***Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi ve Bosna Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik, ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden açıklamalar yapmaya devam ediyor. 2006 yılından beri Bosnalı Sırpların siyasetini yönlendiren aktörlerin başında gelen Dodik, geçen hafta yaptığı açıklamada Bosna Hersek’teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin (RS) Federasyon’dan ayrılması yönündeki tehdidini yeniden ve daha güçlü biçimde dile getirdi. Dodik, Bosna Sırp Parlamentosunda yüzden fazla konu hakkında yeni yasal düzenlemeler yapılacağını duyurdu. Bu düzenlemeler arasında merkezi hükümetin istihbarat, savunma, yargı, vergi ve gümrük ile ilgili birimlerinden ayrılmanın da bulunduğunu, Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde kendi savunma güçlerini oluşturacaklarını söyledi. Dodik’in daha önceden de benzer nitelikte açıklamalar yaptığı ve Bosna Sırp Cumhuriyeti'nde referandum yapılması görüşünü sıklıkla dile getirdiği biliniyor. Örneğin Dodik, 2013 yılında Bosnalı Sırpların Bosna Hersek içerisinde kalmak istemediklerini söylemişti. 2020 yılı Mart ayında da bu görüşünü tekrarlamış, “Elveda Bosna, Merhaba bağımsız Sırbistan” şeklinde bir açıklama yapmıştı.
Sırp milliyetçilerin tahrikleri Slovenya ve Hırvatistan gibi Katolik milletleri Avrupa’ya yaklaştırırken Bosna Hersek ve Makedonya'yı ikilemde bırakıyordu. 1991 yılının Temmuz ayında Sırp hegemonyasından tedirgin olan Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlık ilan etti. Bu kararın ardından başlayan Sırp-Hırvat çatışması altı ay sürdü ve 1992 yılında Avrupa Birliği’nin (AB) ara buluculuğunda Brioni’de ateşkes imzalandı. Çatışma devam ederken Kasım ayında Makedonya bağımsızlık ilan etti. Sırbistan kontrolü altındaki Federal Ordu, Makedonya’nın bağımsızlık kararına müdahale edemedi. Eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın Makedonya’ya yerleştirdiği 2 bin civarındaki çatışma önleme gücü, Milosevic için caydırıcı etki yaratmıştı.
1992 baharında Saraybosna’da bağımsızlık kararının ardından başlayan çatışmalar 3,5 yıl sürdü. Avrupa’nın ortasındaki kanlı çatışmaları engelleme amacıyla alınan ambargo kararının tek mağduru Boşnaklar oldu. Hırvatlar ve Sırplar, bu ambargodan etkilenmedi. Almanlar Hırvatları, Ruslar ve Yunanlılar da Sırpları destekledi. 250 bin kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar, en sonunda ABD'nin inisiyatifi ile sona erdi.
Bosna-Hersek bölünme tehlikesiyle karşı karşıya
Ülkede Dayton Antlaşması'nın sağladığı siyasi istikrarı koruma görevini Saraybosna’da faaliyet gösteren Barış Uygulama Konseyi (PIC) yürütüyor. Dodik’in tahriklerine karşı Konsey tarafından yayımlanan rutin bildirilerde Bosnalı Sırpların tek başlarına statükoyu değiştirmelerinin kabul edilemez olduğu savunuluyor. Öte yandan Konsey tarafından yayımlanan bu bildiriler, ABD, Fransa, Almanya, İtalya gibi ülkelerin ortak görüşünü yansıtması bakımından ehemmiyet taşıyor. Bununla birlikte Dodik’in son dönemdeki açıklamaları ve neden olduğu gerilimden Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt dahi tedirgin olmuş vaziyette. Bu kapsamda Schimidt tarafından Birleşmiş Milletler’e (BM) gönderilen son raporda Bosna Hersek Cumhuriyeti'nin ciddi bir bölünme tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi.Yaşanan gelişmeler, Bosna Hersek halkı tarafından da büyük bir endişeyle takip ediliyor. Srebrenitsa katliamında yakınlarını yitiren ve bölgede bulunan Boşnakların birçoğu, bugün yaşananların 1990’lardan beri en tehlikeli gelişmeler olduğunu düşünüyor. Türkiye’de faaliyet gösteren Bosna Hersek Dostları Vakfı tarafından 2 Kasım’da yapılan açıklamada da Bosnalı Sırpların ayrı orduyu kurmaları halinde bunun, Batı Balkanlar'da yeni saldırılara ve çatışmalara yol açabileceğinden endişe duyulduğu ifade edildi.Sırp milliyetçiliği Yugoslavya’nın dağılmasına neden olmuştu
Sırp milliyetçiliğinin eski Yugoslavya’nın parçalanmasına neden olduğunu hatırlamak gerekir. Dönemin Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosovevic, 1980’lerin ortalarında eski Yugoslavya’da milliyetçiliği tahrik etmiş, ülkenin önde gelen kentlerinde Kosova Sırpları ile dayanışma gösterileri düzenlemişti. Bir yandan Kosova’nın Sırpların anavatanı olduğu efsanesini yaygınlaştırmaya çalışan Milosevic, diğer yandan da Tito döneminde yönetimde gerektiği gibi temsil edilmeyen Sırpların hakim pozisyonda olacakları bir Yugoslavya hayali kuruyordu.Sırp milliyetçilerin tahrikleri Slovenya ve Hırvatistan gibi Katolik milletleri Avrupa’ya yaklaştırırken Bosna Hersek ve Makedonya'yı ikilemde bırakıyordu. 1991 yılının Temmuz ayında Sırp hegemonyasından tedirgin olan Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlık ilan etti. Bu kararın ardından başlayan Sırp-Hırvat çatışması altı ay sürdü ve 1992 yılında Avrupa Birliği’nin (AB) ara buluculuğunda Brioni’de ateşkes imzalandı. Çatışma devam ederken Kasım ayında Makedonya bağımsızlık ilan etti. Sırbistan kontrolü altındaki Federal Ordu, Makedonya’nın bağımsızlık kararına müdahale edemedi. Eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın Makedonya’ya yerleştirdiği 2 bin civarındaki çatışma önleme gücü, Milosevic için caydırıcı etki yaratmıştı.
1992 baharında Saraybosna’da bağımsızlık kararının ardından başlayan çatışmalar 3,5 yıl sürdü. Avrupa’nın ortasındaki kanlı çatışmaları engelleme amacıyla alınan ambargo kararının tek mağduru Boşnaklar oldu. Hırvatlar ve Sırplar, bu ambargodan etkilenmedi. Almanlar Hırvatları, Ruslar ve Yunanlılar da Sırpları destekledi. 250 bin kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar, en sonunda ABD'nin inisiyatifi ile sona erdi.



















