Bu ismi çok severim.
"Kuzey Yıldızı", sembolü de alımlıdır. Asla yer değiştirmez, insanlara yön tayin eder ve çok güzeldir.
Kore savaşı sırasında saldırıya geçmeden önce; Kuzeye, Ana yurtlarına ve Kabe'ye doğru el açıp aslan gibi düşmanın üzerine atılan yiğit Mehmetçiğe verilmiştir bu isim. Güney Koreliler ve Amerikalılar tarafından ve sonuna kadar da hak edilmiş bir ünvan'dır.
Bu tarihi bilgiden günümüze, Suriye Harekatına pencere açmak istedim; bu bilgiyi kullanarak.
Devlet aklımız doğrusu dört başı mamur harekat yürütüyor. Neler planlanmış neler...!!!
"Kuzey Fırtınası" askeri harekatın adı olarak verilse yeridir.
Türkiye görüldüğü kadarıyla yıllardır başına bela edilen her türlü planı yapanların basına geçirmek üzere.
Farklı planlarla Türkiye'yi zara-zora sokanlar şimdi kendileri zorda . Tam anlamıyla ellerinde patladı diyebiliriz..
Kısaca;
Savaşı Türkiye’ye taşımaya çalışanların savaşını plan kuranların sınırlarına taşıyacak , hatta taşıdı.
Suriye ordusu çöktü, İran tükendi, Rusya isteksiz ve güçsüz.
Tam da bu "stratejik boşluk" anında güç kullanarak Lübnan’a, İsrail’e komşu olmak üzereyiz.
Kadim Türk devle aklı devrede, müthiş bir “zamanlama” ....!
Bu arada Türk Elektronik harp sistemleri kök söktürüyor; Amerika, Rusya ve İsrail sistemleri tamamen "off" , iş göremez halde ya da çökmüş durumdalar. Ne uçaklar uçabiliyor, ne haberleşe biliyorlar, ne internet var ...
Uzay, hava , kara sistemleri yüzde on-yirmi verimle kullanılabiliyor. Gelen bilgiler bu yönde.
Şükürler olsun Allah'ım, bu günleri görmek de varmış!
27 Kasım 2024… Gazze’de soykırım yapanlar, Lübnan’ı işgal etmeye girişenler, savaşı sistematik biçimde kuzeye, Türkiye sınırına taşımaya hazırlananlar, hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılaştı.
Dünya Golan’a bakarken, gözleri aniden Halep’e döndü.
Suriye’nin Kuzeyinden kimsenin beklemediği bir kasırga çıktı.
İsrail uçakları günlerdir Suriye’yi bombalar iken. İran, Rusya ve Suriye devlet aklı Türkiye sınırına yığınaklanıyordu.
Türkiye hem Rusya’yı hem İran’ı bu yığınaklanmanın ve olası saldırıların durdurulması için uyardı.
Ezberleri bozan gelişme aniden İdlib’de başladı. HTŞ, Kur'an kursuna rejim bombardımanı sonrası;
Halep’e doğru hareket başlattı.
Rejim ve hempaları;
İDLİB’E saldırı hazırlığı yaparken, HALEP ellerinin arasından uçup gitti..
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beşşar Esad’a yeniden diyalog önerisi,temas ve görüşme girişimleri karşılıksız kaldı. Ukrayna da,
Batı ile Rusya’nın savaşı;
Uzun menzilli balistik füzeler kullanma aşamasını geçerek,
nükleer silah kullanma tartışmalarına dönüştü.
Derken;
İdlib’den güneye doğru başlayan ve beklenmeyen askeri hareket Dünya'yı şok etti.
Bölgede bulunan güçler SMO ve HTŞ güçlerine cılız karşılıklar verdiler.
İlginç olan İran, İsrail Lübnan’ı ve Suriye’yi vururken, Suriye ordusu ile birlikte Golan’dan karşılık vermek yerine, birliklerini kuzeye taşıyarak saldırı hazırlığı yapmıştı!!?
Dahası, Suriye muhalefeti ile savaşmayı İsrail ile savaşmaktan daha öncelikli görüyor, bunun için İsrail ile ateşkes anlaşması bile yapıyordu!
Bu görüntü, İran’ın bölgede çok yıprandığı, Suriye’de etkisini kaybettiği, militanlarını Lübnan’dan Suriye’ye taşıyamadığı, Suriye ordusunun aslında çöktüğü ve ortalarda olmadığı gerçeğini ortaya çıkardı.
2016' yılında İran ve onun katil sürüsü tarafından aynı bölgede bir mezhep soykırımı yapılmıştı. Oysa aynı kitle hazırlanıp, eğitilince ve ortam ve şartlarda uygun olunca sadece üç günde Halep’i ele geçirdi. Oysa 2016’da on binlerce insanın katledildiği, yüz binlerce insanın sürüldüğü, Türkiye destekli silahlı güçlerin İran tarafından ezildiği çok büyük bir savaş yaşanmış, Halep enkaza dönmüştü.
Yaşananlar korkunçtu ve bu, İran’ın kan ve gözyaşı ile tarihe attığı imzaydı.
Bu gün, an îtibârı ile Halep’e girenlere bakıyorum, intikamcı kıyımlara yönelmiyorlar. Âdeta büyük devlet aklı ve olgunluğu söz konusu.
Bu olgunluk yeni Suriye’nin ve onun parlak geleceğinin temellerini atacak aklın ipuçlarını hepimize gösteriyor.
Devleti Âliye'nin kadim coğrafyasında gelişen olaylar; dikkatle analiz edildiğinde şöyle bir gerçeklik görünür:
Lübnan ve Suriye’deki savaşlar, İran’ın Halep’e kadar gelmesi,
PKK/YPG’ye İran sınırından Akdeniz’e kadar harita çizenlerin ana amacı, savaşı Türkiye sınırlarına hatta içlerine taşımaktır!
Devleti Âliye ile bitmeyen kavgalarını günümüz Türkiye'sini bitirerek sonuca ulaşmak niyetindeler.
Bu zihniyeti Türkiye ile ilgili meselelerin hepsinde görmek mümkündür. Güneyde de böyle, Akdeniz’de de böyle, Adalar Denizinde’de böyle, hatta Karadeniz’de de böyle olması için çalışıyorlar. Amaçları hep aynı.
Elli yıldır Türkiye’yi terörle diz çöktürmeye çalışanlar, Amerika-İngiltere, AB-İsrail-Araplar ,
“müttefikler”, "dostlar"...
Suriye savaşı ile bambaşka bir aşamaya geçtiler. Türkiye Cephesi’ni açtılar.
Türkiye, hepsi ile mücadeleyi kabul etti. Kadim aklına ve tarihî birikimine dayandı. Mücadeleyi hep tek başına yürüttü. Hem sınırları dışında, hem sınırları içinde. Ve her sahada.
Muhalifler Hama’yı denetim altına almak üzere.
PKK/YPG’nin kontrol ettiği Tel Rıfat’ı bir günde denetim altına aldılar. Hama, Humus, Şam ve Lazkiye’ye yöneldiler.
Dünya Türk tarzı, hibrit "Yıldırım Harekatı" izliyor. Şaşkınlar hem de çok.
Olayları, geçmişini ve gelişimini dikkatle izleyenler; Amerika-İngiltere tarzını bu hârekatların içinde görmüyor değil. Sanki oralardan da esintiler var gibi...
Şüphe iyidir, devleti ve hakkı hayatta tutar. Biraz tedbir iyidir. Sırtımızdan çok vurulduk; Son dört yüz yılda.
Bundan sonrası için olması muhtemel şeyler aslında yolun sonunda görünmeye basladı.
Ruslar deniz üssünü boşalttı. Sırada hava üsleri var.
Amerikalılar pılıyı pırtıyı sessizce topluyor. Kovboy ya... Eli de silahında, esiyor, gürlüyor. İran'ı adamlarımı nasıl kurtarırım korkusu sarmış durumda.
Ve ötekiler paçalarından akanların kokusu burnunuzun direğini kırmaya başladı.
Sıkı dur Türkiye!
Aşağıdan-yukarıdan yolun sonunu görmeye başladılar.
Türk yüzyılı'nın emareleri bunlar. Sıkı dur Ey Milletim...!
Kuzey Yıldızı parlamaya, yol göstermeye basladı!















