Kıymetli okurlar, devletlerin büyümesi ve kudret sınırlarını zorlaması hep dikkatimi çekmiştir.
Türklerin Büyük Devletlerinin yıkılış veya yok oluş öyküleri.
Her zaman ilginçtir. O meşhur hoş görüsü ile zulmedilen, mazlum azınlık ve zayıf topluluklara kanatlarını açar. Başlangıçta her şey yolunda gider. Azınlıklar mutlu ve sadakatlidir. Aradan geçen zamanda devlet mevki ve makamları bu insanlara açılır, ticaret imtiyazları ve Türk üst yönetimine yakın olmaları sağlanır.
Kısaca bunlar semirtilir.
Türkler vebâlı gibi yönetimden ve ordu üst yönetiminden ve eğitimden, siyasetten, ticaretten ve her yerden, geçen zaman içerisinde dışlanır.
Yüz yıllar geçer ve hatta bazen bin yıllar. Derken o beklenen an gelir.
Devlet azınlıklar tarafından hortumlanmaya başlar.
Yapı zayıflar, zayıflatılır.
"Z" günü geldiğinde ağ gibi her tarafa el atmış, devlete çöreklenen azınlıklar isyana, olay çıkarmaya başlar.
Doğal olarak, çoğunlukla arkalarında buldukları yeni bir efendi vardır.
Onlara Türk devleti içinden büyük büyük devlet vaadleri ve maddi çıkar vaadleri sözü vermiştir.
Tek şart şudur:
" Onları, azınlıkları;
Yüz yıllardır sömüren Türkleri; Yaşlı-genç, kadın-kız, çoluk-çocuk demeden ve acımasızca yok edilecek!
Bu katliamdan sonra her bir azınlık: katlettiklerinin malına-mülküne, canlı-cansız varlıklarına ve her türden zenginliğine el koyacak ve paşalar gibi de yaşayacaktır.
Erkeklerden kalanlar köle, gençler hizmetkar, kızlar cariye (seks işçisi) olarak doya doya kullanılacaktır.
Bunları ben uydurmuyorum. Çökertilen her Türk Devletinin hikayesini isteyen araştırsın.
Göktürk Kitabeleri de bile bu vahşet kibar bir dil ile anlatılır.
Hakan:
Seni ben kurtardım diye de halka seslenir.
Bu kadar sözü neden ettim
biliyormusunuz?
Bu kadar yıkılışdan sonra, " Târihden ders almasını becerelim."
Bu olaylar tekrar etmesin.
Demokrasinin beşiği olarak bize belletilen İngiltere'de(aslında kraliyettir), Amerika'da (aslında kralını kısa süreliğine seçer. Başkanlık diye de bizi kandırır), Avrupa'nın aslında yarısı krallıktır. Geri kalanların da yöneticileri, meclise seçilenleri eski kraliyet ailesi ve onların isbirlikçileridir.
Oralarda birisi kalksın mecliste biz ayrı devlet istiyoruz desin, yerli halktan veya sonradan yerleşmişlerden birisi; bu sözü etsin.
Kim olursa olsun soyunu o gece yok ederler.
Mesela Londra belediye başkanı Pakistanlı.
Kraliçenin kabrine gitsin tekme atsın.
Eli arkasında içeriye girsin.
O saat o belediye başkanını alır elini uygun yerine monta ederler.
Cesedi meydana atılır.
Kimse o ölüye bile dokunamaz.
Orada çürür.
Hele halkı isyana çağırsın, sokağa çağırsın, polis yaralasın...
O dakika kurşun doldururlar kafasına.
Bizdeki demokrasi "Terörist Demokrasisi." Vatana söv, bayrağa söv, devleti, kurumları soy, Devlet Reisine söv, hatta saldır.
Ohhhh ne güzel!
Yaşasın demokrasi!
Az önce eylemcilerden birisi ile sohbet ettim.
Konuşma aynen şöyle;
Soru:
Belediyelerde bu yolsuzluk olmadı, yolsuzluk yok mu diye düşünüyorsun?
Cevap:
Yolsuzluğu herkes yapıyor.
Ne yolsuzlukları çıkacak, kimse dokunamıyor ki bunlara!
Soru:
Halkın paralarını çalmalarını doğrumu buluyorsun.
Devlet işini yapmasın mı?
Cevap:
Biz yolsuzluk için yürümüyoruz. Türkiye'de demokrasi olsun diye yürüyoruz. Ülkemiz demokrasiyi hak etmiyor mu!
Soru:
Demokrasi sence hangi ülkede var, bir örnek verirmisin?
Cevap:
Dünya'da yoksa bile Türkiye örnek olsun istiyoruz.
Türkiye Demokrasiyi hak ediyor.
Bizim yolsuzlukla alakamız yok.
Bu kardeşimiz, mühendis adayı, üçüncü sınıf öğrencisi.
Bunları dolduruşa getiren, Demokrasi için gibi gösterip, hırsızları aklamak için sokaklara döken ve devletten maaş alan Hocalara yuh olsun.
Yedikleri para, aldıkları nefes haram olsun.
Çocukların masumiyetini hırsızlığa alet etmeyin.
Üniversite çeteleri aklama, devlete yavrularımızı isyan ettirme yeri değildir.
Bu hocalar belirlenip işine son verilmelidir.
Sana kimse dokunamaz. Üniversitelisin, demokrasi için faşist devlete başkaldırı eylemlerine katılmak Demokratik hakkındır! Yutturmacası ile beyin yıkayanlar için destek çok.
Bu karanlık destekciler arkanıza bir de kötülük çetesi yığar az önce saydığım devletler.
Bir de basın ordusu yerleştirir yanına. Cebine de Dolar-Yuro-Sterlin doldurur ki, peh peh...
Bununla da yetinmez devletini ve halkını sana bir güzel soydurur.
Kendi parası ile de o devlete bir güzel harekat çektirir.
Ve sen bay hain;
Vatanın en şerefli kişisi olursun.
Diyeceğim o ki;
Ne zaman vatan hainleri yargılanıp asılır bu memlekette!
Ne zaman kağıt paranın üzerinde ki;
"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" ibaresi, "Türkiye Cumhuriyet'İ' Merkez Bankası" ibaresine dönüşür. İşte o gün devlet "Türkün has devleti, öz devletine" dönüşür. Bu ülkede "İ" meselesi çözülmeden, hain meselesi de çözülemez.
Ne zaman ki "İ" çözülür, o zaman Devlet Devlet olur.
Böyle teröriste çiçek-böcek verip, mızıka ile karşılamaya ve Apo'yu sokağa salmaya niyetli güruhun rahatça bunu seslendirdiği yer, o beklediğimiz, hasret kaldığımız Türk Devleti olamaz.
Olsa olsa öyle bir "şey" olur.
Eh işte, öyle böyle...
Bizim bilgimiz Türk devleti:
Haini yaşatmaz. Mankurtu barındırmaz. Devleti azınlık kraliyetine dönüştürmez
Haini hayatda bırakan devlet, haini bol devlet hayatda kalamaz.
Târih bize bunu yüzlerce kez yaşattı, gösterdi.
İnanmayan açsın okusun.
Göktürk Kitabelerin den başlasın.
İhanetin cezasını haine kesmezseniz, bu bedeli halk kanıyla öder.
Tarihi çevir!
Oluk oluk Türk kanı okyanus gibi püskürecek suratına.
Haydi çevir, bekleme!















