İlgi alanımda olduğu için askeri proje ve çalışmaları yakından takip ediyorum ve dikkatle inceliyorum.
"Jet Motorunu 4 ile 7 yıl arasında yaparız" sözünün üzerinden neredeyse 15 yıl geçti...
Ancak jet uçuracak bir motordan henüz çok uzağız...
Tankı "hemen yaptık, bitti, bitiyor" denilmesinin üzerinden neredeyse 15 yıl geçti.. .
Ama hala ortada yürüyen bir şey yok ..
Havacılık çalışmalarımız derseniz o da berbat...
"Aha geliyor" deniyor.
Model tip üretiliyor.
"Bu olmadı, haydi elektrikli" yapalım deniliyor.
Onun prototipi yapılıyor, "Olmadı büyüğünü yapalım" deniliyor. O uçuruluyor, "bu olmadı küçültelim" gibi milli imkanları eritici, moral bozucu, zaman kaybettirici; bir çeşit psikolojik harekat yürütülüyor.
Sanki içimizde ki NATO GLADYO'sunun ayak oyunlarıyla oyalanıp duruyoruz...
İlave olarak uygulanan tedarik sorunları,
Gizli ve açık ambargolar, sallama ve savsaklamalar.
Sonu gelmeyen görünmez sabotajlar...
Ve yürümeyen projeler; Ortaya dişe dokunur bir şey çıkmıyor...
Kurumsal açıdan; Oyalamaca, vaadlerle, göz boyama almış başını gidiyor..
Yönetim değişiyor.
"Aha bitti" denilen çalışmalar; Üç yıl, dört yıl sonrasına yeniden tarihleniyor..
Neden peki!?
Öğrenilmiş çaresizlik diye bir olgu var...
Bu sistem şöyle çalışıyor:
Bir hayvan; yavruyken kurtulamayacağı ve o gün için kendi gücünün yetmeyeceği bir taşa, kütüğe bağlanıyor.
Hayvan kurtulmak için çabalıyor.
Bir, iki, üç, dört...
Kurtulamıyor tabi ki.
Ve çabalamayı bırakıyor, ebediyen hem de...
Büyüdüğünde, aynı şeye bağlandığında bebekliğinden kalma , "öğrenilmiş çaresizlik" nedeni ile kurtulmayı denemiyor bile.
Sahibinin onu çözmesini; öylece, kıpırdamadan bekliyor, hareket etmiyor.
Halbuki kıpırdasa, denese , engel olmadığını görecek.
Öğrenilmiş çaresizlik yüzünden, köleliğe devam ediyor.
Bize olan da budur.
Komuta heyetinden bazıları ve bürokrasiden bazılarıyla bu konularda sohbet etme fırsatım oldu...
Tepkiler şöyle:
"İsrail bize saldıramaz, saldırmaz..
Bu imkansız.
NATO üyesiyiz, beşinci madde işler... vs... vs...
Amerikayla mı savaşacağız, adamlar Dünya'ya hakim. Ekonomiye hakim.
Bizi bitirirler...
Araplar için savaşmam; bana ne.
Türkiye sınırlarının dışında işimiz yok...
Oralarda Türk varsa bile 800 yıl geçmiş.
Türklük mü kalmış, bize ne!
Adamlar teknolojiye hakim, asla yetişemeyiz!
Tenekeden uçakla mı yeneceğiz!, vs...vs..."
Gördüğünüz gibi, Yahudi hocalar, Amerika'nın kapı uşakları tarafından eğitilmiş ve hatta Amerika'da, Avrupa'da eğitim adı altında beyni yıkanmışların taarruzu, engellemesi ve aşağılaması altında kocaman bir devlet ve halk var....
Bir türlü üretilemeyen, bitirilemeyen, sonuca ulaştırılamayan, uzadıkça uzayan silah ve teknoloji çalışmalarımız.
Tam da;
Küresel bir fırtına bölgemizden kopmak, bir savaş çılgınlığı yaşanmak üzereyken, olanlar bunlar...
"Çalışma yönetimimiz" çok kötü ve acımasızca sabote edilen sürece dönüşmüş durumda..
Ülke bu tiplerden temizlemeden hiç bir şeyi zamanında sahaya süremeyeceğiz..
Ve bir yangının ortasında, elimizde boş bir yangın tüpüyle kalacağız...
Peki; Olan hiç güzel ve başarılı bir iş yok mu!
Var elbette.
Radar çalışmalarımız,
füze ve roket çalışmalarımız, hafif, orta, ağır tekerlekli zırhlı projelerimiz, hafif ve ağır piyade silahları çalışmalarımız çok başarılı..
Ancak daha hızlı başarmamız gereken kritik çalışmalar var...
Ya bu engel olanları temizleyeceğiz, ya da bedelini kanla-canla ve toprak kaybederek ödeyeceğiz.
Durum bu kadar net.















