İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Millî Parklar Kanunu teklifinin, Türkiye’nin en hassas ekosistemlerini yapılaşma ve talan riskine açık hale getirdiğini savundu.
Millî parkların "bayrak ve sınırlar gibi" titizlikle korunması gereken kamusal varlıklar olduğunu belirten Toktaş, düzenlemenin koruma önceliğini zayıflatarak kullanım ve kiralama modelini ön plana çıkardığını ifade etti.
Milletvekili Hasan Toktaş, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, Millî Parklar Kanunu'nda yapılması planlanan değişikliklerin ekolojik güvenlik açısından büyük riskler taşıdığını dile getirdi. Teklifin, doğal koruma alanlarını madencilik, enerji ve su yatırımlarına açabileceği uyarısında bulunan Toktaş, bu alanların yalnızca birer "ağaç topluluğu" değil; yaban hayatı, endemik türler ve su havzalarını barındıran kompleks birer bütün olduğunu vurguladı.
"Uludağ Giderse Bursa’nın Su Güvenliği Gider" Konuşmasında seçim bölgesi Bursa’dan örnek veren Toktaş, yaklaşık 13 bin hektarlık Uludağ Millî Parkı’nın stratejik önemine dikkat çekti. Uludağ’ın 32 endemik bitki türüne ev sahipliği yaptığını ve Güney Marmara’nın en büyük su deposu olduğunu hatırlatan Toktaş, "Uludağ’ın ekolojik bütünlüğü bozulursa, Bursa’nın su güvenliği de doğrudan risk altına girer. Kaçak yapıların yasallaşmasına imkân tanıyan maddeler, rant ve talan ihtimalini büyütmektedir" dedi.
Tarihsel Uyarı: Mao’nun Serçe Kampanyası Ekolojik dengeye yapılan müdahalelerin geri dönülemez felaketlere yol açabileceğini belirten Toktaş, Çin’de Mao Zedong döneminde yürütülen ve ekosistemi bozan serçe avlama kampanyasını örnek gösterdi. Tarımsal üretimi artırma amacıyla başlatılan ancak büyük bir kıtlıkla sonuçlanan bu girişimi hatırlatan Toktaş, "Doğanın dengesiyle oynamanın bedeli ağırdır. Millî parklar geri dönüşü olmayan doğal varlıklardır" diyerek yasa teklifinin derhal geri çekilmesi çağrısında bulundu.
DOĞADER başta olmak üzere Bursa’daki çevre örgütlerinin de bu düzenlemeye karşı ortak bir tavır sergilediğini hatırlatan Toktaş, millî parkların ekonomik rant alanı olarak değil, gelecek nesillerin ekolojik güvenlik alanı olarak korunması gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.















