Değerli okurlarım,
Bugün sizlerle bir kelimenin yolculuğuna çıkacağız.
“Meşru”…
Yani İngilizcesiyle legitimate…
Ama dikkat edin…
Bizim kültürümüzdeki “meşru” ile onların “legitimate” dediği şey aynı değil.
Anlatayım...
Bizde meşru olan;
İslam’ın, ahlakın, kamu vicdanının doğru bulduğu şeydir.
Hakkaniyettir.
Adalettir.
Mazlumun yanında durmaktır.
Ama Batı’da “legitimate”…
Sistemin onayladığı, çıkarlarıyla örtüşen her şeye meşruiyet damgası vurulabilir.
Kendileri için faydalıysa, “haklıdır.”
Yahudi geleneğinde ise “legitimate”;
Tevrat’a uygun olan, Allah’a yönelmiş her tutumdur.
Yani onların kutsal kabul ettiği şey...
Bizim için saldırı olabilir.
Bu yüzden diyorum ya…
Kavramları anlamadan, kültürleri çözmeden konuşursak,
körler sağırlar birbirini ağırlar.
Bugün hâlâ çoğu insan farkında değil:
Dünyanın en radikal, en katı şeriat devleti İsrail'dir.
Ve ne acıdır ki…
Bu sistemin hedefinde genellikle biz varız.
***
Bir parantez açalım…
Bazı çevrelerin kutsalına göre:
“Türkiye, Vadedilmiş Topraklar üzerinde kurulmuştur.
Bu coğrafyada yaşayanlar işgalcidir.
Ya itaat edecek ya da terk edecek.”
Evet, böyle düşünen bir akıl var!
Amerika ve İngiltere içinse Türkiye,
Osmanlı'nın mirasçısı, Müslüman dünyanın lider adayıdır.
İran cephesinden bakıldığında,
Sünni dünyanın merkezi…
Dolayısıyla rakip.
Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan, Kıbrıs Rum Kesimi…
Hepsinin gönlünde geçmişin haritaları,
her fırsatta önlerinde durur.
Rusya, Türk dünyasının birleşmesinden ürker…
Çin, Doğu Türkistan gerçeğinden.
Ve tabii bir de Hindistan var...
Stratejisini belirlerken bazen şaşırtıcı şekilde düşmanca refleksler gösterebiliyor.
***
Bu tabloyu neden çizdim biliyor musunuz?
Çünkü düşmanınızın kim olduğunu bilmezseniz…
Yanıltıcı manevralara kanarsınız.
İsrail, İran’a saldırdı
Herkes bu yöne bakıyor.
Ama bir düşünün…
Ya hedef şaşırtılıyorsa?
Ya hedefte asılTürk dünyasının kalbi varsa?
Unutmayın…
Bu coğrafyada güçlenen her yapı,
bir gün mutlaka hedef olur.
Ve eğer bu millet bir araya gelirse…
Türkiye, Pakistan, Azerbaycan üçlüsü,
Endonezya’dan Malezya’ya,
Fas’tan Cezayir’e,
İtalya’dan İspanya’ya,
Afrika’nın yoksul ama yürekli halklarıyla omuz omuza verirse…
Dünyanın haritası değişir.
Bu ihtimali bilenler,
işte bu yüzden telaşlı.
Çünkü biliyorlar:
Gelecekte Türkiye merkezli bir denge kurulursa,
o eski oyunlar bozulur.
***
Son sözüm net:
Kimin ne oyunu varsa oynasın.
Kimin ne hesabı varsa yapsın.
Ama bilinsin ki:
Biz hazırız.
Aklımızla, birliğimizle, inancımızla...
Gelin bakalım…
Cesaretiniz varsa!
Ya herro…
Ya merro…















