Amerika dün yine bildiğini yaptı.
Kovboyluğunu konuşturdu.
Altı uçağını kaldırdı, altı bombayı gönderdi.
Ama bu öyle sıradan bombalar değildi.
Nükleer silahtan sonraki en yıkıcı başlıklar…
Hedef belli: İran’daki üç nükleer tesis.
Natanz’a dört, diğer ikisine birer tane.
Yani “Ben geldim” dedi, fil gibi daldı dükkâna.
Züccaciye dükkanına giren fil misali…
Sağa sola bakmadan, dinlemeden, düşünmeden.
İsrail’i düşündü mü?
Hayır.
İran’daki nükleer tesisler vurulunca, oluşacak radyasyon bulutunun
Irak’a, Suriye’ye, Lübnan’a, Türkiye’ye…
Ve hatta “çok sevdiği” İsrail’e ulaşabileceğini hesap etti mi?
Etmedi.
Çünkü hesap makinesi yok.
Çünkü zihin odun.
Çünkü hâlâ Ortadoğu’yu haritada gösteremeyen Pentagon analistleriyle çalışıyor.
Sonuç?
Milyonlarca insanı gözü kara bir karanlığın içine itti.
Kimi savaş pilotu oldu, kimi Kamikaze…
Herkesi kendi ateşine sürükledi.
Ve buraya yazıyorum:
Eğer bu topraklarda bir radyoaktif serpinti yaşanırsa,
Kimse “kaza oldu” demesin.
O serpinti, kıvılcımını Washington’dan aldı.
Bugünden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Amerikan üsleri, İsrail tesisleri, bölgedeki her asker, her lojistik hat artık hedeftir.
Bu oyunu sen başlattın Trump.
Pimi sen çektin.
Bombayı sen bıraktın.
Haydi şimdi elini başına koy,
Ve dön arkanı.
Cehennemin kapılarını sen açtın,
İçeri ilk sen gireceksin.














