Dost acı söyler.
Ama doğruyu söyler.
Geleneksel medya, kendini gelişime uyduramazsa yok olup gidecek.
Gazeteler, yerel televizyonlar kapanmaya başladı.
Sıra içerik üretemeyen televizyonlara geldi.
Bu sürecin sorumlusu da hiç kusura bakmasın değişime direnmeleridir.
Sadece teknolojiye yenilmek değil söz ettiğim şey.
Zihinlerini gelişime kapatmalarıdır asıl neden.
Ne anlatmak mı istiyorum?
Buyurun o zaman açıklamaya çalışayım.
Güzel bir eğitim alan ve mesleklerini yapmak için büyük bir heyecan yaşayan pırıl pırıl gençlerimiz var, fakat bu gençlere yeterli fırsat sunulmuyor.
Köşe başlarını tutanlar her alanda önlerini kapatıyor.
Oysa tarihi süreçte değişime kim direndiyse yıkılmıştır, kuşkusuz burada da böyle olacak.
Mübarek Ramazan ayındayız, örneği buna uygun vereyim.
Televizyonlarda iftar ve sahur programını sunan hocalar çok uzun yıllardır değişmedi.
Bu hocalar; her Cuma akşamı, her mübarek gecede ve her Ramazan’da karşımızdalar.
Anlattıkları her şeyi ezberledik.
İyide, bu ülkede hiç mi genç hoca yetişmiyor Allah aşkına?
Neden onlara fırsat verilmiyor?
Hatta hocalara sorulan sorular da, hocaların verdiği cevaplarda yılladır aynı.
Televizyon yönetimlerine önerim, bu programların yenilerini çekmekle uğraşmasınlar bant yayın yapsalar kimse anlamaz çünkü.
Televizyonlarda kendini tekrarlayan sadece dini programlar değil.
Neredeyse her program kendini tekrar ediyor.
Haber sunanlar aynı, tartışma programı yapanlar aynı, konuklar aynı.
Yahu yok mu bu işi yapacak yeni yüzler?
Zayıf içerikli, seyredene hiçbir katkısı olamayan zaman kaybından öte gitmeyen programlar var ekranlarda.
Oysa topluma fayda sağlamak için eğitim ve kültür programlarına da ağırlık verilmeli.
Televizyon yöneticileri eğitim, kültür, bilim programları yapmama gerekçelerini reytinglerinin yani izlenme oranlarının düşük olması olarak açıklıyorlar.
Yapılan reyting ölçümlerinde; kültür, sanat, bilim gibi programlarının seyredilmediği, eğlence, dedikodu, şiddet içeren ve merak uyandıran basit formatlı programların tercih edildiği iddia ediliyor.
İyi de kim ölçüyor bu reytingi var mı bilen?
Hiç kusura bakılmasın yapılan ölçümler şeffaf değil.
Haydi diyelim haklı olsunlar.
Toplum gerçekten de; eğitim, kültür ve bilim içerikli programlara eğilmiyor olsun.
Buna rağmen televizyonlar ucuz, bayağı, seyredene hiçbir şey kazandırmayan programları topluma sunmaktan vaz geçmeliler.
Bu hem içinde bulundukları topluma karşı bir sorumluluk, hemde kendi gelecekleri için bir zorunluluktur.
Çünkü reyting uğruna bayağı, ucuz, düzeysiz programları yayınladıkça özellikle gençler televizyon seyretmeyi bıraktı.
Gençler; en taze haberi internetten öğreniyor, en doyurucu içeriklere internet ulaşıyorlar.
Gelelim sonuca.
Ülkemiz de eğitim düzeyi hızla yükseliyor.
Gençlerimiz gelişime açıklar.
Bu süreçte geleneksel medya kendini geliştiremezse daha çok kan kaybedecek.
Nitekim gazeteler değişime uyamadıkları ve içerik üretemedikleri için kapanmaya başladılar.
Sıra televizyonlara geldi.
Eğer televizyon kanalları şeffaf olmadığını düşündüğümüz reyting ölçümlerine bakarak kalitesiz içerik üretme devam ederlerse yakında onlar da piyasadan çekilecekler.















