Suriye'de ilginç ve çok kanlı gelişmelerin fitili ateşlendi.
Dürzi Din adamına ait olduğu iddia edilen ses kaydı yayınlandı.
Bu kayıtta;
Peygamber efendimize, burada yazamayacağım ağır ve galiz ifadeler kullanılıyor.
İlgili kişi bunun kendi olmadığını açıkladı. Ancak daha önce olan olaylar.
Dürzi topluluğunun İsrail ile dirsek temsları bu sesi sonsuz boşlukta kaybetti.
Bu din adamının İsrail başbakanı ile fotoğrafları ve temasları olayın pek de masum olmadığını ortaya koyuyor.
Dürzi eşkiyaların Suriye Hükümet güçlerine saldırılarında yaşanan olaylar ve hemen peşinden sahneye çıkan İsrail'in yoğun hava bombardımanı işin
daha önceden pişirilmiş, planlı saldırı
olduğunu açıkça ortaya koyan bir olay.
Varlık sebebi İslam Dinine ve onun kutsallarına bağlılık olan Suriye hükümet güçleri Ahmet el Şara'nın emriyle küfürbaz Dürzi Din Adamını yakalamak için harekete geçti.
Şimdi; Bir düşünelim. Bir Kaset var, ses kaydı da mevcut.
İçinde aklı başında bir kimsenin ağzına bile almayacağı galiz küfürler var ve bu bir din adamı tarafında edilmiş. İddia bu.
Bu durum aslında adrese teslim hazırlanmış iç karışıklık kaseti.
Muhtemelen;
CIA- MOSSAD patentli, uzmanların hazırladığı bir tuzak.
Kardeşlerim,
Müslüman, biraz akıllı olacak, olacakları olmadan hesap edebilecek değil mi?
Buna bizim kültürümüzde FERASET denir.
Ortak akıl eski tabirle
"şûrâ" yöntemini kullanmayı ihmal etmeyecek.
Teknolojik imkanları kullanmayı da bilecek.
Kendi kullanamıyorsa, kullanan diğer müslümanlardan yardım isteyecek.
Mesalâ MİT'e diyecek ki:
"Şöyle bir kaset dolaşımda, bunu bir inceleyin.
Kaynağı neresi, bizi aydınlatın!" diyecek ferasete sahip olacak.
Elde silah, top-tüfek Dürzi ve Hıristiyanların, beraber yaşadığı ve nüfusu bir milyonu bulan mahalleye, ölçüp-biçmeden saldırmayacaksın ki ülken bölünme tehdidi ile yüz yüze kalmasın.
İsrail'in Suriye'yi bölme planı yer tutmasın.
İsrail'in kolu kanadı kırılsın.
Bu Suriye'de ki yönetim olacakları tahmin konusunda biraz sıkıntı çekiyor, bu açık ortada!
Attıkları adımlar İsrail'in elini güçlendiriyor.
Suriye'yi bölünme hattına yaklaştırıyor.
Buralara biraz daha mesai harcayıp, kötü niyetli hamleleri olmadan yada olurken engelleyip, yönlendirmek Türkiye'ye düşüyor.
Dünya siyasetinde yaşanan son siyasi gelişmeler de bunun yapıldığının açık göstergesi oldu doğrusu. Türkiye siyasi kadrosunu tebrik ediyorum.
Böyle devam edilirse;
Dünyada ve bölgemizde daha az kan akar ve İsrail bölgede o meşhur " DAVUT KORİDORUNU",
Dürzi ve Hiristiyanları kullanarak gerçekleştirme hedefine ulaşamaz.
Boşu boşuna da Müslüman kanı akmaz diye düşünüyordum.
İsrail sınır tanımaz şekilde Suriye'nin tamamını ve Başkent Şamı vurmaya başladı.
Hatta İdlibe kadar saldırdı.
Bölgede ki Dürziler ile sanırım bir al-ver menfaat ilişkisi kurmuşlar.
Türkçemiz de Dürziler ile ilgili çok güzel, yerinde deyimler var.
Okuyucularım ne demek istediğimi anladı sanırım.
Bu Dürzi meselesi Haçlı seferlerinden başlamak üzere, Osmanlı yıkılana kadar sürekli başımızı ağrıtmıstır.
Türk'ün kadim düşmanları;
Dürziler,
Ermeniler,
Rumlar ve
Nusayriler tarih boyunca hep Türk'e kefen biçmeye niyetli olanlarla iş tutmuş, onların payandası olmuş topluluklardır.
Son zamanlarda bu minik topluluklara malesef Kürtlerden bir kısmın da katıldığını görüyoruz.
Dinle ey halkım; Bu gün dört Mayıs Pazar. Ve bu gün el kadar Yemenden ve minicik bir topluluk olan Husiler'in fırlattığı, iki bin kilometre menzilli balistik füze on altı Mak hızla (ses hızı yaklaşık olarak deniz seviyesinde: 1235 kilometre saattir.) İsrail'in Ben Gurion hava alanını alnının çatından vurdu.
İsrail'in Demir kubbesi, Arrov füzeleri ve Amerika'nın Tahad'ı tek tek atış yaptılar ve bu füzeyi vuramadılar.
Bildiğin Amerikan ve İsrail ve batı teknolojisi şu dakika itibarı ile mevt(ölü) olmuştur.
Buyrun cenaze namazına...
Türkiye elinde ki muazzam teknoloji ile Husiler kadar olabilmelidir, diye umuyorum.
Geçen zaman sürecinde pek çok gelişme oldu. Ukrayna devlet başkanı Barış için Türkiye'ye gideceğini ilan etti. Sayın Putin de benzer bir açıklama ile kervan katıldı derken...
Peşinden Sayın Trump da İstanbul'a gelebilirim açıklamasında bulundu.
İlginç şeyler yaşanıyor.
Ve bizler hep beraber buna şahitlik ediyoruz.
Amerika Suriye' ye uyguladığı ambargoları ve kısıtlamaları kaldıracağını ilân etti.
İsrail'i güvende tutmak için İsraile gizli üs kuran Amerika Netanyahu'yu harcamak için siyasi manevralara başladı.
Başkan Trump insanlarını da içinde tutarak sahili eline geçirmeye kararlı görünüyor.
Ve Türkiye sadece iş adamları devleti olmamalı.
Elimizde silah ve güç varsa, bu zor zamanlarda kullanılmalı.
Demem o ki beyefendiler, hanımefendiler; Atalarımızın buyurduğu gibi:
"Türk bir silkinip kendine dönmeli."
Yeni gelişmeler Türkiye'nin bu silkinmeye doğru emin adımlarla ilerlediğinin emârelerini bizlere göstermeye başladı.
Bölgenin bize ve vereceğimiz her türden desteğe ihtiyacı var.
Bu çok açık.
Haydi Türkiyem silkin artık, gücünü kullan, kendine gel!
iş başına!















