- Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Sepetçiler Kasrı'nda düzenlediği toplantıyla **"Yeşilay Türkiye Tütün Raporu 2025"**i kamuoyuyla paylaştı. Rapor, tütün bağımlılığının Türkiye'de ne kadar erken yaşta başladığını çarpıcı verilerle ortaya koydu.
Bağımlılık Çocukluk Çağına İniyor
Rapora göre, YEDAM'a başvuran bireylerin sigaraya başlama yaş ortalaması 16,91 iken, bu kişilerin yüzde 62,9'u sigaraya reşit olmadan (18 yaş altı) başlamış durumda. Cinsiyet bazlı incelendiğinde ise, erkeklerde 18 yaş altı başlama oranı yüzde 68,6 ile kadınlardan daha yüksek çıktı. Ortalama kullanım süresi 23 yıl ve günlük tüketim miktarı 22 adet olarak kaydedildi.
Başkan Dinç: Tütün Normalleştirilmiş Bir Ölüm Nedeni
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, toplantıda yaptığı konuşmada tütünün dünyada her yıl 8 milyon, Türkiye'de ise 100 binin üzerinde insanın ölümüne neden olduğunu hatırlattı. Dinç, "Dünya Sağlık Örgütü'ne göre tütün bağımlılığı dünyada en normalleştirilmiş ölüm nedenidir. Bu tablo ne kabul edilebilir ne de görmezden gelinebilir," diyerek toplumsal direnç çağrısı yaptı.
Elektronik Sigaralar Yeni Tehdit Kapısı
Yeni nesil nikotin ürünleri ve elektronik sigaraların genç nüfus üzerindeki artan tehdidine dikkat çeken Dinç, bu ürünlerin daha az zararlı olduğu algısının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Dinç, "Elektronik sigaralar, sigarayı bırakma aracı gibi pazarlanmasının aksine, diğer tütün ürünlerine geçişi kolaylaştırıyor," uyarısında bulundu.
YEDAM: Tütün Bağımlılığı Sorun Görülmüyor
Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak ise YEDAM verilerine dayanarak, tütün bağımlılığının toplumda normalleştirildiğini ifade etti. Kadak, YEDAM'a başvuranların yalnızca yüzde 7'sinin sigara kullanımını gerçek bir problem olarak gördüğünü vurguladı.
Tedavi ve Bırakma Başarısı
Rapordaki sevindirici veriler ise, YEDAM'da psikososyal destek ve ilaç tedavisinin birlikte uygulanmasının bırakma başarısını belirgin şekilde yükselttiğini gösterdi. 12 aylık takip sonunda danışanların yüzde 84,8'inin tütün kullanmamayı sürdürdüğü belirtildi. Tedaviye başvuranların büyük çoğunluğunun (%57,4) yüksek öğrenim mezunu olduğu ve 40-50 yaş aralığında yoğunlaştığı da raporda yer aldı.



















