Kıymetli okuyucularım. Kardeşlerim, yoldaşlarım.
Bir yazar eski deyimleride yaşatmalı ve bunları yarına taşımalıdır diye düşünüyorum.
Yazımın başlığı da; Yozgat ilimizin, Boğazlıyan ilçesine bağlı
"Deveci Pınar" köyünde Karatatar (Cengizhan'dan Anadolu'da kalan bakiye ye verilen isimdir) ve Çepni ve Türkmenlerin birlikte yaşadığı yerde yaygın kullanılan bir deyimdir.
Bu günkü yazım o deyimin anlattığı şeyle alakalı.
Türkiyemizin sıklık ile yaşadığı bir sıkıntının da adı.
Eğitimde,
siyasette,
dış politikada, ekonomide,
dinde,
teknolojide,
hasılı vesselam aklımıza gelen, gelmeyen her konuda başımızın belası bir konu.
Düşmanlarımız ya da bizden hâzzetmeyenler yolunu bulmuşlar.
Türk'e ondan gibi görünüp yanaş, dost görün iyice nüfuz et.
Hançeri derine sokacağın kadar dibinde ol.
Nefesi kadar yakın.
Uyutabilirsen uyut, Türk uyursa uyandırmak zor olur.
Baktın uyanıyor. Sinirlerini kes,
can damarlarını kopar,
Ölecek gibi olursa, az tımar ile canlı tut.
Olur ki Türk lazım olur!
Zâten tarihimize dikkatlice baktığımızda; 1699 Karlofça antlaşmasından sonra, ki bu ilk toprak kaybıdır "Devleti Âliye'nin" bu tekniği
"Cerrah hassasiyeti" ile uygulamışlar, kullanmışlar bize karşı.
Dikkatlice araştırıp, bakınca, olanları okudukça, bir takım özel belge ve çalışmaları gördükçe insanın gözleri doluyor.
Hatta Yunanistan'ın ve Balkanların kaybını incelediğim bir sıra, öyle bir zaman dilimi yaşadım ki anlatamam.
İki ay hemen hemen her gün...
Sabah ya da akşam, okuyup öğrendiklerim sonrasında;
Ağlama seansları yaşadım.
Olamaz böyle bir alçaklık, hainlik ve vahşet olamaz... Diye isyan ettim!
Türk tarihinin hangi zayıflama, çöküş ve yıkılış dönemine el attımsa da; Yarım asrı epeyce geçen ömrümde... Aynı şeyleri adeta tekrar tekrar gördüm, yaşadım.
Göktürk Kitabeleri arasına edeplice gizlenmiş Türk'e karşı "VAHŞET"püskürdü tarihin sayfaları arasından.
Bunun bir kısmı, yabancılar tarafından ustaca devşirilen
"Mankurtlar" eli ile oluşturulan yok oluş öyküleri idi.
Bir kısmı;
"Senin Türkün Benim Türkümü" dövemez çekişmeleri idi,
Bir diğer kısmı aramıza sızan
"Dönme- Devşirmelerin" kanlı eserleri idi,
Bir kısmı aramıza sızmış bizden görünen, ancak içi başka dışı başka olanların işi idi,
Bir kısmı da muhterislerin eseriydi.
Malum iblisin bizde en sevdiği huy "KİBİRDİR".
Son 22 yıldır ve ondan önceki yıllarda yaşanan ve yaşanamayan her ne varsa hepsi de yukardaki nedenlere gidip dayanmaktadır.
Bir türlü düşmeyen enflasyon, durmadan artan bütçe açığı,
İhracat rekorlarına rağmen dolamayan bütçemiz.
Kıbrıs'ta Rum'un yanında saf tutan Kazakistan,
Çinle birlikteyiz anlamında açıklamalar yapan ünlü Türk büyükleri
Ordumuzu;
Son üç yüz yıldır, tuzaktan tuzağa, pusudan pusuya, yenilgiden "YOK OLUŞA" sürüklemeye çalışan, sadece kıyafeti Türk komuta heyetleri ile ulaştık bu günlere...
Say say bitmez olaylar ve târih
Bu Yozgat deyimine gelip dayanıyor.
Anlamı ne mi bu deyimin?!
"Sanağını Sarkıtmak,"
bu deyimin anlamı aşağıda, buyrun:
Oyalanmak, boşuna zaman harcamak.
Ne kadar haklı bir deyim, değil mi!!!?















