Depremler bu kez çok set vurdu ülkemizi.
10 ilimiz deyim yerindeyse yerle bir oldu.
Üst üste yaşanan depremler ve hemen ardından yaşananlar hakkında söylenecek ve yazılacak çok şey var elbette. Deprem meydana geldikten sonra; var gücü ile enkaz kaldırmaya, gücü neye yetiyorsa o şekilde yardım etmeye koşanlar olduğu gibi ar damarı çatlayan kimileri de akbabalar gibi yağmaya üşüştüler. Bazıları da, her zaman olduğu gibi sosyal medyadan ahkâm kesmeyi sürdürdüler ne yazık ki.
Önce şunu tespit edelim.
Bu depremler son birkaç yüzyıldır dünya üzerinde meydana gelen depremlerin en şiddetlilerinden biri olduğu gibi en yıkıcısıydı… Kimi aklı evveller Japonya’daki 9 ve üzerindeki depremler ile kıyaslasa da, bu depremler hem oluş şekli hem de alan genişliği ile daha yıkıcıydı… Japonya’da olan depremler okyanus içinde yerleşim birimlerimden yüzlerce kilometre uzakta ve onlarca metre derinlikte meydana geldiler... Bu depremler ise karada ve sadece 7.5 kilometre derinde oldu ve 8 saat ara ile üst üste oldular.
Bu tespiti ben değil Japon, İtalyan, ABD’li bilim insanları yaptılar.
Bunu söylerken, fay hattı üzerine bina yapanları veya deprem gerçeğine uygun olmayan çürük binaları projelendiren, inşaatını üstünkörü denetleyen hatta belki de hiç denetlemeyen ve malzemeden çalanları da elbette lanetliyorum ve en kısa sürede her birinin hesap vermesini diliyorum.
Bu konularda daha çok şey yazmayı hedefliyorum Allah izin verirse… Ama bugün için yaşadığımız kent Bursa'da öncelikle yapmamız gerekenler konumuz.
Neler mi?
Anlatayım.
Önceliğimiz, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın felaket bölgesinden döner dönmez yönettiği, Bursa Büyükşehir Belediye Meclis toplantısında dikkat çektiği dönüşüme odaklanmak olmalı… Bunu ama’sız, fakat’sız, lakin’siz yapmak zorundayız.
Bir dönem yapıldığı gibi; rantsal dönüşüm değil gerçek anlamda kentsel dönüşüm yapmalıyız.
Rehavete kapılınmaması koşuluyla bir bilgi paylaşayım.
Bursa’nın karadaki aktif faylarının 7 üzerinde deprem üretme potansiyelleri yok.
Deniz içindeki fayımız da aynı şekilde ve denizdeki fayların ürettiği depremler karadakiler kadar yıkıcı olmuyor.
Bu bilgiyi Bursalı bir Jeoloji mühendisimizden öğrendim, vesile ile paylaştım.
Bu iyi bir haber olsa da, Bursa’nın mevcut bina stokunun yüzde 60’ının 5 ve üzerindeki depremlerde de yıkılma riski olduğu, bazı bölgelerde ise zemin sıvılaşma riski bulunduğu, bu yüzdende binaların büyük kısmının tehlikeli olduğunu eklemek zorundayım.
O zaman ne yapacağız, nasıl edeceğiz?
Öncelikle dönüşüm için herkes elini taşın altına koymak zorundadır.
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Meclis toplantısında yaptığı konuşmada Bursa’nın güncel fay haritasının hazır olduğunu müjdeledi.
Yani ilk adım atılmış durumda. Şimdi de, bu haritayı göz önüne alarak hızla planlamaları yapmak, taşınması gereken yerleri taşımak, yeniden yapılması gereken bölgeleri yıkıp yeniden yapmak ve Alinur Aktaş’ın göreve geldiği ilk günlerde dillendirdiği uydu kentleri inşa etmeye başlamak zorundayız.
Zira yarın çok geç olabilir.
***
Yazının sonunda şunları da eklemek istiyorum.
Depremden hemen sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Bursa’nın tüm belediyeleri güçleri nispetinde hatta güçlerinin de üzerinde seferber oldular.
Bursalı sivil toplum kuruluşları da aynı çabayı gösterdiler.
Bursalılar market raflarını boşaltıp deprem bölgesine yardım için var güçleri ile çabaladılar.
Her birinden Allah razı olsun.
















