Hep derim ya, illede târih diye.
Konumuz târihden bir an ile ilgili.
Çok eski zamanlarda; Yaklaşık 1428 yıl önce şimdiki BAE, İran, Yemen, Irak'a ve Kuveyt'e bir göç yaşanır.
Göç Mekke ve Medine'den yola çıkar. Göç diyorum çünkü gidenler kendisi gitmek ister.
Aslında sürgün edileceklerdir, fakat kendileri uzak yerlere gitmeyi isterler.
Bu kişiler Mekke ve Medine ve civarında bulunan ve Ticaret ehli Yahudilerdir.
Hayber fethinden sonra bir kısmı müslüman olur.
Bir kısmı müslüman olmuş gibi yaparak Medine de kalır.
Önemli kısmı ise "Ticaret Yolları" üzerinde bulunan şehirlere yerleşir. Azarbaycan'da bulunan Türk yahudiler bunların gayretleri ile din degistirmistir. İran'da bulunan halkının tamamı Yahudi iki vilayette bunlar çoğunluktadır. Ancak buralarda ilk sürgünden kalan Yahudi halk da mevcuttur.
Geçen yıllar içerisinde yapılan "İbrahim Anlasmaları" çerçevesinde BAE'yi ziyaret eden İsrailli yetkilileri İbranice konuşan Prensin Amcası oğlu karşılamış ve İsrail'li yetkilinin ağzı kulaklarına değmiştir.
BAE'li bu bakan seviyesinde ki kişi "İbrani dilinin ana dili" olduğunu söyleyivermiştir.
Bunların hepsi açık istihbarat ortamında mevcuttur.
Kişisel olarak herhangi bir ırka ya da millete düşman değilim.
Yaratığı severiz yaratandan dolayı.
Uyarılarım: Uyduruk Efsaneler ve dinî uydurmalar üzerine kurulu; "HAKİMİYET ve EFENDİ" kavim, köle ve aşağılık ırklar ve ötekiler üzerine kurulu "Siyasi Hakimiyet ve Üstün Irk" söylem ve eylemlerine karşıdır.
İşte bu söylemin sahibi Yahudiler ve onların yer yüzünü fesada veren örgütleri müslüman kılığında ki devlet ve adamlarını, milli sanayimizin içine içine sokmaktadır.
Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile yapılacak her teknolojik ortaklık, yürütülecek her ortak proje ve çalışma İsrail ve Amerika'nın eline geçecek detaylı bilgi demektir.
Şimdi paraya ihtiyacımız var yalanı ile kandırılan üst düzey yetkililerimiz, yarın bu güçler ile karşı karşıya geldiğimizde ve silahlarımız çalışmadığında, askerlerimiz yenilip , şahadete mertebesine ulastığı zaman ve en kötüsü de milletimiz bu vahşilerin "soykırımı" ile yüzleştiğinde ne yapacaklar!?
Diyeceğim o ki: "İş birliği" olabilir.
Teknoloji transferi ve ortaklığına asla izin vermeyin.
Özellikle; Amerika, İngiltere, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürdün ve Suud'lar ile asla ortaklık etmeyin.
Silahlarımız sırlarını asla vermeyin. Yazılımları asla bunlara açmayın.
Bunlar dost değil.
Tarihe dönüp bakın.
Arabım diyenler Yahudi.
Diğerleri de malesef ya onların güdümünde ya onlardan.
"İkinci Haçlı Seferi" Almanya İmparatoru III. Konrad ve Fransa Kralı VII. Louis komutasında yapılmıştı değil mi?!
Tarih eski masalların anlatıldığı, romantik söylemlerin yazıldığı bir yer değildir.
Bu BAE'nin, Suud'un, Ürdün'ün neden her olayda karşımıza dikildiğini hiç düşündünüz mü?!
En son bu BAE Libya'ya yerleştirdiğimiz Hava Savunma Füze Bataryalarını hava kuvvetleri ile vurup, Türk ordusuna şehit verdirmişti.
Ve her yerde karşımızda, neden?!!
Konu derin taaaaa... ucu Hayber'in fethine kadar gidiyor.
O gece göçenlerin "İntikam Yemini ettiği zâmâna" kadar dayanıyor.
Demesi, uyarması benden.
İster anlayıp, dinleyin.
İsterseniz aaaman yine hikaye anlatmış deyin.
Sonucuna halk katlanacak, bedelini biz ödeyeceğiz. Politika geliştirenlere duyurulur.
Bana göre BAE Türkiye için stratejik tehdittir.















