Deprem kapıda. Bilim bağırıyor. "Yer yerinden oynayacak" diyor.
Bursa’da ahali güvenli ev bekliyor. Mutfakta çayını içerken tavanın üstüne çökmemesini hayal ediyor. Tapu bekliyor. Kentsel dönüşüm bekliyor.
Peki, Büyükşehir Belediye Başkanı ne yapıyor?
Binamız üstümüze yıkılırsa –ki yüzde 62’si kaçak binalarla dolu Bursa’da bu kuvvetle muhtemel– hah işte o sırada belki birileri bizi kurtarır diye "yaşam ünitesi" öneriyor!
Yanlış duymadınız. Binaları yenilemeyi beceremeyince… Evin içine çelik kutu koyalım diyor.
Neymiş? Araştırmışlar. Binaya yük getirmiyormuş!
Yahu kardeşim… Millet bina bekliyor, siz millete evin içine “canlı canlı tabut” teklif ediyorsunuz!
Kendi ağzınızla söylüyorsunuz: Bursa’da binaların yüzde 62’si kaçak. Yani binalar zaten birer çeşit mezar… Şimdi o mezarların içine bir de “hayat kalkanı” diye aksesuar koyun diyorsunuz!
Evin orta yerine konduracağımız o demir yığınına girip bekleyeceğiz, öyle mi? Azrail kapıyı çalınca “Pardon, ünite içindeyim” mi diyeceğiz?

Bakın yanı başınızdaki Yıldırım’a. Oktay Yılmaz ne yapıyor?
Laf üretmiyor. Tapu dağıtıyor.
Ocak ayında 20 bin diyor. Hedef: 30 bin yeni konut.
Evin içine tabut kutusu koymuyor. Evin kendisini kale gibi inşa ediyor. Mülkiyet sorununu çözüyor, sokağı genişletiyor, şehri dönüştürüyor.
Biri binaları sağlamlaştırıp insanı yaşatıyor…
Diğeri çürük binanın içine “ölmezseniz içine girersiniz” diye kutu fırlatıyor.
Kentsel dönüşümü “kutu”laşma zannedenlere...
Yıldırım’daki sessiz devrim ders olsun.
Anlayana... Sivrisinek saz.
Anlamayana... Yaşam ünitesi az!
















