Ey kadim ve büyük Türk Milleti, aç gözünü, duy sesimi!
Türk Selçuklu ve bir sonraki İmparatorluğunu yıkan toplantının, bizim bildiğimiz ilki 1010 yılında yapıldı.
İnanç ve Irk temelli gizli, haçlı ittifakı o zamanlar kuruldu.
Her on yılda bir toplanarak yapılan çalışmalar değerlendirildi.
Yeni planlar ve ısrarla uygulanan yöntem ve teknikler geliştirildi.
Ticari,
siyasi,
toplumsal,
psikolojik yöntem ve teknikler,
istihbarat teskilatları oluşturuldu,
askeri harekatlar planlandı.
Bu hareketlerin en bilineni
"Haçlı Seferleridir."
Ekonomik hareketlerin en bilineni ise;
"Yeni ticaret yollarının keşfi"
için yola çıkan ekipler hazırlanarak, doğunun ve güneyin "sömürü" amaçlı işgâlidir.
Bunu yapabilmek için doğunun en belirgin güçlerinin çökertilmesi veya kontrol edilmesi gerekiyordu.
Sözü uzatmak istemiyorum. Osmanlıyı basınla ve eğitimle ve azınlıkları kışkırtarak ve bunların sonucu oluşan maddi sıkıntıları kullanarak, borçlandırarak bitirdiler.
Aynı yöntemi şimdi bize, Türkiye Cumhuriyetine karşı kullanıyorlar.
Yaptıkları uzun soluklu harekata İki madde daha eklediler.
Bunlar:
Yeni sanal ortam internet ve onun oluşturduğu sanal ekonomi.
Coin Dünyasıdır.
İnternetten, sürekli yalan haberler yayma ve beyin yıkama ve hatta bilinç altı mesajlar kullanarak insan beynini esir alıp yönetme teknikleri ile saldırı ve ekonomi (kolay para kazanma teknikleri vadi) ile bizi Türk yapan her değerimize saldırdılar.
Bunu ısrarla sürdürüyorlar.
Bu ikisini kullanarak da, lüks hayat beklentisi ile kadın yapımızı bozdular.
Evlilik ve yuva kurma işi bitti. Cinsel deneyim yaşı ilköğretim düzeyine kadar indi.
Çocuk evliliğine hayır diyen Türkiye,
her nedense çocuk kadınlara hiç ses çıkarmadı.
Nüfus artış hızımız tehlikeli sınırın, aniden çok altına düştü.
Tüm bunlar olur iken de,
İktidar da-muhalefet de derin uykuda idi.
Tam da bunlar olup biterken ve malesef muhalefetin bir kısmı:
Rakı-şarap, kerhane-meyhane ve cinsel özgürlükleri, hırsızlık ve yolsuzluğu
"insan hakkı", insanın en ayrılmaz parçası iddiası ile korumak için, yollara dökülmüş durumda...
Vah Türkiyem vah..
Atatürk bu günleri görse kahrından ölürdü, sanırım.
Böyle olduğu,
bu gün itibarı ile, sayısal, istatistik biliminin sonucu olarak,
"MISIR DİKİLİ TAŞI" gibi orta yerde duruyor.
İşlerin ikinci cephesi ise bambaşka.
Buyrun buradan alın ateşi...
ABD' li ekonomist Jeffrey Sachs Pentagon ya da Amerika ile İsrail arasında ki var olan, ancak gizlenen, İsrail'den Amerika'ya doğru yönlendirilmiş, asimetrik, Askeri-Siyasi emir komuta zinciri şeklinde yorumlanacak bir ilişkiyi Uluslar Arası bir toplantıda deşifre etti.
Yaptığı açıklamalara göre: "İsrail'in planlamaları doğrultusunda USA "Türk Arka Bahçesi" sayılacak ve İsrail'e
"VADEDİLMİŞ" topraklar üzerinde, İsrail'in emir ve isteklerini harfiyen yerine getiriyor.
İşin özeti şu;
Vur-vur, dur-dur, ver-ver.
Kaç paraya ve neye mâl olursa olsun.
Amerika, "İsrail terör yapılanmasının" her isteğine virgülüne kadar uyuyor.
Tabi ki bu ilişki biçimi önce İngiltere ile başladı ve sonra Amerika bu zincir ilişkiyi satın aldı.
O zaman şu şekilde bir ilişkiler ağı var dersek hata etmiş olmayız. İngiltre-İsrail-
Amerika....
Bu üçgen sadece para ile ayakta duruyor.
Para kimden o zaman!?
İşgal edilmiş Türk Arka Bahçesinden.
Kısaca, "İslam Cografyasından."
Bizi ilgilendiren kısmı da şu:
Bu İsrail Kudurmuş Köpekleri, anladılar ki "Türkler Kadim Millet!"
Tehdit altında olduğunu anlayınca, durmadan, oturmadan
çalışır- üretir, bıkmaz-usanmaz ve bileği bükülmez bir büyük halk.
Ordu Millet!
Kendisi de minicik birşey, o zaman diye düşündü...
Nerede Türk Düşmanı ya da satın alınacak biraz da ahmak; Topluluk, aşiret kavim, millet, devlet varsa,
ben onları örgütler Türkleri manyak ederim.
Bu devi aynı Güliver gibi bağlarım, ya esir ederim ya da yok ederim diye bir fikir üretip, kadim üçlü çetesi ile,
Kıbrıs Rum Kesimi, Ermenistan, Yunanistan,
Sırp toplulukları, Televizyonda İnek boku yiyen Hindular,
İran ve daha pek çok
aklı kıt ile,
açık-gizli planlar yaptı.
Askeri malzeme sağladı,
eğitim, istihbarat ve planlamalar yürüttü.
Amerika-İngiltere ve Avrupa'nın gücünü Kullanarak "Türk Devletleri Birliği" üyelerine bile aslâ yapmamaları gereken siyasi hamleleri yaptırdı.
Baktı ki Türkiye durdurulamıyor.
Kendini hiç edecek.
Bu defa da Türkiye'nin Müttefiki ve dostu devletleri savaşa doğru sürüklemeye başladı.
Kimleri mi: Bosna-Hersek devletinin başı sırp lider Dodik ve adamları ile dertte,
Arnavutluk-Yunan çatışması ve Yunanistan-Türkiye çatışması geriye doğru sayıyor,
Ermenistan ve
Azarbaycan imha savaşına başlamak üzere,
Pakistan'ın başı İnek Boku
kaşıklayanlar ile derde girmek üzere,
Kürt ahmaklar birlik olup bize saldırma planları yapıyor,
Amerika karadan, havadan, denizden, uzaydan Türkiye'yi kuşatmış halde.
Tüm bu sıkıştırma kimin hatırına?
Para'nın....,
Öteki adı ile İsrail'in VÂDEDİLMİŞ hayallerine inanan Aşırı Dinci, katil, mantıksız "Kudurmuş Köpekleri" için.
Türkiye köpekten, kuşatmadan, süper güçden filan korkmaz.
Türkiye durur mu?
Pes eder mi?
Teslim olur mu?
Geri adım atar mı?
Asla...!
Savaş mı istiyorsunuz!?
Gelin bakalım...!
Demek bu mini devletcik:
Akdeniz kıyılarında Hilafet kurulmasına izin vermeyecekmiş...!
Allah... Allah ... Hayret...!
















