Bursa...
Osmangazi’nin, Orhangazi’nin, 1. Murat’ın şehri.
Emir Sultan’ın manevi ikliminde, Süleyman Çelebi’nin dizelerinde, Somuncu Baba’nın nefesinde büyüyen ilk başkent.
Ulu Cami’nin kubbeleriyle, padişahların ve manevî önderlerin türbeleriyle tarihin kalbi.
Uludağ’ın eteklerinden Gölyazı’nın sularına uzanan,
İskender kebabın kokusuyla, kestane şekerinin tadıyla anılan,
Fabrikaların, tekstilin, otomotivin şehri.
Ama aynı zamanda fay hattının tam üstünde uyuyan şehir.
Bursa uyuyor!!!
Fay hattı ise uyanık!!!
1855’te şehir yıkıldı.
Binlerce can gitti.
Tarih kitaplarına kara bir sayfa düştü.
Aradan 170 yıl geçti…
Ama ders alındı mı?
Malesef alınmadı!
2025’te hâlâ aynı yerdeyiz.
Hâlâ aynı riskin gölgesindeyiz.
Hâlâ aynı soruları soruyoruz.
İstanbul için özel kampanyalar hazırlanıyor.
“Yarısı bizden” deniyor, dönüşüm için destek veriliyor.
Peki Bursa? !!!
Fay hattının tam üstünde duran bu şehir neden aynı özeni görmüyor?
Büyükşehir’in deprem eylem planı nerede?
Hangi çekmecede saklanıyor?
Hangi rafta tozlanıyor?
Bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Fay hattı masa başı plan tanımaz.
Günü gelince masasını da, binasını da yerle bir eder.
İlçelere bakalım…
Yıldırım Belediyesi birkaç somut adım attı.
Ama diğerleri?
Sessizlik.!!!
Depremi seçim vaadi sanıyorlar.
Sanki fay hattı sandık tarihine göre hareket ediyor.
Sanki oy pusulasıyla enkazdan çıkılabiliyor.
Ama unutmayalım ki deprem sadece bilimsel bir veri değil.
Toplumsal bir sınavdır.
Bugün kulak tıkayan, yarın enkazın altında hesap verir.
Bursa…
Sanayisiyle kritik.
Nüfusuyla kritik.
Tarihiyle kritik.
Otomotivden makineye, gıdadan tekstile uzanan üretim gücüyle Türkiye’nin ikinci büyük ekonomisi.
Eğer Bursa yıkılırsa, sadece bir şehir değil, bütün ülke sarsılır.!!!
Ama hâlâ fay hattının üzerinde uyuyan bir şehir.!!!
Ve unutmayalım:
Bugün atılmayan adım,
Yarın bir mezar taşına dönüşü















