyor.
Bu tablo içinde her adayın Bursa’daki sınavı, seçim yarışının seyrini belirliyor.
Ve gerçekten de adaylar yollarda; şehir şehir geziyor, salon salon anlatıyor.
Önce Bursa’nın adayı Ufuk Ocak’ın toplantıları dikkat çekti.
Onun buluşmalarında somut projeler, ölçülebilir adımlar konuşuldu.
“Şu tarihte bu yapılacak” diye not edilen bir takvim ortaya kondu.
Yani havanda su dövülmedi, tezgahta iş üretildi.

Ve bu kez İstanbul’un adayı Murat Şahinler de Bursa’ya geldi.
Ekibiyle birlikte Bursa Değişim Platformu ev sahipliğinde, Almira Hotel’de bir toplantı düzenledi.

Ama işin ilginci şu:
Sınırlı sayıda medya mensubu davet edilmişti!
Peki ya Bursa’nın ekonomi yazarları?
Onlar listede bile yoktu.
Sektörün kalbi Bursa’da atıyor ama toplantı daveti yalnızca sınırlı sayıda medya mensubuyla sınırlı tutuldu.”
Söz çoktu, ama sektörün nabzını tutacak yazarlar nedense orada yoktu.
Davet olmayınca toplantıyı yerinde izleyemedik ama sektörden katılanlara sorduk.
Bana aktarılanlara göre tablo şöyleydi:
“700 kişi vardı” denmiş. Oysa salonun kapasitesi en fazla 250 civarı… Üstelik fotoğraflara yansıyan boşluklar da dikkat çekiyordu.
Konuşmaların büyük kısmı sektör dışı sloganlar ve siyasi nutuklarmış.
Ev tekstiliyle hiç ilgisi olmayan isimler kürsüde uzun uzun konuşmuş.
Hatta katılımcıların bile büyük bölümü sektör dışındanmış!
Şimdi perdeyi biraz aralayalım, büyük resim ortaya çıksın.
TETSİAD’ın yaklaşık 1.500 üyesi var.
İstanbul’da 550, Bursa’da 450, Denizli’de 350 civarı.
Kalan üyeler İzmir, Ankara, Kayseri hattına yayılmış.
Bursa’daki tablo doğal olarak Ocak lehine güçlü bir rüzgârı gösteriyor.
Denizli ve Ankara’dan da destek geldiği söyleniyor.
İzmir’de üye sayısı az olsa da orada da Ocak’ın ismi öne çıkıyor.
Ve işin özü şu:
Böyle bir seçim atmosferinde şeffaflık şart.
Bursa’daki gazetecilerin yok sayılması doğru değil.
Tekstilin geleceğini ilgilendiren böyle bir buluşmada, medyanın sınırlandırılması yerine daha geniş katılım sağlanmalıydı.
Bu yüzden şeffaflık sadece toplantılarda değil, seçim sürecinin tamamında gerekli.
Çünkü 22 Ekim’de sandık, sadece bir başkanı değil; aynı zamanda bir yol seçecek.
Slogan mı, proje mi?
Gösteri mi iş mi?
Kulis mi, şeffaflık?
Elbette bu kararı üyeler verecek.
Ama unutmayalım:
Terzinin makası fazla sözü keser, geriye yalnızca işe yarayan kalır.
















