Kıymetli okurlarım,
Uzun zamandır haritalar hakkında yazmak istiyordum.
Çünkü anlatmak yetmiyor.
Dinletmek de çoğu zaman kifayetsiz kalıyor.
Ama gösterdiğinizde...
Konu yerleşiyor.
Hedef kitle ya o bilginin sahibi oluyor…
Ya da esiri.
Mesela…
BOP bir harita.
Büyük Yunanistan bir harita.
Büyük Ermenistan, keza öyle.
"Vadedilmiş topraklar" mı dediniz? O da bir harita.
Velhasıl, her şey bir haritayla başlıyor.
Öyle kuru bir çizim sanmayın, zihne kazınan stratejidir harita.
O yüzden önemlidir.
Şimdi size bir soru sorsam:
“Biz kimin dünyasında yaşıyoruz?”
Cevaplar çok olur.
Ama ben tek bir cevap vereceğim:
İngiltere’nin planladığı dünyada yaşıyoruz.
Hatta öyle bir plan ki…
Zamana bile hâkimler!
Greenwich nerede?
Londra’da.
Sıfır meridyeni nereden başlıyor?
Londra’dan.
Dünyanın saati nereye göre ayarlanıyor?
Yine oraya göre.
Adamlar sadece haritayı değil, zamanı da çizmiş!
Dünyanın finans merkezi mi?
Londra.
Paranın rotasını belirleyen merkez bankalarının perde arkası mı?
Yine Londra!
Hangi ülkenin rezervleri nerede saklanıyor?
Cevap malum: İngiltere.
Ve bugün sınıf duvarlarında, ofis panolarında, ders kitaplarında gördüğünüz dünya haritasını kim belirledi?
Yine o eller…
İşte bu yüzden Afrika minicik…
Güney Amerika, köşeye itilmiş bir kıta…
Çünkü merkez, onlar değil!
Merkez hep onlar.
Peki eskiden neresiydi bu sıfır noktası?
İstanbul!
Yanlış duymadınız.
Dikilitaş’ın olduğu yer, dünya ölçümünün başlangıç noktasıydı.
Orada hâlâ bir taş var: Sıfır taşı.
Batı dünyası zamanında Türkçe öğrenmek için çırpınırdı.
Peki ne oldu da bu işler tersine döndü?
Cevap basit:
Onlar bir oldular.
Birleştiler.
İmkânlarını paylaştılar.
Strateji geliştirdiler.
Bizse…
Bugün çocuğumuz ilkokulda İngilizce öğrendi diye sevinçten uçuyoruz.
Hatta anne karnında İngilizce öğrenilsin diye çaba gösterenler bile var!
Nereden nereye…
Peki Japon ne yapıyor?
Çinli, Rus, Amerikalı ne yapıyor?
Hepsinin haritasında kendi ülkesi merkezde.
Dünyayı kendilerine göre şekillendiriyorlar.
Çocuklarının göz hizasına kendi haritalarını koyuyorlar.
Çünkü harita sadece yön göstermez.
Bilinç verir.
Türk evladı, İngiltere menşeili bir haritayla büyürse…
O çocuk mezun olduğunda, batıya gitmenin hayalini kurar.
Hatta burada önemli bir görev alsa bile…
Gözleri orada olur.
Tövbeler olsun, neredeyse "kutsal rota" gibi.
Ama o çocuğun sınıfında, kendi ülkesinin merkezde olduğu bir harita olsa…
O zaman...
O çocuk büyür, yetkili biri olur…
Ve sadece Türkiye’yi değil, çevresini de koruma refleksi kazanır.
Kültürünü, kimliğini, komşusunu…
Hepsini kanatlarının altına alır.
Ve inanın…
O zaman kan durur.
Sömürü biter.
Adalet yeniden filizlenir.
Harita basit bir görsel değil.
Koskoca bir medeniyet kodudur.
O yüzden diyorum ki:
Sayın Cumhurbaşkanım,
Sayın Millî Eğitim Bakanım…
Artık vakit geldi.
Millî haritalar gelsin!
Sınıflarda, çocuklarımızın göz hizasında…
Merkezi İstanbul olan, Ankara olan…
Bursa’sı, Van’ı, Edirne’si, Hakkâri’si büyütülmüş bir Türkiye haritası olsun!
Geleceğimizi…
İngiliz çizimi dünyalardan çıkaralım.
Haydi Bismillah.














