İran-İsrail hattı cayır cayır yanarken, birisi çıktı, ateşe benzin dökecek bir iddia servis etti.
“Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, bir tesiste kimyasal ve nükleer alfa kirlenmesi tespit etti” dedi.
İddia bu kadar. Ama yankısı?
Tam anlamıyla bir medya taarruzu başladı.
Bizdeki ve dünyadaki malum çevreler…
İngiliz-Amerikan borazanları…
İsrail’in sadık ekran neferleri…
Hemen devreye girdi.
“Natanz tesisinde nükleer ve kimyasal sızıntı varmış…”
Dedikleri bu.
Peki gerçek ne?
Bu haber YALAN.
Psikolojik harekât ürünü.
Amerikan ajanlarını bölgeye sokma planının ilk perdesi.
Gelelim asıl meseleye…
Natanz’daki Gerçek Ne?
Tesisin yer üstündeki enerji üretim sistemi hedef alındı.
Yani, yer altındaki nükleer zenginleştirme sistemlerinin elektriği kesildi.
Ancak sistem yedekli.
Yer altı destek devreleri devreye girdi.
Bir başka deyişle:
“Krize hazırlıklı altyapı sistemi çalıştı” ve olay kontrol altında.
Natanz, öyle üç katlı apartman gibi bir yer değil.
Kritik sistemleri yerin 60. metresinden başlıyor, 800 metreye kadar kat kat iniyor.
Amerika’nın “en gelişmiş” bombasıysa, en fazla 15 metreye nüfuz edebiliyor.
Yani bırakın sızdırmayı…
Hollywood filmi çekseniz senaryo reddedilir.
Peki ne bu “kirlenme”?
Kirlenme, evet var. Ama seviyesi ne?
Rapor açık:
Hastanelerdeki röntgen odalarında karşılaşılan dozla neredeyse aynı.
Özetle:
Sızıntı yok.
Felaket yok.
Kıyamet hiç yok.
Ama tabii…
Televizyon ekranlarında gerçek değil, algı satılıyor.
Habercilik Nerede Başlar, Nerede Biter?
Sosyal medyada “ilk ben verdim” demekle gazetecilik olmuyor.
Bir haberin doğruluğu, en az üç ayrı kaynakla teyit edilerek anlaşılır.
Raporu okumadan, anlamadan, kulaktan dolma bilgilerle manşet atılmaz.
Çünkü bazı “sızıntı haberleri”, aslında başka niyetlerin sızdırılmasıdır.
Ama bilgiyle değil, önyargıyla yayılır.
Son Söz, Büyük Harflerle Yazalım:
NATANZ’DA SIZINTI YOK.
OLAN ŞEY, OLAĞAN DIŞI KOŞULLARDA ÇALIŞAN YEDEK BİR SİSTEM.
BU HABERLERİN TEK AMACI, İSRAİL YANLISI KAMUOYU OLUŞTURMAK.
İNANMAYAN AÇIP RAPORU OKUSUN.
AMA ÖNCE ANLAMAYA CESARETİ OLAN OKUSUN.
ZİRA BAZI GERÇEKLER YALNIZCA BİLENİN DEĞİL, GÖRMEK İSTEYENİN ÖNÜNDE DURUR.















