Kıymetli Türk Milleti;
Yine tarîhden gireceğiz mecburen.
Nedeni ise köklü ve kadim bir millet olmamız ve tarihî şahsiyetlerin bize bıraktığı önemli birikim ve tavsiyeler.
Yazının giriş sözü Fatih Sultan Mehmet Han'a tarafından söylenmiş bir söz.
Âdeta İstanbul alınmasın diye, yaşayan her insanoğlu ittifak etmişken, Atamız Mehmet Han direnir.
İş öyle bir kerteye gelir ki Koca Fatih;
Gemileri karadan yürütüleceğini söyler.
Paşalar Divanda her zamanki gibi bunun
"imkansız" olduğunu yolunda fikir beyan ederler.
Fatih Sultan Mehmet Han tarihe geçen ve bu günkü yazımızın başlığına konu olan,
bilginin ve îmânın dağarcığında beslediği o sözü söyler divanda.
Yerinden kalkıp şahadet parmağını havaya kaldırarak der ki:
"İmkanın sınırlarını görmek için, imkansızı denemek lazım Paşalar!"
O gün bu gündür: Ordularımız, araştırmacılarımız, bilim adamlarımız ve her bir Türk imkansızı zorlar.
Askeri alanda çalışan ve teknoloji geliştirenler, uluslar arası alanda araştırma yapanlar, yeni bir konu ile karşılasanlar, sporcular, aklınıza hangi alanda bir şey deneyecek kişi varsa ve o bu milletin evladı ise imkansız karşısında pes etmez.
Bilir ki; Atası, o gemileri karadan yürüttü! Konstantinopol'ü İslambol bugün bilinen adı ile "İstanbul" etti.
Ey yükselen Türk nesli; Atan önüne o kadar yüksek bir çıta koymuş ki, DENEMEK ZORUNDASIN!
Kaybedecek bir mili sâniyemiz bile yok!
Durmak yok, yola devam.
Bu arada Fatih Sultan Mehmet han ile ilgili yapılan dizide ki yaklaşımları hiç mi hiç beğenmedim.
O ordu köyü bile alamaz.
Senaryo tek kelime ile berbat.
Söyleyecek söz bulamıyorum. O filmde ki ordu değil
Bir birine düşman, ülküsüz, idare edilemez, komuta edilemez, akılsız sığır sürüsü var karşımızda.
Komutanları beceriksiz,
vezirler akılsız,
teknik adamlar yetersiz.
Türk târihi, ancak bu kadar küçültülür.
Çağının dehası,
eşsiz devlet adamı Mehmet Han;
Ancak bu kadar yeteneksiz ve basiretsiz gösterilebilirdi.
Yapmayın beyler!
Allah aşkına!
Vatikan çekse bu filmi daha iyi ve tarafsız olurdu.















