Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, TV100 canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Kalın, "İstanbul depremi ne kadar önceliği hükümetin?" sorusu üzerine, olası İstanbul depreminin hükümetin son derece öncelikli konularından biri olduğunu vurgulayarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının çalışmasıyla İstanbul'un çok detaylı deprem haritasının çıkarıldığını, çalışmanın devam ettiğini anlattı.
Dolmabahçe'de yapılan Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Toplantısı'na yaklaşık 80 bilim insanının katıldığını anımsatan Kalın, bazı tarihi şehirlerin fay hattı üzerine kurulduğunu, toplantıda İstanbul'la ilgili bu konuda özel bir çalışma yapılması kararı alındığını aktardı.
Vatandaşın da kentsel dönüşümü öncelikli bir mesele olarak görmesinde fayda olduğunu belirten Kalın, "Vatandaşın burada talep eden kişi konumunda olması lazım ki bu işi birlikte rahatlıkla götürebilelim. Ekonomik anlamda da bu dönüşümü yapacak, vatandaşlarımızı rahatlatacak bir model üzerinde çalışılıyor şu anda. Kredi verilmesi, bazı kolaylıklar sağlanması vesaire... Vatandaşımızın elini kolaylaştıracak formül üzerinde çalışılıyor. Detaylar tamamlandığında 1 hafta-10 gün içerisinde belli olacak" diye konuştu.
Kalın, deprem gelmeden mutlaka dönüşümü yapmaları gerektiğini, 5-10 yıl içinde İstanbul'un tamamında bu dönüşümü gerçekleştirme imkanına sahip olduklarını belirtti.Dış politikada normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmesi sorulan Kalın, Mısır'da bir askeri darbe olduğunu, seçimle işbaşına gelen bir liderin gönderildiğini, sonra hapiste öldüğünü, şimdi bunun yarattığı büyük bir travmanın yaşandığını, bunun üzerine sadece Mısır'da değil, bütün bölgede, bütün Arap dünyasında, Türkiye'de de karışıklıklar olduğunu anlattı.
Kalın, Yunanistan'la da dönem dönem gerilimin arttığını ifade ederek, "Mesela şu ara sakin bir dönemden geçiyoruz. Deprem sonrasında onlar da tabii ki yani çok anlayışlı davrandılar. Biz de zaten hep şunu söyledik. Bizim Yunanistan'la böyle bir siyasi kavgaya girmek gibi bir gündemimiz yok. Bizim gündemimiz zaten belli. Burada yoğunuz. Onlar da bir seçim takvimine girdiler. Bir sükunet oldu orada. Yunanistan'la olan ilişkimizde normalde ilkesel olarak kavga etmemeliyiz. Fakat coğrafyanın bize getirdiği, tarihin bize yüklediği birtakım yükler var" değerlendirmesinde bulundu.
Terörle mücadeleye devam ederken birinci ilkelerinin müttefiklerin bu konuda Türkiye'nin yanında durması olduğunun altını çizen Kalın, şunları kaydetti:
"Yaptığımız anlaşmalar var. NATO bir güvenlik ittifakıdır. NATO bir turizm ajansı değil. NATO bir kültür birliği değil. Birinci şey nedir? Üye olan ülkelerin güvenliğinin sağlanması. Biz o yüzden yaklaşık son 10 yıldır özellikle devam eden yoğun çabalarımız neticesinde özellikle soğuk savaş dönemi sonrasında NATO'nun öncelikli tehditlerinden bir tanesinin terörle mücadele olduğunu NATO müktesebatına dahil ettirdik."Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, ABD'nin PYD ve YPG'ye Suriye'de verdiği desteğin taktik, stratejik ve siyasi olarak yanlış olduğunu defalarca anlattıklarını, karşı tarafın bir argüman geliştirmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını çünkü bunun mantıklı, rasyonel, savunulabilir bir tarafı olmadığını söyledi.
Kalın, "İstanbul depremi ne kadar önceliği hükümetin?" sorusu üzerine, olası İstanbul depreminin hükümetin son derece öncelikli konularından biri olduğunu vurgulayarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının çalışmasıyla İstanbul'un çok detaylı deprem haritasının çıkarıldığını, çalışmanın devam ettiğini anlattı.
Dolmabahçe'de yapılan Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Toplantısı'na yaklaşık 80 bilim insanının katıldığını anımsatan Kalın, bazı tarihi şehirlerin fay hattı üzerine kurulduğunu, toplantıda İstanbul'la ilgili bu konuda özel bir çalışma yapılması kararı alındığını aktardı.
Vatandaşın da kentsel dönüşümü öncelikli bir mesele olarak görmesinde fayda olduğunu belirten Kalın, "Vatandaşın burada talep eden kişi konumunda olması lazım ki bu işi birlikte rahatlıkla götürebilelim. Ekonomik anlamda da bu dönüşümü yapacak, vatandaşlarımızı rahatlatacak bir model üzerinde çalışılıyor şu anda. Kredi verilmesi, bazı kolaylıklar sağlanması vesaire... Vatandaşımızın elini kolaylaştıracak formül üzerinde çalışılıyor. Detaylar tamamlandığında 1 hafta-10 gün içerisinde belli olacak" diye konuştu.
Kalın, deprem gelmeden mutlaka dönüşümü yapmaları gerektiğini, 5-10 yıl içinde İstanbul'un tamamında bu dönüşümü gerçekleştirme imkanına sahip olduklarını belirtti.Dış politikada normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmesi sorulan Kalın, Mısır'da bir askeri darbe olduğunu, seçimle işbaşına gelen bir liderin gönderildiğini, sonra hapiste öldüğünü, şimdi bunun yarattığı büyük bir travmanın yaşandığını, bunun üzerine sadece Mısır'da değil, bütün bölgede, bütün Arap dünyasında, Türkiye'de de karışıklıklar olduğunu anlattı.
Kalın, Yunanistan'la da dönem dönem gerilimin arttığını ifade ederek, "Mesela şu ara sakin bir dönemden geçiyoruz. Deprem sonrasında onlar da tabii ki yani çok anlayışlı davrandılar. Biz de zaten hep şunu söyledik. Bizim Yunanistan'la böyle bir siyasi kavgaya girmek gibi bir gündemimiz yok. Bizim gündemimiz zaten belli. Burada yoğunuz. Onlar da bir seçim takvimine girdiler. Bir sükunet oldu orada. Yunanistan'la olan ilişkimizde normalde ilkesel olarak kavga etmemeliyiz. Fakat coğrafyanın bize getirdiği, tarihin bize yüklediği birtakım yükler var" değerlendirmesinde bulundu.
Terörle mücadeleye devam ederken birinci ilkelerinin müttefiklerin bu konuda Türkiye'nin yanında durması olduğunun altını çizen Kalın, şunları kaydetti:
"Yaptığımız anlaşmalar var. NATO bir güvenlik ittifakıdır. NATO bir turizm ajansı değil. NATO bir kültür birliği değil. Birinci şey nedir? Üye olan ülkelerin güvenliğinin sağlanması. Biz o yüzden yaklaşık son 10 yıldır özellikle devam eden yoğun çabalarımız neticesinde özellikle soğuk savaş dönemi sonrasında NATO'nun öncelikli tehditlerinden bir tanesinin terörle mücadele olduğunu NATO müktesebatına dahil ettirdik."Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, ABD'nin PYD ve YPG'ye Suriye'de verdiği desteğin taktik, stratejik ve siyasi olarak yanlış olduğunu defalarca anlattıklarını, karşı tarafın bir argüman geliştirmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını çünkü bunun mantıklı, rasyonel, savunulabilir bir tarafı olmadığını söyledi.


















