Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, sermaye piyasalarında yaşanan son gelişmeler ve alınan tedbirlerin yanı sıra enflasyon, cari açık, akaryakıt fiyatları, eşel mobil uygulaması, 2027 bütçesi ve ekonomi programındaki yapısal dönüşüm başlıklarını ele aldı. Burada konuşan Şimşek, Finansal İstikrar Komitesi’nin dün gerçekleştirdiği toplantıda piyasalardaki gelişmelerin değerlendirildiğini belirterek, yaşananların sınırlı sayıdaki fondaki kredi ve likidite probleminden kaynaklandığını ifade etti. Türkiye’de 2 bin 38 fon bulunduğunu ve sorun yaşanan fon sayısının 131 olduğunu ifade eden Şimşek şunları söyledi:
"Piyasalarda dün itibarıyla yaşananlar, yani önceki haftada yaşananlar, esas itibarıyla sınırlı sayıda fondaki kredi ve likidite problemi. Yani genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Yani borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok. Ama serbest fon dediğimiz bir alan var. Bu alan bütün dünyada nispeten serbest bir alan. Nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan. Dışarıda biz bunlara daha çok hedge fon diyebiliriz. Nispeten oradaki regülasyon daha esnek. 2006 yılında Türkiye’de mevzuata girmiş. 2008 yılında ilk o anlamda fonlar oluşmaya başlamış. Uzun bir süre bu nispeten sınırlı bir alan olmuş. 2019’dan itibaren TEFAS’ta, bu Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu, yani sonuçta bir pazar yeri burası, borsanın altında. Orada işlem görmeye başlayınca bu alan biraz büyüyor. Şimdi tekrar altını çizmek istiyorum. Sınırlı sayıdaki fondan bahsediyoruz. Yanlış atmıyorsam son rakam 2 bin 38 tane fon var Türkiye’de. Bunların 131’inden bahsediyoruz."
Şimşek, SPK’nın düzenleme ve denetleme konusunda yetkili kuruluş olduğunu belirterek, 2025’in sonlarında Finansal İstikrar Komitesi’nde muhtemel risklere karşı gerekli düzenleme ve tedbirlerin alınması yönünde karar alındığını ifade etti. Serbest fon alanına ilişkin ağustos sonunda dünyadaki uygulamalara göre daha katı kurallar içeren bir rehber yayımlandığını kaydeden Şimşek, piyasanın uyum sağlaması için bazı konularda geçiş süreçlerinin öngörüldüğünü söyledi. Şimşek ayrıca, teminat yapısının güçlendirildiğini ve teminatlara ilişkin daha önce de bazı düzenlemeler yapıldığını ifade etti."Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
Piyasada dün itibarıyla yaşanan süreçte sistemik bir riskin bulunmadığının da altını çizen Şimşek, "Şimdi bunu serbest fonlar için de bir geçiş dönemini öngörüyoruz, uygulamaya koyacağız. Özetle şunu anlatmaya çalışıyorum, çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği 131 fon, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tasfiye sürecine konulmuştur. Bu tasfiye sürecine ilişkin de sorular çok geliyor. Ona ilişkin de Sermaye Piyasası Kurulumuz dün akşam kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Şimdi sistemik risk yok derken şunu söylemeye çalışıyorum: Yani 2 bin 38 tane fon var sayı olarak. Bunun 131’ine ilişkin adım atılmış, orada sorun görülmüş. Tabii ki SPK bu değerlendirmeyi yapıyor. Bir kısmı temerrüde düşmüş, bir kısmında da yapısal sıkıntılar olabileceği yönündeki riski dikkate almışlar ve adım atmışlar. Yani fon piyasasının yüzde 90’ı sağlıklı işlemeye devam etmiş. Yani buradaki sorun sistemik değil derken bu fonların tamamına bakarsanız, yani fon birikimi olarak bakarsanız en son yapılan müdahalelerle yaklaşık olarak konuşuyorum, yüzde 10-11 civarı bir rakam" ifadelerine yer verdi."Bu riskin yayılmaması için çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek"
Şimşek, tasfiye sürecinin borsayı baskı altına alacak bir çerçeve oluşturmayacağını vurgulayarak, alınan adımların yatırımcıların haklarını korumaya yönelik olduğunu söyledi. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan riskin piyasaya yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirlerin devreye alındığını hatırlatan Şimşek, "Buradaki tasfiye süreci, borsayı bundan sonraki süreçte baskı altına alacak bir çerçeve de olmayacak. Çünkü nitelikli yatırımcı olsalar dahi, profesyonel yatırımcı olsalar dahi, aslında bu atılan adımlar onların haklarını korumaya yöneliktir. Dolayısıyla burada bir yoğunlaşma oluşmuş. Bu yoğunlaşmanın bulaşıcı olmaması için, yani sınırlı sayıda fonda bir risk ortaya çıkmış. Bu riskin yayılmaması için piyasanın tamamına dün çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek. Dolayısıyla alınan tedbirler yeterli mi diye sordunuz, evet, şu aşamada yeterli" değerlendirmesinde bulundu."Tasarruf finansman şirketlerine ilişkin daha katı kurallara ihtiyacımız var"
Şimşek, banka dışı finans sektörünün son yıllarda hızlı büyüdüğünün altını çizerek, bu alana ilişkin ilave tedbir çalışmalarının yapılacağını söyledi. Tasarruf finansman şirketlerinin bankacılık benzeri bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Dünya bunu söylüyor, sadece Türkiye için söylemiyorum. Birtakım adımlar attık. Tabii bu arada da sorumlu kuruluş, yetkili kuruluş Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu. Yani piyasaya ilişkin, fonlara ilişkin SPK, diğer alanlara ilişkin BDDK. Dediğim gibi gerekeni yaptık. O alanı, sorumlu alanı karantinaya aldık tabiri caizse. Tasfiye süreci yapılacak. Yatırımcıların oradaki birikimleri belli bir sürece yayılarak tabii ki korunacak. Korunacaktan kastım; oradaki varlıklardan bahsediyorum. Ama tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Orası bankacılık benzeri bir alan. Orada çok daha tabii ki farklı bir süreç işler. Orada da zaten bir portföy yönetim şirketiyle ilişkili bir iki kuruluş var. Dün Emlak Katılım biliyorsunuz, konut konusunda uzman bankamız, konut finansmanı konusunda. Zaten Katılımevim, Birevim de bu alanda biliyorsunuz faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım dün itibarıyla bir süreç başlattı. Süreç tabii ki oradaki yatırımcıları korumaya yönelik."
Bakan Şimşek, fon rehberiyle serbest fon alanındaki düzenleme sürecinin büyük oranda tamamlandığını belirterek, alanın dünyadaki uygulamalara kıyasla daha katı kurallara bağlandığını ifade etti. Serbest fonlarda yeniden benzer bir hareketlilik yaşanması riskinin düşük olduğunu belirten Şimşek, nitelikli yatırımcı tanımındaki 10 milyon liralık sınırın yeniden düzenlenebileceğini ve vatandaşların yatırım tercihlerine saygı duyduklarını söyledi."Katılımevim ve Birevim’deki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak"
Banka dışı finans sektöründe hızlı büyümenin yakından izlenmesi ve özellikle sıradan vatandaşların yer aldığı alanlarda korumanın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Şimşek, "Banka dışı finans sektöründe şu anda bir sorun yok. Fakat o alan hızlı büyüyor. Hızlı büyüyen alanların mutlaka daha yakından izlenmesi ve o kaynakların doğru alanlarda tutulması ve özellikle sıradan vatandaşların rağbet gösterdiği alanlarda korumanın daha güçlü olması bizim için esastır. Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’le ilgili bir açıklaması var. Dolayısıyla oradaki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak. Çünkü bunlar profesyonel yatırımcı değil, nitelikli yatırımcı değil. Onlara bizim muamelemiz farklı olacak. Tabiri caizse orta-uzun vadede aslında onu bankalar gibi düşünmek lazım. Çünkü orada da TMSF gibi yani Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi bir yapı, fon havuzu, artı bir teminat havuzu gibi bir yapı var. Kaynakların nerede kullanılacağına ilişkin düzenleme zaten temmuz ayı sonunda yapıldı. Bir geçiş dönemi öngörüldü. Dolayısıyla o alanla ilgili olarak da tedbir aldık, adımlar attık. Ama o alanla ilgili ilave çalışmalar devam ediyor" dedi."Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak"
Fonlarda yaşanan riskin tahvil piyasasında oluşturduğu stresin alınan tedbirlerle ortadan kalktığını aktaran Şimşek, piyasaların normal işleyişine döndüğünü ifade etti. Sistemik risk bulunmadığını ve piyasa bozucu eylemlere ilişkin Sermaye Piyasası Kurulunun gerekli adımları attığını, bundan sonraki sürecin adli makamların konusu olduğunu söyleyen Bakan Şimşek, "Sermaye Piyasası Kurulu lisans iptalinden suç duyurularına kadar, o tasfiye kararından diğer bütün gerekli adımları attı. Bundan sonraki süreç piyasa bozucu faaliyetlerde bulunanların, yatırımcının birikimlerini tehlikeye atanların tabii ki bundan sonraki süreci adli bir süreç. Yargının konusu. Bizim kurumlarımız bu süreçte üzerlerine düşeni yapıyorlar. Yapmaya devam edecekler. Burada çok net olarak altını çizmek istiyorum hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak" dedi.
"Piyasalarda dün itibarıyla yaşananlar, yani önceki haftada yaşananlar, esas itibarıyla sınırlı sayıda fondaki kredi ve likidite problemi. Yani genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Yani borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok. Ama serbest fon dediğimiz bir alan var. Bu alan bütün dünyada nispeten serbest bir alan. Nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan. Dışarıda biz bunlara daha çok hedge fon diyebiliriz. Nispeten oradaki regülasyon daha esnek. 2006 yılında Türkiye’de mevzuata girmiş. 2008 yılında ilk o anlamda fonlar oluşmaya başlamış. Uzun bir süre bu nispeten sınırlı bir alan olmuş. 2019’dan itibaren TEFAS’ta, bu Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu, yani sonuçta bir pazar yeri burası, borsanın altında. Orada işlem görmeye başlayınca bu alan biraz büyüyor. Şimdi tekrar altını çizmek istiyorum. Sınırlı sayıdaki fondan bahsediyoruz. Yanlış atmıyorsam son rakam 2 bin 38 tane fon var Türkiye’de. Bunların 131’inden bahsediyoruz."
Şimşek, SPK’nın düzenleme ve denetleme konusunda yetkili kuruluş olduğunu belirterek, 2025’in sonlarında Finansal İstikrar Komitesi’nde muhtemel risklere karşı gerekli düzenleme ve tedbirlerin alınması yönünde karar alındığını ifade etti. Serbest fon alanına ilişkin ağustos sonunda dünyadaki uygulamalara göre daha katı kurallar içeren bir rehber yayımlandığını kaydeden Şimşek, piyasanın uyum sağlaması için bazı konularda geçiş süreçlerinin öngörüldüğünü söyledi. Şimşek ayrıca, teminat yapısının güçlendirildiğini ve teminatlara ilişkin daha önce de bazı düzenlemeler yapıldığını ifade etti."Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
Piyasada dün itibarıyla yaşanan süreçte sistemik bir riskin bulunmadığının da altını çizen Şimşek, "Şimdi bunu serbest fonlar için de bir geçiş dönemini öngörüyoruz, uygulamaya koyacağız. Özetle şunu anlatmaya çalışıyorum, çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği 131 fon, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tasfiye sürecine konulmuştur. Bu tasfiye sürecine ilişkin de sorular çok geliyor. Ona ilişkin de Sermaye Piyasası Kurulumuz dün akşam kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Şimdi sistemik risk yok derken şunu söylemeye çalışıyorum: Yani 2 bin 38 tane fon var sayı olarak. Bunun 131’ine ilişkin adım atılmış, orada sorun görülmüş. Tabii ki SPK bu değerlendirmeyi yapıyor. Bir kısmı temerrüde düşmüş, bir kısmında da yapısal sıkıntılar olabileceği yönündeki riski dikkate almışlar ve adım atmışlar. Yani fon piyasasının yüzde 90’ı sağlıklı işlemeye devam etmiş. Yani buradaki sorun sistemik değil derken bu fonların tamamına bakarsanız, yani fon birikimi olarak bakarsanız en son yapılan müdahalelerle yaklaşık olarak konuşuyorum, yüzde 10-11 civarı bir rakam" ifadelerine yer verdi."Bu riskin yayılmaması için çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek"
Şimşek, tasfiye sürecinin borsayı baskı altına alacak bir çerçeve oluşturmayacağını vurgulayarak, alınan adımların yatırımcıların haklarını korumaya yönelik olduğunu söyledi. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan riskin piyasaya yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirlerin devreye alındığını hatırlatan Şimşek, "Buradaki tasfiye süreci, borsayı bundan sonraki süreçte baskı altına alacak bir çerçeve de olmayacak. Çünkü nitelikli yatırımcı olsalar dahi, profesyonel yatırımcı olsalar dahi, aslında bu atılan adımlar onların haklarını korumaya yöneliktir. Dolayısıyla burada bir yoğunlaşma oluşmuş. Bu yoğunlaşmanın bulaşıcı olmaması için, yani sınırlı sayıda fonda bir risk ortaya çıkmış. Bu riskin yayılmaması için piyasanın tamamına dün çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek. Dolayısıyla alınan tedbirler yeterli mi diye sordunuz, evet, şu aşamada yeterli" değerlendirmesinde bulundu."Tasarruf finansman şirketlerine ilişkin daha katı kurallara ihtiyacımız var"
Şimşek, banka dışı finans sektörünün son yıllarda hızlı büyüdüğünün altını çizerek, bu alana ilişkin ilave tedbir çalışmalarının yapılacağını söyledi. Tasarruf finansman şirketlerinin bankacılık benzeri bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Dünya bunu söylüyor, sadece Türkiye için söylemiyorum. Birtakım adımlar attık. Tabii bu arada da sorumlu kuruluş, yetkili kuruluş Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu. Yani piyasaya ilişkin, fonlara ilişkin SPK, diğer alanlara ilişkin BDDK. Dediğim gibi gerekeni yaptık. O alanı, sorumlu alanı karantinaya aldık tabiri caizse. Tasfiye süreci yapılacak. Yatırımcıların oradaki birikimleri belli bir sürece yayılarak tabii ki korunacak. Korunacaktan kastım; oradaki varlıklardan bahsediyorum. Ama tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Orası bankacılık benzeri bir alan. Orada çok daha tabii ki farklı bir süreç işler. Orada da zaten bir portföy yönetim şirketiyle ilişkili bir iki kuruluş var. Dün Emlak Katılım biliyorsunuz, konut konusunda uzman bankamız, konut finansmanı konusunda. Zaten Katılımevim, Birevim de bu alanda biliyorsunuz faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım dün itibarıyla bir süreç başlattı. Süreç tabii ki oradaki yatırımcıları korumaya yönelik."
Bakan Şimşek, fon rehberiyle serbest fon alanındaki düzenleme sürecinin büyük oranda tamamlandığını belirterek, alanın dünyadaki uygulamalara kıyasla daha katı kurallara bağlandığını ifade etti. Serbest fonlarda yeniden benzer bir hareketlilik yaşanması riskinin düşük olduğunu belirten Şimşek, nitelikli yatırımcı tanımındaki 10 milyon liralık sınırın yeniden düzenlenebileceğini ve vatandaşların yatırım tercihlerine saygı duyduklarını söyledi."Katılımevim ve Birevim’deki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak"
Banka dışı finans sektöründe hızlı büyümenin yakından izlenmesi ve özellikle sıradan vatandaşların yer aldığı alanlarda korumanın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Şimşek, "Banka dışı finans sektöründe şu anda bir sorun yok. Fakat o alan hızlı büyüyor. Hızlı büyüyen alanların mutlaka daha yakından izlenmesi ve o kaynakların doğru alanlarda tutulması ve özellikle sıradan vatandaşların rağbet gösterdiği alanlarda korumanın daha güçlü olması bizim için esastır. Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’le ilgili bir açıklaması var. Dolayısıyla oradaki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak. Çünkü bunlar profesyonel yatırımcı değil, nitelikli yatırımcı değil. Onlara bizim muamelemiz farklı olacak. Tabiri caizse orta-uzun vadede aslında onu bankalar gibi düşünmek lazım. Çünkü orada da TMSF gibi yani Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi bir yapı, fon havuzu, artı bir teminat havuzu gibi bir yapı var. Kaynakların nerede kullanılacağına ilişkin düzenleme zaten temmuz ayı sonunda yapıldı. Bir geçiş dönemi öngörüldü. Dolayısıyla o alanla ilgili olarak da tedbir aldık, adımlar attık. Ama o alanla ilgili ilave çalışmalar devam ediyor" dedi."Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak"
Fonlarda yaşanan riskin tahvil piyasasında oluşturduğu stresin alınan tedbirlerle ortadan kalktığını aktaran Şimşek, piyasaların normal işleyişine döndüğünü ifade etti. Sistemik risk bulunmadığını ve piyasa bozucu eylemlere ilişkin Sermaye Piyasası Kurulunun gerekli adımları attığını, bundan sonraki sürecin adli makamların konusu olduğunu söyleyen Bakan Şimşek, "Sermaye Piyasası Kurulu lisans iptalinden suç duyurularına kadar, o tasfiye kararından diğer bütün gerekli adımları attı. Bundan sonraki süreç piyasa bozucu faaliyetlerde bulunanların, yatırımcının birikimlerini tehlikeye atanların tabii ki bundan sonraki süreci adli bir süreç. Yargının konusu. Bizim kurumlarımız bu süreçte üzerlerine düşeni yapıyorlar. Yapmaya devam edecekler. Burada çok net olarak altını çizmek istiyorum hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak" dedi.



















