Kıymetli okurlarım.
Şu yer yüzünde sevmediğin bir iki şey say deseniz; UK ilk sırada yerini alır, peşinden USA, Rusya, Çin, Fransa, Almanya diye bir sıralama yaparım.
Bunlar açıkça rakip ve/veya düşman sayabileceğimiz, Dünya hakimiyeti konusunda çekişme içinde olduğumuz ve olacağımız ülkeler.
Şimdi diyebilirsiniz ki; Esas düşmanlarımız yok.
Türk'ün kanına ekmek doğrayanlar nerede sorusu akla gelebilir?
Yunanistan yok, Bulgaristan yok, Sırplar yok, Ermeniler yok, Dürziler yok, yok da yok...
İyi de onlar devlet değil ki.
Maşa topluluklar. Gerçek devlet değiller.
Kullanılan aparat ve araçlar. Devletlerinin sınırları cetvelle çizilen, bayrakları üç çizginin değişik renkler ile boyanması sonucu oluşan dünya üzeri kalabalıklar.
O bakımdan bana göre dört gerçek devlet vardır.
İngiltere, Türkiye, Çin ve Almanya.
Listede bu defada Amerika yok, Rusya yok, Fransa yok diyebilirsiniz.
Amerika gerçekte devlet değildir. Avrupa halkları kullanılarak İngiltere tarafından oluşturulmuş, devlet görünüşlü bankerler ya da şirketler topluluğudur.
Onu o bakımdan devlet saymadım. Aslında ipler İngiltere'nin elindedir.
Dolar hangi ülkede kaç lira olacak daha biz uyanmadan karar verilir.
Meselâ bir dolar
Dört Papua Yeni Gine Kina'sı ediyor.
Fakat bir dolar neredeyse Otuz dokuz lira Türkiyede.
Papua Yeni Gine sanayi ülkesi mi, hayır!
İnsanlar yarı çıplak yaşıyor.
Domuz birinci yiyecekleri ve kabileler hâlinda yaşayan bir topluluk.
Ada topluluğu...
O zaman, demek ki Amerikan dolarının kaç KİNA edeceği gelişmişlik ile ilgili değil.
Adamların yapabildiği tek şey: Bir metrelik yapay organ heykelini önlerine takıp festival yapmak.
Eeee... Biz uçak yaptık, tank yaptık, top yaptık, helikopter yaptık, deniz altı, farklı türde gemiler yaptık, füzenin haddi hesabı yok, uzaya bile çıkmayı becerdik. TOGG bile yaptık.
O zaman bizim paramız neden otuz beş kez daha değersiz Papua Yeni Gine Kina'sından?
Kırk liraya yakın, bir Amerikan Doları ülkemde!
İşte bunun cevabı İngiltere'de.
Orada bir merkez karar veriyor buna.
Devletten saymadığım Fransa ve Almanya var bir de.
Ona da açıklık getireyim.
Aslında ikisi de esir.
İngiltere'nin elinde esir.
Birisi savaş maglubu; Almanya'dan bahsediyorum.
Bir değeri de Almanya'nın esiriyken kurtarılmış, bir başka esir Fransa.
Mesele Filler ve Eşekler meselesi. Malum ya Amerika'da bir partinin sembolü Fil, bir diğerinin Eşek.
Daha öncede bahsettim.
Bu partilerin tüm kilit noktaları ve önemli mevkileri batılıların gizli örgütleri tarafından parsellenmiştir.
Her canlı ölümü mutlakâ tadar, ancak örgütler ölmez diye yazmıştım. Umarım hatırlayanlar vardır.
Değerli okuyucularım. Gözlerinizi kapatın bu eşekle filin, ellerinde nodul olan ( bir ucu sivri metalle donatılmış, uzunca bir değnek)
olan lobiciler tarafından,
o meşhur çimenler üzerinde dövüştürüldüğünü düşünün...
Kavga bittiğinde durum ne olur?
Çimenler kesin ezilir.
İşte bize izlettirilen "Kuşa Bak" tiyatrosunun adıdır Amerika.
Kimse hakettiğinden dolayı bir şey almaz.
İtaat eden bir şeyler alır. Amerika'ya yada İngiltere değildir, gerçek hakim sistemi kuran bambaşka bir güçtür.
Tam da Amerika ile ilişkiler gelişme yoluna girmek üzereyken.
Sorum şu: İtaat mi edeceğiz, yoksa özgürlüğümü seçeceğiz!?
Papua Yeni Gineyi düşünün...
Düşünmek var olmaktır. Düşünmek özgürlüktür!
Düşünün bakalım, hangisini seçmeliyiz!?
Bu arada; Basit işleyen, geleneksel, kadim Türk töresini hatırladım nedense!
Kısaca şöyleydi: Sebep olana "yapan gibi" muamele edilir.
Bir sonraki sohbete kadar hoşçakalın.















