15 Temmuz gecesi…
Ne olağan bir geceydi, ne sıradan bir kalkışmaydı.
Gökyüzünde F-16’lar…
Boğaz köprülerinde tanklar…
Devletin uçaklarıyla bombalanan meclis…
Ve sokakta eli boş ama yüreği dolu insanlar…
O gece herkes şaşkındı. Kim nerede, ne oluyor, bilinmiyordu.
Ama kim olduğunu, nerede durduğunu bilen biri vardı: Millet.
Ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…
O karanlık gecede canlı yayına bağlanarak, milletin damarlarına umut aşılayan o çağrıyı yaptı:
“Milletimi meydanlara davet ediyorum.”
İşte o an, tarihin akışı değişti.
İşte o an, sandıktan çıkan irade, sokağa dökülen cesaretle birleşti.
O çağrıyla birlikte bir millet ayağa kalktı.
Kimi elinde Türk bayrağıyla koştu,
Kimi elinde sadece bir terlikle…
Ama o terlik, o gece bir tankı durdurdu.
Bir halkı uyandırdı.
Bir milleti yeniden var etti.
Ve hâlâ "kontrollü darbe" diyebilenler var ya…
İnsan hayret ediyor.
Elinde bayrakla tankın önüne yatan delikanlıyı kim kontrol etti?
Eline Fatiha'yı alıp köprüye yürüyen genç kızın kulağına kim ne fısıldadı?
Evladını Allah’a emanet edip sokağa fırlayan anayı,
Selâyı duyup camiye koşan amcayı,
Belediye merdivenine yatan genci kim yönetti?
Hiç kimse.
Çünkü bu bir milletin, sadece ve sadece vicdanıyla verdiği refleksiydi.
Ne senaryo tutar bu karşısında, ne plan işler.
Ve o gece, bu toprakların en sade, en sessiz ama en güçlü sembolü çıktı karşımıza:
Terlik!
Evet, yanlış duymadınız.
Ayağında lastik terlikle tankın önünde duran bir kadın...
O gece terlik, korkunun değil, cesaretin ayak sesi oldu.
Devletin sarsıldığı yerde, halkın kararlılığını yere bastı.
Terlik; bu topraklarda sıradan insanların, sıra dışı duruşunu sembolize etti.
Ve bir daha çıkmadı bu milletin hafızasından.
Tarih kitapları çok şey yazar…
Ama bazı geceler halkın kalbine yazılır.
O gece;
Demokrasi namus,
Bayrak evlat,
Vatan toprağın altı kadar üstü de sayıldı.
Siyasi irade dimdik durdu.
Millet iradesiyle kenetlendi.
Ve herkes gördü ki:
Hiçbir darbe planı, bir milletin kararlılığı kadar güçlü değildir.
Hiçbir üniforma, bir annenin duası kadar sağlam değildir.
Hiçbir tank, terliğin bastığı toprağa galip gelemez.
15 Temmuz’un bir sahibi varsa, o millettir.
Ne bir parti,
Ne bir kurum,
Ne bir ideoloji...
O geceyi tankın önünde duranlar yazdı.
Ellerinde silah yoktu, ama iman vardı.
Talimat yoktu, ama kararlılık vardı.
















