Halep sekiz yıl sonra Şam rejiminden geri alındı.
Bu olayın Suriye ve
Devleti Âliye coğrafyası'nın tamamı için önemli sonuçları olacak.
Türkiye'yi bu yeni gelişme diğer devletlerden daha çok ilgilendirir. Burası;
"Türk hakimiyet bölgesi" sonuçta.
Türkiye hükümeti;
Ne kadar Halep'teki gelişmelere "taraf" olmadığını açıklasa bile;
Bu yeni olay, Ankara'nın olayları sadece seyrettiği ve "müdahil" olmadığı anlamına gelmez.
Her gerekli siyasi, askeri ve ekonomik girişimin yapıldığını ve yapılacağını açıkça görüyoruz.
Halep'in çok düşük düzeyli askeri direniş sonucu ele geçirilmesi üzerine;
Şam rejiminin geri çekilirken boşalttığı yerlere terör örgütü
"PKK/YPG'nin" yerleşme çabaları, SMO'su tarafından yapılan ani ve sert müdahaleler ile engellendi.
Ve Dış İşleri Bakanımız tarafından
gerekli açıklamalar muhataplarımıza ve Dünya kamuoyuna açıklandı.
ABD'de; siyasi belirsizlik ortamı mevcutken,
Şam rejimine "Halep" hamlesi yapılmasının nelere mâl olacağı önümüzdeki günlerde etki ve tepkileri ile görülecek.
Tüm bunlardan ayrı ve adeta sosyal bir fenomene dönüşmüş olan ve Halep'i sürpriz bir saldırıyla ele geçiren Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve örgütün lideri;
Ebu Muhammed el "Golani" Dünya uluslarınca merak ediliyor.
Suriye muhalefetinin parçası ve yıkılmaz kalesi mi, yoksa ABD-İngiltere ve İsrail'in hizmetkârı mı?
Golani'nin takma adı ne demek?
Bu takma ad;
Sık kullanılan kod isim, Riyad doğumlu. Doğum yeri ayrı bir inceleme konusu ve akılları bulandıracak bir mesele.
Suriye'ye sonradan yerlesmiş.
"Golani" ismini;
İsrail'e karşı,
Golan tepelerinde savaşmış kahraman dedesinden aldığını ileri sürüyor.
Resmi söylem, tanıtım ve anlatı bu yönde.
Golani; 2003'te ABD işgaliyle, önce Irak'a geçti.
Irak El Kaide'sine katıldı.
2005'te ABD tarafından yakalanarak
"Ebu Gureyb, Bucca ve muhtelif ceza evlerinde"
beş yıl tutuldu.
İlerleyen zaman çizgisinde;
Golani ABD tarafından serbest bırakıldı.
Soru işaretleri de tam bu noktada zihinlerde oluşmaya başladı.
2011'de Suriye'ye geçti. "Nusra Cephesi'ni" kurdu.
Nusra Cephesi, Körfez sermayesinin desteğiyle, diğer grupların arasından hızla sıyrıldı.
Golani, IŞİD ile bağını 2013 yılında kopardı.
Örgüt ismini "Fetih El Şam Cephesi" olarak değiştirdi. Sonrasında HTŞ adını aldı.
LİDERİNİN ve örgütün durmaksızın ad değiştirmesi akıllara Amerikan Özel Harp Dairesi ve/veya CIA doktrinlerini getirmiyor değil!
ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey: Golani'nin liderliğini yaptığı HTŞ'nin, İdlip'de ki stratejileri için "Değerli Bir ARAÇ" olduğunu söylemesi bu şüphelere tüy diken, önemli bir ayrıntıdır.
ABD öncülüğündeki "Koalisyon Güçleri'nin" Suriye'de IŞİD'i bitirme hârekatlarına
dahil etmemesi...;
Bu şüpheleri âdeta haklı çıkaran, dikkat çekici bir başka gelişmedir.
Görüldüğü gibi, tarih hep hatırlar.
Zamanın RUHU unutmaz.
HTŞ, 2016'da Halep'in düşmesinden sonra İdlip'de güçlendi.
İdlip'de, Türkiye'nin katkısıyla oluşan "yapı'yı" Durmak bilmez;
Rus ve İran ve Rejim saldırıları besledi. Kağıt üzerinde kalan "Çatışmasızlık" durumu HTŞ'ye yaradı.
ABD ve İsrail'in bu duruma katkısı ne kadardır, takdir sizin.
Ancak geçen bu süre
SMO'yu da kudretli askeri yapıya döndürdü.
Halep'in Suriye muhalefetinin eline geçmesiyle birlikte, bölgede 2016'dan sonra oluşan "düzen" bozuldu.
Yeni ve henüz sonuca ulaşmamış durum kendini gösterdi.
Uzun zamandır devam eden tek yanlı "çatışmasızlık" ortadan kalktı.
Daha önce de yazdığım gibi; Rus-İran ve Rejim saldırıları geçen yıllar içinde hiç bitmedi.
Bu yeni durumun;
Daha çok Rusya, İran ve Esad'a karşı bir hamle olarak geliştiği görülüyor.
Ancak bir başka şüpheli durum daha var.
Eğer SMO duruma müdâhâle edip coğrafi olarak arayı kesmemiş olsa HTŞ eliyle "Teröristan Koridoru"
Türkiye'nin karşısına âniden çıkabilirdi.
Hedefi ŞAM olan harekatın öncüsü HTŞ ve lideri Golani'nin;
Önümüzdeki süreçte,
hem Hiristiyan,
hem Yahudi,
hem İslam Dünyaları ve Dünya'nın diğer toplulukları tarafından çokça araştırılıp konuşulacağı açıkça ortadadır.
Şüphesiz ki, kadim devlet yapımız;
Kötüye engel, iyinin de yolunu açıcı olup, hamlelerini bekâmız için yapacaktır.
Ve silahının gölgesini de Diplomasi Masasına yansıtacaktır.
Bundan eminim.
Bekleyip göreceğiz.
Zamanın şâhitleriyiz,
hep beraber.















