Özlem YAĞMUR

Özlem YAĞMUR

Z raporu

Ali Babacan ve Bursa'daki bir kısım AK Partili'nin ortak noktası!

11 Mayıs 2021 - 00:29

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, geçtiğimiz akşam çıktığı bir televizyon yayınında öyle şeyler söyledi ki, siyasi gündem haklı olarak yıkıldı!

Özet olarak durum şudur.

AK Parti'nin anlı şanlı eski Bakanı olan ve 2019 yılında AK Parti'den istifa ederek DEVA Partisi'ni kuran ve tabii ki de partinin Genel Başkanı olan Ali Babacan...

2018 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, kendisi henüz AK Partili iken, önce koştur koştur gitmiş, AK Parti'nin Cumhurbaşkan Adayı Recep Tayyip Erdoğan olsun diye ikinci sıradan imzayı basıvermiş.

Düşünün ki, nasıl istemişse artık Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adayı olmasını, büyük bir azim ve şevkle ikinci imzacı olmuş.

Buraya kadar olan gayet normal.

Gayet olması gereken...

AK Partili siyasetçi, AK Parti'nin adayı için mücadele eder.

Kaldı ki, siyasi ahlak da tam olarak bunu öngörür.

İken...

Sayın Babacan imzayı bastığı gibi soluğu, muhalefet partilerinin Cumhurbaşkanı adayı belirleme kulislerinde almış.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun önderliğinde, "ne yapsak ne etsek de, Abdullah Gül'ü çatı adayı olarak bizim cenaha kabullendirebilsek" temalı pazarlık toplantılarının tam ortasında yer almış!

Ortası da yetmemiş, kendi ifadesiyle "tam göbeğinde" pozisyon almış.

AK Parti saflarında siyaset yaparken...

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı adayımız olsun diye 3 Mayıs 2018'de ilk imzacılardan biri olurken...

Anında gitmiş, Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindekilerle, hem Abdullah Gül'ü, hem de İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i ikna edebilmek için kulis yapmış!

Ve bunu bizzat kendisi açıkladı.

Hem de öyle sıkalarak falan da değil. Gayet kendisinden emin, gayet izah ede ede, pekiştire pekiştire...

"Efendim yani siz, Abdullah Gül görüşmelerinin-kulislerin içinde miydiniz gerçekten?"

"İçi ne ki efendim... Tam göbeğindeydim!"

Geri alıp tekrar izledim.

Gaf mıydı? Ağzından mı kaçtı?

İstemeden mi söyledi? Nasıl söyledi?

Gaf falan değil. Ağzından kaçan bir şey de yok.

Tane tane, tatlı tatlı, aynen de böyle anlatıyor.

E büyük ayıp!

Büyük bir siyasi ayıp!

Bari anlatma.

Yaptın böyle bir şey. Bari sus. Deme. Kendine, kendi ifadelerinle böyle bir referans hazırlama.

Bile isteye yaptı bunu Ali Babacan.

Yetmedi.

Bir de kaçak göçek katıldığı muhalif cephenin aday belirleme toplantılarının legal ve gerçek üyelerine, yani CHP ve İYİ Parti'ye laf soktu!

"2018'de kötü bir tecrübemiz var. Ortak adaylık teşebbüsü vardı ama olmadı.

Ülke 5 yıl kaybetti! Ortak aday olursanız biz sizi destekleyeceğiz diyenler sözlerinin arkasında dursaydı, o gün o iş olurdu!"

Bu kadar mı siyaset acemisi olunur?

Bu kadar mı, kimlerle dans ettiğine bakılmaz?

Sayın Babacan...

Siz, Abdullah Gül gibi bir ismi, CHP'nin tabanına, seçmenine izah edebileceğinize gerçekten inandınız mı?

Kemal Kılıçdaroğlu, "Ekmelettin Olayı"nda olduğu gibi davranabilecek ve CHP'liler de tıpış tıpış gidip Abdullah Gül'e oy verecek sandınız mı gerçekten?

Siz ki hesap adamıyken, bunu baya baya ihtimal dahilinde gördünüz mü?

Şu anki hayıflanmanız da, bu büyük fırsatın kaçırılmış olduğuna yürekten inandığınız için mi?..

Eyvah eyvah!

Abdullah Gül'den bahsediyoruz.

İsnisnasız tüm bayramlarda, "Kulağım ayrıyor gitmiycem. Burnum akıyor katılmiycam" moduna girip, akabinde de hastane odasından verdiği pozlarda hastalıktan, ağrıdan eser olmadığını neredeyse ortaya koyan Abdullah Gül...

"Laik Cumhuriyet değişmeli, bitmeli, etmeli!"

Açıklamalarıyla CHP'nin en hatırı sayılır kesiminin bizatihi nefretini kazanmış Abdullah Gül...

Yani Meral Akşener maraza çıkarmasaydı, Muharrem İnce dış kulvardan atağa kalkmasaydı. Kemal Kılıçdaroğlu da, "ne diyorsam o! Gidin buna da tıpış tıpış oy verin" diye kükreseydi.

2018 Seçimi'nde Abdullah Gül kesin Cumhurbaşkanı olacaktı?

Öyle mi?

Büyük bir samimiyetle, eyvah eyvah...

İYİ Parti'yi, bu yazının, şu temasından tenzih ederek söylüyorum. Siz, o dönemler aşk-ı memnu yaşadığınız CHP'yi hiç tanımıyorsunuz.

Şu anki hayıflanmanızdan da anlaşılıyor ki, 2018'den bu yana tanımak için hiç çaba da sarf etmemişsiniz.

Alice misali, farazi harikalar diyarında kalmışsınız.

Ve işiniz gerçekten çok zor.

Daha da geç olmadan oturun ve bu ülkenin siyasi tarihini okuyun.

Ve tabii en çok da CHP'yi çalışın.

Nasıl bir partidir, kimlerden oy alır, en çok kimlerden oy alır, bu çok oyu niye alır?..

Bakın, bu noktaya bizzat eğilin. CHP'nin sarsılmaz kemik oylarını kimler verir, niye verir?

Tekrar ede de, döne döne çalışın.

Aksi halde, partinizin işi çok zor!

***

Bu arada, Ali Babacan'ı yalnızca hayrete şayan olduğu için yazı konusu etmedim.

Hoş, aslında ben çok hayret de etmedim.

Ali Babacan, bir siyasi partinin genel başkanı olması hasebiyle popüler bir örnek olduğu için siyaset onun itiraflarını konuşuyor.

Yine aynı sebeple, o dönemki samimiyetsiz tavrı gündemde.

Yoksa Ali Babacan gibi (Üzgünüm ama daha kibar bir ifade bulamadım) ikili oynayan o kadar çok siyasetçi var ki...

Uzağa gitmeye gerek yok.

Bursa da bile o kadar çok böyle ikili oynayan siyasetçi var ki.

Bunun en bariz örneğini daha yeni, yerel seçimde yaşadık.

AK Parti üyesi olmalarına rağmen, CHP'nin adayı için çalıştılar!

AK Parti kazansın diye uğraşır gibi görünürken, aynı aşk-ı memnuyu yaşadılar.

Gündüz AK Parti'nin çalışmalarına (güya) katıldılar.

Akşamları, CHP adayı için hesap-kitap yaptılar.

CHP için kaynak topladılar. CHP için müteahhit ayarttılar!

Ve hatta CHP için seçmen ayarttılar!

Aslında, CHP için de değil.

Yani CHP'ye bir gönül vermişlik, sonradan da olsa bir sevmişlik, bağlanmışlık falan da yok.

"Bizim, şu şu sebeplerden ötürü AK Parti'den gönlümüz geçti."

Ve, "şu şu sebeplerle doğru olanın CHP olduğuna inandık"

Deyip, çatır çatır CHP için, CHP'nin adayı için çalışsalardı.

Bari öyle olsaydı.

Ne gezer.

Rant mant işleriydi tüm hikaye...

Hasılı, dünya malı!

YORUMLAR

  • 0 Yorum