‘Endüstri 4.0; Eğitim sınıfta kaldı’ başlıklı yazımda, PISA sonuçlarına göre ülkemizdeki 15 yaşındaki öğrencilerin önemli bir oranının temel becerilerden yoksun olduğunu aktarmıştım.
Türkiye’de eğitimin temel sorunlarına şöyle bir göz atalım.
Ülkemiz belirli zaman dilimlerinde yoğun mülteci akınına maruz kalıyor.
İç göç nedeniyle büyük yerleşim merkezlerinde nüfus yoğunlaşması oluyor.
Bunların doğal sonucu olarak; okul, derslik, öğretmen açığı meydana geliyor.
Sadece bunlar değil.
Öğrenciler üzerinde baskı oluşturan unsurlar da var.
Neler mi?
Anlatayım.
İlgi ve bilgiden yoksun bazı aileler,
İşini sadece para kazanmak için yapan bazı öğretmenler,
Not baskısı,
İlgiye göre bilgi vermek yerine, ısrarla her konuda öğrenciyi yoran eğitim sistemi.
Bahsettiğim sorunların her birinin konunun gerçek uzmanları tarafından ayrı ayrı incelenerek çözüme kavuşturulması gerekiyor.
*
Peki, eğitim geçmişte böyle miydi?
Bugün neden bu hale geldi?
Değişen ne?
Köy kavramını yitirip her şeyin şehirleştiği ve hızla değişmeye başladığı bu dönemde, acaba değerlerimizi de yitiriyor muyuz?
Yıllardır herkesin dilinde ki efsaneleşmiş köy enstitülerinde ki fark neydi?
Köy enstitülerinde;
Sorun değil, çözüm üreten, mesleğini ideali olduğu için yapan, vatanın her köşesine düşünmeden giden, sanat, spor, edebiyat, tarım başta olmak üzere her tür bilgiyle donatılmış öğretmenler, parlak nesiller yetiştiriyordu.
Köy enstitüleri;
Eğitimde fırsat eşitsizliğini kaldıran, herkese ilgi ve yetenekleri doğrultusunda hareket etmeyi sağlayan bize ait bir eğitim sistemiydi.
Maalesef bugünlere taşıyamadık.
*
Şimdi soruyorum.
Çin, Hong Kong, Kanada, Finlandiya gibi ülkeleri eğitimde başarılı yapan ne?
Bizde ne gibi farklar var?
Nerelerde hatalar yapıyoruz?
Bunları sorgulamamız, araştırmamız gerekmiyor mu?
Uzmanlarımızı bu ülkelere göndererek yerinde tespitler yapmalarını ve raporlar hazırlamalarını sağlamalıyız.
Unutmayalım ki, eğitime yapılan harcama, geri dönüşü en faydalı harcamadır.
Geleceğimize yapılan yatırımdır.
*
Sahi, ülkemizde eğitimde ilham alabileceğimiz rol model yok mu?
Aslında rol model yanı başımızda duruyor.
Gönüllülerden oluşan ve “Bir çocuk değişir, Türkiye gelişir” sloganıyla yola çıkan bir ekip.
Nitelikli eğitim bazı çocukların değil, her çocuğun hakkı düşüncesiyle hareket eden bir kadro.
Kim bu ekip?
TEGV’den (Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı) bahsediyorum.
Benimde dâhil olduğum övgüye değer bir eğitim hareketidir TEGV.
TEGV’de uzman bir kadro tarafından hazırlanan eğitim programları, gönüllüler tarafından verilmektedir.
Etkinlik sonunda gönüllülerden değerlendirmeleri alınarak, yapılan etkinlikler gerekirse yenilenerek, sürekli geliştirilerek devam ediyor.
Bu eğitim hareketiyle çocukların oyunlarla öğrenebilme, hayal gücünü geliştirebilme duyguları gelişiyor.
Not baskısı, ödül, ceza olmadan da çok daha sağlıklı öğrenme becerisini kazanabiliyorlar. Sevgi olduğu zaman, saygının çok daha kolay kazanılabildiğini öğreniyorlar.
Okul eğitimleri sonrasında öğrencilerin mutlu bir şekilde gelip eğitim desteği aldığı bu vakıf örnek alınması gereken bir rol modeldir.
Önümüzde ki haftalarda aile, öğretmen ve eğitim sistemi saç ayağındaki sorunları tek tek ele alacağız.















