Yarın BTSO üyeleri için karar günü.
Önümüzdeki 4 yıl boyunca görev yapacak meslek komitesi ve meclis üyeleri seçilecek. Başkan ve yönetim kurulunu ise 8 Ekim’de bu meclis belirleyecek.
Bursa iş dünyasının çatı kuruluşunda kendisini kimin temsil edeceğine karar vermek, her üyenin hem hakkı hem de sorumluluğudur.
Sipariş yetiştirilecek olabilir, ödemeler vardır, toplantı trafiği yoğundur… İş hayatının koşturmacası elbette hiç bitmez.
Ama ne olursa olsun, kent ekonomisinin geleceğine yön verilecek bu süreçte sandığa vakit ayırmak gerekiyor.
Çünkü kararı başkalarına bırakıp 4 yıl boyunca sonuçlarından şikâyet etmek işin en kolay tarafı.
BTSO’dan beklentilerini her platformda dile getirenlerin, sıra temsilci seçmeye geldiğinde de aynı duyarlılığı göstermesi şart.
Projeler ve Sahadaki Gerçekler
Gelelim benim bu seçimdeki bakışıma…
Adayların vaatlerini ve ortaya koydukları projeleri başından beri yakından takip ediyorum.
Benim baktığım tek bir temel ölçüt var: Bu vaatler Bursa’nın derdine derman oluyor mu, ne kadarı gerçekten uygulanabilir, hangisinin ayağı yere basıyor?
İşte bu pencereden bakınca; başlayan projelerin kesintiye uğramadan devam etmesini Bursa ekonomisi açısından daha doğru buluyorum.
Özellikle yıllardır yazılarımda üzerine basa basa durduğum bir konu var.
Dar sokaklarda, büyüme imkânı bulunmayan yerlerde sıkışıp kalan KOBİ’lerimize planlı üretim alanları kazandırmak…
Bursa sanayisinin nefes alabilmesi için bundan daha hayati bir öncelik yok.
İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu projeleri; sahadaki bu tıkanıklığı çözme ve vaatleri hayata geçirme noktasında daha somut ve net bulduğumu açıkça ifade etmeliyim.
Belgesiz İddialarla İtibar Yıpratılmaz
Tabii projeler konuşulurken maliyet de sorulacak, takvim de…
Adayların birbirine soru sorması, üyelerin hesap istemesi seçimin kalitesini artırır.
Ancak ne yazık ki kampanya boyunca projelerden çok, sosyal medyadan atılan çamurları ve dayanağı olmayan ithamları konuştuk.
Bazı yazarların ve medyadaki paylaşımların, hiçbir belgeye dayanmayan iddialarla iş insanlarının itibarını hedef almasını doğru bulmuyorum.
Bir iş insanının itibarı; müşterisiyle, çalışanıyla, tedarikçisiyle yıllar içinde dişinden tırnağından artırarak kurduğu güvendir.
Üç beş oy kazanmak uğruna binbir emekle kazanılan bu güveni zedelemeye çalışanları da o dedikodulardan medet umanları da Bursa’nın ortak vicdanına havale ediyorum.
Kampanya sürecine baktığımızda kimin ne yaptığı, nasıl bir dil kullandığı zaten net bir şekilde ortada.
Bir taraf çizgisini ve projelerini korumaya özen gösterirken; diğer tarafta ve çevresinde, ne yazık ki belgesiz ithamlarla itibar zedelemeye çalışan agresif bir anlayış hâkim oldu.
Destek uğruna yapılan bu haksız saldırılara, atılan çamurlara "Burada bir durun" diyebilmek büyük bir olgunluk gerektirirdi; ama ne yazık ki o erdemli duruşu göremedik.
Oysa oylar sayıldıktan sonra da bu şehirde yüz yüze bakacak, aynı pazarda yan yana ticaret yapmaya devam edeceğiz.
Karar Sizin
Lafı fazla uzatmayayım…
Yarın üyeler; yapılan işleri, vaatleri ve bu süreçte sergilenen tutumu tartarak oyunu kullanacak.
Benim çağrım şuna ya da buna değil; doğrudan sandığa sahip çıkmayadır.
Tercihiniz kimden yana olursa olsun, yarın 09.00–17.00 saatleri arasında Bursa Fuar Merkezi’nde oyunuzu mutlaka kullanın.
BTSO’nun önümüzdeki 4 yılında sizin de sözünüz olsun.
















