Geçen hafta bir sosyal deney yaptım.
İki Kürtçe türkü yükledim.
Taktım flaş belleğe…
Arabamla şehrin içine çıktım.
Teybin sesini açtım.
Ne gizler gibi, ne de bağıra çağıra…
Dışarıdan duyulacak kadar.
Yavaş yavaş gezdim.
Kalabalık gördüğüm yerde durdum.
İnsanlar duysun istedim.
Kimse el kaldırmadı, laf atmadı.
Ama bakışlar…
Tavırlar…
Yandan yandan kulak kabartmalar…
Sanki bir suç işliyormuşum gibi.
Dinlediğim kürtçe türkü yüzünden, sanki yasaları çiğnemişim…
Bir türkü dinletince, sanki hain damgası yemişim.
O an fark ettim…
Bizim memlekette, şarkının dili bile insanı zanlı yapıyor.
Türklüğüyle Gurur Duyan Biriyim
Beni bilen bilir.
Türklüğüyle gurur duyan biriyim.
Milliyetçi kimliğimden hiç gocunmam.
Ama o gün, bir türkü yüzünden…
Kendimi zanlı gibi hissettim.
Ve düşündüm:
İki türküyle mi yıkılır bu memleket?
Kürtçe Türkü dinleyen insan hain mi ilan edilir?
Gerçek Sorun Nerede?
Allah bizi farklı dillerle de yarattı.
Kürt de var, Türk de, Laz da…
Hepsi bu topraklarda.
Hepsi bu bayrağın altında.
Kürt vatansever olamaz mı?
Kendi dilinde bir türkü dinleyince suç mu işlemiş olur?
Bu önyargılar…
Kardeşliği zedeliyor.
Unutmayalım:
Kürt de Türk de hem iyi hem kötü insan çıkarır.
İnsanlık böyle bir şey zaten.
İyiler var, kötüler var.
Bir de bazen iyi, bazen kötü olanlar…
Yani hepimiz.
Kardeşlik Mi, Önyargı Mı?
Gerçek sorun başka.
Terör.
İhanet eden, silaha sarılan o azınlık.
Onlarla derdimiz.
Ama Kürt halkıyla değil.
Kürt bizim kardeşimiz.
Bırakın dinlesin türküsünü…
Biz de dinleriz.
Dinlediğim türkü?
“Keje Kürdan.”
Türkçesi “Kürt Kızı.”
Hasılı, Kürtçe türküyle yıkılmaz bu memleket!
Ama…
Birbirimize sırt dönersek, önyargılarla yaşarsak…
Kendi elimizle yıkarız.














