Yaklaşık 355 bin dekar alanda narenciye üretimi yapılan Mersin,geçen yıl kaydedilen 365 milyon 181 bin dolarlık dış satımla en çok turunçgil ihracatı yapan il olarak öne çıktı.Çiftçilerin en büyük gelir kapılarından birini oluşturan narenciye ürünlerinin fiyatları bahçeden market rafına gidene kadar yüksek oranlarda artış gösteriyor.Mayer cinsi limonun kilogram fiyatı dalında 50 kuruşa kadar gerilemesine rağmen üretildiği kentin marketlerinde en az 5 liradan satılıyor. Bu fiyat İstanbul ve Ankara'da 10 lirayı geçebiliyor.
Dalında 1,5-2 lira arasında alıcı bulan portakal ise kentteki market raflarında en az 5,5 liradan, üreticisinin kilogramını 1,75-2,5 liradan sattığı mandalina da en az 6 liradan listeleniyor.Mandalinanın diğer şehirlerdeki market fiyatları 12 ile 25 lira bandında değişiklik gösteriyor.
Kentteki sektör temsilcileri, üreticilerin ve tüketicilerin şikayet ettiği fiyat farkı ile çözüm önerilerini AA muhabirine değerlendirdi.
Fiyatların vatandaşların daha az ürün almasına neden olduğunu söyleyen Yılmaz, "Üretici, ürününü makul seviyede fiyatlandırıp değerlendiremiyor. Üreticinin emeğinin karşılığı, maddi değerini bulmuyor. Maalesef tüketici de uygun fiyatlara ürün tüketemiyor. Bu şartlarda tüketimimiz de azalıyor. Tüketici 3 kilogram alacağı meyveyi 1 kilogram alıyor." diye konuştu.Yılmaz, yüzde 300'lere varan fiyat farkının kabul edilemez olduğuna dikkati çekerek, "Ürünü dalında hasat ettiğimiz fiyat belli. Bu fiyatlar üzerinden hesap yaparsak turunçgil ürünlerini 3 ile 4 lira arasında tüketiciye ulaştırmak gerekir. Maalesef marketlerde portakal 6 lira. En büyük sorunlarımızdan biri üretim maliyetleri, diğeri ise üretici ve tüketici arasındaki yüksek fiyat endeksi. Yüzde 300 fiyat farkı var. Ürünü 2 liraya mal ediyor, yüzde 100 kazansın 4 liraya satsın." ifadelerini kullandı.
Çözümün kooperatifleşme olduğunu savunan Birim, şöyle devam etti:"Havza bazlı üretim tanımlamasını yapmamız lazım. Üretimde, kamucu dediğimiz bütüncül yapılara ev gerekiyor. Üretici, para kazanamadığı dönemlerde alanı terk eder. Biz de alanı terk etmesini istemiyoruz. Biz, buna çözüm olarak üretici birliklerini, kooperatifleri adres olarak gösteriyoruz. Ürünleri üreticiden, kooperatif ortaklarından direkt olarak nihai tüketiciye aracısız bir şekilde ulaştırmanın yollarına bakmalıyız. Bugün Avrupa Birliği'nde gıdaların hale indirilme zorunluluğu kaldırıldı. Bizde tüm ürünlerin halden geçmesi zorunlu. Biz hallere karşı değiliz, hal yasasının değiştirilmesini savunuyoruz."Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Birim, ürünlerin vatandaşlara daha ucuza ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak, "Üreticilerimizin yanında olmak için gıdada KDV'yi sıfırlamamız gerekiyor. Plansız üretime son verilmeli. Önüne gelen turunçgil bahçesi almamalı, bunlar kontrollü yapılmalıdır. Üretim maliyetlerini düşürmenin yollarına bakmalı, çiftçimizi teşvik etmeliyiz. Aracıların sayısı azaltılmalı çünkü herkes kendi maliyetlerini karşılamak için doğal olarak üzerine maliyet bindiriyor. Marketlerin keyfi uygulamaları denetlenmeli. Devletimiz burada kesinlikle denetçi olmalı. Yüksek kar marjlarına karşı olmalıyız. Ürünleri makul bir kar oranıyla nihai tüketiciye ulaştırmamız gerekiyor." diye konuştu.
Dalında 1,5-2 lira arasında alıcı bulan portakal ise kentteki market raflarında en az 5,5 liradan, üreticisinin kilogramını 1,75-2,5 liradan sattığı mandalina da en az 6 liradan listeleniyor.Mandalinanın diğer şehirlerdeki market fiyatları 12 ile 25 lira bandında değişiklik gösteriyor.
Kentteki sektör temsilcileri, üreticilerin ve tüketicilerin şikayet ettiği fiyat farkı ile çözüm önerilerini AA muhabirine değerlendirdi."Bu işten hem tüketici hem üretici zarar görür"
Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, narenciye ürünlerinde önemli fiyat farkının olduğunu belirterek, "Şu anda portakal dalında 1,5-1,7 lira civarında, çok nadir 2 liradan satılıyor. Maalesef bugün marketlerde kilogramı 6 lira. mersin bir narenciye deposu. Tüketici ile üretici arasındaki fahiş fiyat farkını bir türlü engelleyemedik. Bunu engelleyemediğimiz sürece bu işten hem tüketici hem üretici zarar görür." dedi.
Fiyatların vatandaşların daha az ürün almasına neden olduğunu söyleyen Yılmaz, "Üretici, ürününü makul seviyede fiyatlandırıp değerlendiremiyor. Üreticinin emeğinin karşılığı, maddi değerini bulmuyor. Maalesef tüketici de uygun fiyatlara ürün tüketemiyor. Bu şartlarda tüketimimiz de azalıyor. Tüketici 3 kilogram alacağı meyveyi 1 kilogram alıyor." diye konuştu.Yılmaz, yüzde 300'lere varan fiyat farkının kabul edilemez olduğuna dikkati çekerek, "Ürünü dalında hasat ettiğimiz fiyat belli. Bu fiyatlar üzerinden hesap yaparsak turunçgil ürünlerini 3 ile 4 lira arasında tüketiciye ulaştırmak gerekir. Maalesef marketlerde portakal 6 lira. En büyük sorunlarımızdan biri üretim maliyetleri, diğeri ise üretici ve tüketici arasındaki yüksek fiyat endeksi. Yüzde 300 fiyat farkı var. Ürünü 2 liraya mal ediyor, yüzde 100 kazansın 4 liraya satsın." ifadelerini kullandı.
"Ürünleri direkt olarak üreticiye ulaştırmanın yollarına bakmalıyız"
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Necmi Birim de limon üreticisinin kötü bir sezon geçirdiğini belirterek, "Şu an mayer cinsi limonumuz dalında 50 kuruş, lamas dediğimiz dikenli limonumuz 2 lira. Ancak gelin görün ki bölgemizdeki market zincirlerinde 6-7 liradan, Ankara gibi büyük şehirlerimizde 10-15 lira arasında satılıyor." dedi.Birim, fiyat farkının birçok nedeninin olduğunu vurgulayarak, sektörün girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini söyledi.
Çözümün kooperatifleşme olduğunu savunan Birim, şöyle devam etti:"Havza bazlı üretim tanımlamasını yapmamız lazım. Üretimde, kamucu dediğimiz bütüncül yapılara ev gerekiyor. Üretici, para kazanamadığı dönemlerde alanı terk eder. Biz de alanı terk etmesini istemiyoruz. Biz, buna çözüm olarak üretici birliklerini, kooperatifleri adres olarak gösteriyoruz. Ürünleri üreticiden, kooperatif ortaklarından direkt olarak nihai tüketiciye aracısız bir şekilde ulaştırmanın yollarına bakmalıyız. Bugün Avrupa Birliği'nde gıdaların hale indirilme zorunluluğu kaldırıldı. Bizde tüm ürünlerin halden geçmesi zorunlu. Biz hallere karşı değiliz, hal yasasının değiştirilmesini savunuyoruz."Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Birim, ürünlerin vatandaşlara daha ucuza ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak, "Üreticilerimizin yanında olmak için gıdada KDV'yi sıfırlamamız gerekiyor. Plansız üretime son verilmeli. Önüne gelen turunçgil bahçesi almamalı, bunlar kontrollü yapılmalıdır. Üretim maliyetlerini düşürmenin yollarına bakmalı, çiftçimizi teşvik etmeliyiz. Aracıların sayısı azaltılmalı çünkü herkes kendi maliyetlerini karşılamak için doğal olarak üzerine maliyet bindiriyor. Marketlerin keyfi uygulamaları denetlenmeli. Devletimiz burada kesinlikle denetçi olmalı. Yüksek kar marjlarına karşı olmalıyız. Ürünleri makul bir kar oranıyla nihai tüketiciye ulaştırmamız gerekiyor." diye konuştu.


















