1 Ekim’de yapılacak BTSO seçimlerine sayılı günler kalırken yarış da hızlandı.
Adaylar projelerini anlatıyor, vaatlerini sıralıyor.
Özer Matlı da KOBİ OSB konusunda yeni bir açıklama yaptı.
Ama son açıklaması, 24 gün önce söyledikleriyle açıkça çelişiyor.
Daha önce “KOBİ OSB diye bir şey yok” diyen Matlı, şimdi aynı proje için “BTSO’nun kurumsal sorumluluğudur” diyor.
Peki, 24 günde ne değişti?
İki hafta önce bu köşede, Matlı’nın aynı toplantıda söyledikleri arasındaki çelişkiyi yazmış ve “Özer Matlı’yı Özer Matlı çürüttü” demiştim.
Çünkü Matlı, 28 Ağustos’taki Vizyon 2040 toplantısında önce Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde üç KOBİ OSB kuracağını açıkladı.
Yaklaşık 71 dakika sonra ise şöyle dedi:
“KOBİ OSB diye bir şey yok. Burada bir kelime oyunu var.”
Şimdi de şunu söylüyor:
“KOBİ OSB şahısların değil, BTSO’nun projesidir.”
Üç sözü alt alta koyun:
Birinde üç KOBİ OSB vaadi var.
İkincisinde KOBİ OSB diye bir şey yok.
Üçüncüsünde ise KOBİ OSB, BTSO’nun kurumsal projesi.
Üçünün birden doğru olması mümkün değil.
KOBİ OSB’nin mevzuatta ayrı bir OSB türü olmaması da bu çelişkiyi açıklamıyor.
Çünkü burada söz konusu olan yeni bir hukuki statü değil, KOBİ’lere yönelik projeye verilen isim.
Nitekim Matlı da kendi Vizyon 2040 kitapçığında aynı ismi kullanıyor ve üç KOBİ OSB vaat ediyor.
Yani aynı ifade Burkay’ın projesinde “kelime oyunu”, Matlı’nın kitapçığında seçim vaadi olamaz.
Gelelim yeni açıklamadaki diğer iddiaya…
Matlı, yaklaşık 10 yıldır iki kez talep toplandığını, buna rağmen hiçbir KOBİ’ye yer tahsis edilmediğini söylüyor.
Ancak bu cümlede projenin ilk adımıyla son adımı aynı torbaya konuluyor.
Bir KOBİ OSB projesine, yer dağıtarak başlanmaz.
Önce ihtiyaç belirlenir.
Kaç firma yer istiyor?
Hangi sektörlerden talep geliyor?
Toplam kaç metrekarelik alana ihtiyaç var?
Bu soruların cevabını ortaya koymadan bakanlıkların önüne çıkıp, “Bursa’ya KOBİ OSB lazım” diyemezsiniz.
2017 ve 2023’te yapılan buydu.
KOBİ’lerin talepleri toplandı, ihtiyaç rakamlarla ortaya konuldu ve projenin ne büyüklükte bir talebe cevap vermesi gerektiği görüldü.
Yani bu çalışmalar tahsis listesi değil, ihtiyaç envanteriydi.
Sonrasında uygun alanın bulunması, kurum görüşlerinin alınması, kamu yararı kararının verilmesi, alanın OSB sınırlarına dâhil edilmesi, kamulaştırma ve parselasyon aşamalarının tamamlanması gerekiyordu.
Yer tahsisi ancak bütün bunlardan sonra yapılabilirdi.
Matlı şimdi ilk aşamada toplanan talepleri gösterip, “Neden o gün yer verilmedi?” diye soruyor.
Daha alanı belirlenmemiş, hukuki süreci tamamlanmamış ve parselleri oluşmamış bir projede kime, neyin tahsisi yapılacaktı?
Matlı’nın ifadesiyle söyleyelim:
Talep toplamayla yer tahsisini aynı kefeye koymak kelime oyunu değilse nedir?
Talep formu, tapu senedi değildir.
Çünkü Kobi OSB seçim arifesinde ortaya atılmış bir fikir değil.
2017 ve 2023’te talep toplandı.
2024’te KOBİ OSB için yerel yönetim ve ilgili kurumların katılımıyla iş birliği protokolü imzalandı.
2026’da ise TEKNOSAB genişleme alanıyla ilgili kamu yararı ve sınır süreçlerinin tamamlandığı açıklanarak uygulama aşamasına geçildi.
Sürecin son aşamasının seçim dönemine denk gelmesi, projenin seçim için ortaya çıkarıldığı anlamına gelmez.
Bugün BTSO’nun kamuoyuna açıkladığı modelde yer belli.
500, 1.000, 2.000 ve 3.000 metrekarelik üretim alanları belli.
Finansman modeli, kamulaştırma süreci ve ilk teslim hedefi de açıklanmış durumda.
Bu, işin tamamlandığı anlamına gelmiyor.
Ama artık ortada yalnızca bir vaat yok; yeri, üretim alanları, finansmanı ve teslim takvimi açıklanmış bir proje var.
Üstelik, Sayın Matlı’nın doğu, batı ve kuzey için açıkladığı üç KOBİ OSB ise kamuoyuna sunulan haliyle henüz vaat aşamasında.
Araziler nerede?
Mevzuat süreci hangi aşamada?
Finansmanı nasıl sağlanacak?
Dört yılda hangi takvimle tamamlanacak?
Cevapları hazırsa açıklansın, biz de yazarız.
Aynı ölçüyü herkese uygulamak gerekir.
Matlı ayrıca bütün başvuruların BTSO güvencesi altında olacağını söylüyor.
Peki, bu güvence tam olarak ne anlama geliyor?
Başvuruların korunmasını mı, yoksa herkese yer tahsis edilmesini mi?
Başvuru sayısı kapasiteyi aşarsa hangi ölçüt kullanılacak?
Başvuru tarihi mi, istihdam mı, ihracat mı, gerçek alan ihtiyacı mı?
Bir de tahsislerin “daha adil” yapılacağı söyleniyor.
Henüz tahsis yapılmadığına göre, mevcut süreçte neyin adaletsiz bulunduğunun da açıklanması gerekir.
Somut bir ayrıcalık veya usulsüzlük iddiası varsa ortaya konulsun.
Yoksa “daha adil ve şeffaf” sözü seçim cümlesi olarak kalır.
Matlı’nın “Kurumlar kalıcıdır, kişiler geçicidir” sözü elbette doğru.
Ancak kurumlar kendi kendine proje üretmez.
Birileri fikir ortaya koyar, çalışır, ilgili kurumları ikna eder ve mevzuat engellerini aşmak için yıllarca uğraşır.
Bir proje, bir kişinin vaadi olmaktan çıkıp BTSO’nun kurumsal projesi haline gelmişse, bu durum mevcut yönetimin emeğini ortadan kaldırmaz.
Aksine, o projenin kurumsallaştığını gösterir.
Matlı, seçimi kazanması halinde KOBİ OSB’yi devam ettireceğini söylüyor.
Bu, Burkay yönetiminin ortaya koyduğu projeyi çürütmek değil, kabul edip devamını vaat etmektir.
Kısacası…
KOBİ OSB 24 günde değişmedi.
Değişen, Özer Matlı’nın KOBİ OSB için kurduğu cümle oldu.
















