Türk geleneğinde Hayvan Üslubu – Koç ve At biçimli mezar taşları

TAKİP ET

Türk İslam Sanatları içinde çok farklı alanların günümüze kadar ulaştığını bunlardan bazılarının tarih olduğunu bazılarının ise halen daha yaşamlarını sürdürdüklerinin şahidiyiz. Bu sanatlar içinde mezartaşları Türk İslam geleneğinin farklı boyutlarını yansıtanlardan biridir.

İster İslam öncesi iste İslam dönemi inanç ve yaşam felsefesi bu abidelerde kendini göstermiştir. Zira her toplumun sanatı onun gelenek ve inanç sisteminin estetik anlayışla yorumlanmasıdır. Bir sanat eseri kültür ve manevi değerlerden arınmış olarak ortaya çıkmaz. Özellikle mezar geleneği Türk topluluklarında tarihin her safhasında etkin bir yol izlemiş, eski ve yeni ideolojileri içinde barındırmıştır. 
Maddi kültür kalıntılarının başında her türlü konaklama yerleri, kurganlar, bengütaşları, balballar ve birçok tasvirler ile bu kültür merkezinde bulunan çeşitli eşyalar gelmektedir. Türklerin eski medeniyet çağlarına ait kalıntılar, konaklama yerleri ve kurganlardır.
Birçok yerde arkeolojik kazıya dahi ihtiyaç duymadan doğuda Sibirya Kem (Yenisey) ırmağının yukarı ve orta kesiminden, Batı’da Tuna ırmağına kadar uzanan geniş coğrafyada çok sayıda kurgan ve konaklama yerleri bulunmuştur. Bilhassa Kem, Ob, Ertiş ırmakları boyu ile Altaylar (Altın – Yış) da aşılan Kurganların sayısı diğer bölgelerden daha fazladır. 


Avrasya bozkırlarında eski Türklere ait kurgan ve konaklama yerlerinden çıkan maddi unsurlar da koç ve at biçimli mezartaşlarının anlaşılması bakımından önemlidir. 
Taş-bakır çağından kalan Afanasyeva kültürü oldukça önemlidir. Afanasyeva kültürü Altay – Sayan dağlarının kuzeybatısındaki bozkırlarda, bugünkü Minusinsk denilen bölgede ortaya çıkarılmıştır. M.Ö.2500-1700 yıllarına ait bu kültürde ilk defa olarak koyun kemikleri at kalıntıları ile bir arada çıkmış olup, koyunun Türklerce M.Ö. 2500 yıllarından itibaren bilindiğini görstermektedir. Bahsimizin konusu olan Koç ve At biçimli mezartaşları ilham kaynağını bu kültürden almıştır.


Mensup olduğumuz milletin kültür anlayışını, estetik zevkini, inançlarını ve Azerbaycanda mezartaşlarının ortak noktalarını ne kadar çok olduğunun tanığıyız. Anadolunun birçok yerinde olduğu gibi, “Ahlat Mezartaşları” üzerinde bilimsel çalışmalar yapmış olan Meşedihanım Neymetova, Rasim Efendiyev ve başkaları bu konuda önemli eserler ortaya koydu. M. Meymetova “Epigrafiçeskiye Pamyatniki Azerbaydjana”, “Memorialniye Pamyatniki Azerbaydjana” adlı eserlerinde mezartaşlarının sanatsal yönünü araştırırken, R.Efendiyev “Kamenaya Plastika Azerbaydjana”, “Daşlar danışır”, “Azerbaycan İnceseneti” ve birçok eserinde mezartaşlarının sanatsal yönünü çalışmıştır. 

Son zamanlarda Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi, “Ahlat Mezartaşları” üzerinde araştırmalar yapıldı. Sonuçta Ahlat Mezartaşlarının Türk ve İslam dünyasının en büyük tarihi mezarlığı olduğu belgelendi . Ayrıca bu mezartaşlarının Orta Asiya Mezartaşlarından “Kültigin” ile “Bilge kağan” anıtları ile takriben aynı stilleri taşıdıkları açıklandı . Anadoluyu feth eden Türkler, burada bir tarafdan eski mezar geleneklerini sürdürürken, bir taraftan da tabii ve tarihi faktörlerin tesiri ile bir takım mahalli örnekler meydana getirmişler. Ahlat mezar taşlarındaki bazı örnekler ortaya koymuştur. Ahlat mezartaşlarındaki bazı örnekler Kültigin ve Bilge Kğanın(VIII. Asır)Orhun vadisindeki anıtları ile büyük benzerlik gösterir  Bu bakımdan Azerbaycan’da bulunan mezartaşları da birçok yönden bu geleneği sürdürmüştür. Koş ve At biçimli mezartaşları bu geleneğin  en açık örnekleridir. 


Bu konuda bir noktaya deyinmek istiyorum. Koç ve At Mezartaşları konusundaki hayali yorumlara bir yanıt olarak meseleye açıklık getirmek istiyorum. Zengin Türk kültürünü hazmedemeyen bazı güçler koç ve at biçimli mezartaşları hakkında bilim dışı yorumlar getirmektedirler. Bu gibi heykel mezar anıtlarının Ermeni ve Gürcülere ait olduğunu söylüyorlar. Erzurum müzesinde üzerinde haç resmi bulunan koç mezartaşı ve Kars müzesindeki üzerinde Ermenice yazısı olan heykellerin yanısıra Erevan’da, Tiflis’de hristiyanlara mahsus koç ve at heykellerin bulunması sankiŞ onların iddialarını doğrulamaktadır. Fakat Prof.dr Beyhan Karamağaralı’nın vurguladığı gibi Ermeni ve Gürcülerde bu geleneğin olmadığıdır, bu gerçek  bu tür mezartaşlarının onlarla ilgisi olmadığını göstermektedir. 
Bu bölgelerde yaşayan hristiyanlar uzun süre bu yerleri yöneten Türklerin bu kültüründen etkilenmiş, veya sonradan hristiyanlaştırılmış Türkler fakat kendi öz kültürünü unutmamıştır.