ABD ve İsrail'in İran saldırısı ile tekrar gündeme gelen tartışma konusunu ela almakta yarar var. Çünkü bu konu sinsice Türkiye'yi ABD ve İsrail'in hukuk tanımaz ve eşkiya uslubu ile başlattığı İran bataklığına bizi sokmaya çalışanların oyun alanı.
Açılsın/kapatılsın tartışmaları ile toplumsal projelere alet edilmeye çalışılıyor.
Bizde bu konuya açıklık getirecek bilgi notu mahiyetinde kaleme aldık; İncirlik.
Adana’daki İncirlik Hava Üssü, 1954’ten beri faal bir üs.
Türkiye’nin topraklarında bulunuyor ama uzun yıllar ABD ve NATO’nun kontrolünde fiilen bir operasyon merkezi gibi kullanıldı.
Bugün İran gerilimi konuşulurken sormamız gereken soru basit: ABD hâlâ eskisi gibi İncirlik’i kullanabiliyor mu?
Cevap: Hayır. Ve bu “hayır”ın arkasında yılların stratejik dersleri var.
Çekiç Güç ve 1990’lar: Türkiye’nin Dayanılmaz Pasifliği
1990’da Körfez sonrası başlatılan “Çekiç Güç” operasyonu, resmiyette Irak’ın kuzeyinde uçuşa yasak bölge için kurulmuştu.
Ama sahada ne oldu? PKK rahatladı, Türkiye sınır ötesi tehdide bakakaldı.
O dönem İncirlik, Türkiye’nin değil, ABD’nin bölgesel ajandasının bir parçasıydı.
1990’ların Türkiye’si buna müdahale edecek güçte değildi.
ABD, üs üzerinden fütursuzca kendi planlarını uyguladı; kimi zaman Ankara’nın aleyhine olacak şekilde.
Nükleer Silahlar: Sessizlik Tehlikesi
İncirlik’teki B61 tipi taktik nükleer başlıkların varlığı uzun yıllardır biliniyor.
Sayısı yüzün üzerinde olduğu iddia ediliyor.
Fakat 15 Temmuz'da ülkenin en zor döneminde Türkiye çok büyük stratejik hamleler yaptığı biliniyor.
15 Temmuz 2016’dan sonra bu başlıkların akibeti en azından aleyhimize kullanılacak tehlikenin çok uzağında olduğu kesin.
15 Temmuz'da Üssün elektriklerinin kesilmesi, komuta zincirinin sarsılması, Türkiye’nin egemenlik vurgusunu öne çıkardı.
2003 – 2015: Irak, Suriye ve ABD’nin Gri Alan Politikası
Irak’ın işgali, Suriye iç savaşı derken İncirlik üzerinden yürütülen operasyonlar Türkiye için sürekli bir güvenlik riski oldu.
ABD’nin PKK ve YPG ile ilişkisi, Ankara’da derin bir güven bunalımı yarattı.
İncirlik, Türkiye’nin rızası olmadan, fiilen bir ABD operasyon merkezi gibi çalışıyordu.
15 Temmuz: Kırılma Noktası
15 Temmuz 2016 darbe girişimi, İncirlik’in statüsünü fiilen değiştirdi.
Komutan gözaltına alındı, üs elektriksiz kaldı, hava sahası kapatıldı.
Türkiye ilan etti:
“Bu topraklarda kontrol Ankara’dadır.”
O günden sonra İncirlik’in kullanımı siyasi onay ve egemenlik denetimi altında yürütülüyor.
ABD hâlâ var ama artık irtibat subaylığı düzeyinde.
Zaten buradan ümidini kesen ABD Erbil'e kaydırdı merkezini. Orasıda şimdi İran'ın yerle bir ettiği en önemli üslerden biri.
İran Krizi: Artık Kontrollü Ortaklık
Bugün İran’a karşı olası bir saldırı tartışması yaşanırken Türkiye net:
Topraklarımız üçüncü bir ülkeye karşı saldırı için kullanılamaz.
Türkiye bölgesel savaşın parçası olmayacak.
Bu sert çizgi, 1990’ların edilgen Türkiye’si ile karşılaştırılamaz.
İncirlik artık bir açık çek operasyon merkezi değil.
Operasyonlar Ankara’nın onayına bağlı.
Türkiye, üs üzerinden taraf yapılmıyor.
Nükleer silah ve kriz yönetimi konusu artık bir stratejik hassasiyet.
Kısaca
İncirlik, 1954’ten beri aktif, ABD ve NATO tarafından kullanıldı.
Ama artık Türkiye’nin kontrolünde.
1990’larda “mecburiyet” ve edilgenlik vardı;
15 Temmuz sonrası “kontrollü ortaklık ve egemenlik” geldi.
İran gerilimi bunu yeniden test ediyor: Türkiye, kendi coğrafyasında başkalarının lojistik üssü mü olacak, yoksa denge kuran bir güç mü?
İncirlik’teki pistler artık sadece uçaklara değil, Türkiye’nin stratejik iradesine hizmet ediyor.
Kalın sağlıcakla...
















