☰
✕

Katarlılara sınavsız tıp iddialarına yanıt

TAKİP ET

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 'Kıyılarımız nasıl müsilajın tehdidi altında oksijensiz kalma riskiyle boğuşuyorsa, siyasette de yerli ve milli her adımı yok etmeye çalışan, dahası siyaseti kirleten bir müsilajla karşı karşıyayız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “CHP siyasi müsilaj”

 CHP’nin başını çektiği siyasi müsilaj her türlü iftirayı, yalanı, çarpıtmayı, küresel boyutu da olan büyük bir medya ve sosyal medya ağı ile milletimizin üzerine adeta yağmur gibi yağdırmaktadır”“Şehrin depreme hazırlık çalışmalarından kıyılarını istila eden müsilaja kadar hiçbir ciddi meselesinde dişe dokunur herhangi bir çabasını görmediklerimizin Kanal İstanbul’a karşı kampanya yürütmesi zavallılık işaretidir”

“Bir şeyi bilmeleri gerekiyor, Haziran 2023, Türkiye’nin seçim takvimidir. Cumhur İttifakı olarak kararımız budur. İlan ettiğimiz tarih budur”

 “İş insanlarından bankacılara, bürokratlara kadar herkesi tehdit ettikleri yetmezmiş gibi yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için uğraştığımız ülkelere bile parmak sallayacak kadar muvazeneyi yitirdiler”

 “Kanalın her iki tarafında inşa edilecek toplamda 500 bin kişilik şehirler İstanbul’a ilave nüfus getirme değil, depreme hazırlık için kentsel dönüşüm çalışmalarında yaşanan sıkışıklığı giderme amaçlıdır. Milletime özellikle sesleniyorum, çünkü CHP ve yandaşlarının bu yalan terörüne aldanmamak gerekir”

Katarlı öğrencilerin sınavsız tıp fakültelerine alınıyor haberiyle öğrencilerin moralini bozmanın kime faydası oldu


 “Karşımızda Katarlı öğrencilerin ülkemizde sınavsız tıp fakültesine gireceği yalanı hiç utanmadan, sıkılmadan, 2 milyon 600 bin öğrenciye ve ailelerine saygı duymadan tekrarlayacak kadar alçalabilen bir kafa bulunuyor”

 “Gerçekler ortaya çıktıktan sonra bile aynı yalanı inatla sürdüren bir partiye, bir siyasetçiye ülkenin ve milletin hangi kritik meselesi emanet edilebilir”

“Tüm bu hakikatler gün gibi ortadayken ‘Katarlı öğrenciler sınavsız tıp fakültelerine alınıyor’ yalanıyla sınava giren öğrencilerle ailelerinin moralini bozmanın acaba kime ne faydası olmuştur? CHP böyle bir yalandan nasıl bir siyasi  çıkar sağlamıştır? Kılıçdaroğlu yıllardır sürdürdüğü iftira listesine bir yenisini ekleyerek kendisi için nasıl bir siyasi neticeye ulaşmayı murad etmiştir?” Dikkatinizi çekiyorum, burada sehven yanlış bilgi verme değil, bilinçli ve kasıtlı bir iftira, yalan ve çarpıtma hali hatta stratejisi yürütülmektedir.

 Yalan ve iftira bataklığına öylesine gömülmüş durumdalar ki, önlerine gelen haberin doğruluğunu, yanlışlığını araştırmaya dahi tenezzül etmiyorlar. Daha doğrusu önlerine konuna bilginin doğruluğu yanlışlığı bunları zerre kadar ilgilendirmiyor. Yeter ki bunlar amaçlarına bir adım daha yaklaşsın, sonuçta isterse ülke yıkılsın, isterse millet perişan olsun, isterse gençlerimizin hayalleri ile oynansın hiç önemli değil.

Mesele 12 ülke ile askeri anlaşmaya Katar'ın da eklenmesi
Halbuki Katarlı öğrenciler sınavsız tıp fakültesine girecek denilen mesele, tamamı da dost ve kardeş 12 ülke ile aramızda, milletim buraya lütfen dikkat edin, 1994 yılından beri var olan askeri sağlık işbirliği protokolünün Katar’la da imzalanmasından ibarettir. Sene 1944. Bu üniversite imtihanlarına giren öğrencilerle alakalı değil, sadece askeri öğrencilerle ilgili yapılan askeri personelle anlaşmadır. Her protokol gibi Kadar ile yaptığımız anlaşma da mütekabiliyet esasına dayalıdır. Bu çerçevede mesela, 4 Azerbaycanlı ve 5 Afganistanlı sağlık astsubayı Gülhane Sağlık meslek Yüksekokulu’ndan mezun olarak ülkelerine dönmüşlerdir. Diğer eğitim kurumlarıyla ilgili öğrenci alımı ise tamamı da sınavla olmak üzere eskiden beri uygulanan usullerle devam etmektedir. Tüm bu hakikatler gün gibi ortadayken ‘Katarlı öğrenciler sınavsız tıp fakültelerine alınıyor’ yalanıyla sınava giren öğrencilerle ailelerinin moralini bozmanın acaba kime ne faydası olmuştur?  Gerçekler ortaya çıktıktan sonra bile aynı yalanı inatla sürdüren bir partiye, bir siyasetçiye ülkenin ve milletin hangi kritik meselesi emanet edilebilir. 

Her ne sebeple olursa olsun Türkiye’nin CHP zihniyetinin yalan ve iftira zulmüne maruz kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan" Hukuk önünde hesap sorulacak hususların avukatlarımız vasıtasıyla elbette takipçisiyiz. Diğer hususlarda ise diyoruz ki, CHP Genel Başkanı artık siyasetin değil, tıp ilminin, psikiyatrinin konusudur. Hakikatle bağını bu derece kopartmış bir insana doktorlar elbette bir teşhis koyacaklardır, inşallah tedavisi de mevcuttur. Bize düşen Allah şifa versin demektir ” şeklinde konuştu.

- “Ataşehir’deki bir kız yurdunda binada çekimi yapılan belgesel için orada bulunan silah maketi görüntülerini ‘kız yurdu silah deposu mu?’ diyerek aktaracak ve bunun peşinden gidecek kadar sefilleşenler var”

- “Kazdağları ilgili her konuda ortalığı birbirine katan medya mensuplarından, sanatçılarından, sözde STK’lardan bu konuda en küçük bir söz çıktı mı?”

  2023 yılına yaklaştıkça saldırılar gittikçe artacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye 2023 yılına yaklaştıkça partimize, hükümetimize ve ülkemize yönelik saldırıların gidecek artacağı anlaşılıyor. Maalesef, güya muhalefet sıfatıyla ortada dolaşan parti ve onunla aynı yolda yürüyenler, Türkiye’nin önünü kesmeye yönelik bu kampanyaya büyük bir hevesle ortak olmaktadır. Elbette bu ülkede her dönemde iktidar ile muhalefet partileri arasında çekişmeler, gerilimler, görüş farklılıkları yaşanmıştır. Ama bu defa karşımızda fotoğraf vardır. Dışarıdan ve içeriden bir takım sözler aldığı anlaşılan CHP, giderek daha pervasız, yıkıcı ve ahlaksız şekilde bizi hedef alıyor, ülkenin demokrasisine, ekonomisine, geleceğine kastetmektedir.


Yalan ve iftira sosyal medyanın en önemli yayılma mecrası olmuş

Yalan ve iftira meselesinde tek sorunun CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmadığını, bu meselenin medyada ve sosyal medyada giderek büyüyen bir sorun halini aldığını belirten Erdoğan, “Sosyal medyanın en önemli yayılma mecrası olmuş bu sorun sadece ülkemizle de sınırlı değildir. Avrupa’dan Amerika’ya kadar demokrasiyle yönetilen her yerde bu sorun tartışılmakta, çözüm yolları aranmaktadır. Hatta birçok ülke bu tehditle mücadele için çeşitli kanuni düzenlemelere gitmektedir. Gelişmiş ülkelerin hayata geçirmeye başladıkları bu hukuki adımların benzerlerini bizim de acilen gündemimize almamız gerekiyor. Üstelik ülkemizde bu sorun geçmişi zaten darbe, vesayet, milletin değerlerine düşmanlık, yatırım karşıtlığı ile dolu olan bir zihniyetin elinde çok daha vahim hale gelmektedir. Bu çarpık anlayış hükümetten özel sektöre, bürokrasiden STK’lara kadar her yerde sorumluluk sahiplerini şeytan taşlamaktan tavaf etmeye fırsat bulamadıkları olumsuz bir iklime sürüklemektedir maalesef. Biz ülkeyi 19 yıldır ‘insanı yaşat ki, devlet yaşasın’ anlayışıyla yönetirken hiç kimseye kökeni, inancı, meşrebi sebebiyle en küçük bir sınırlama getirmedik. Zorlamada, tacizde, tarizde bulunmadık. Kendi hayal dünyalarında iktidar serabı görenler ise şimdiden yatırımcısından bankacısına, yargı mensubundan askerine, polisine önlerine kim gelirse herkesi tehdit etmeye başladılar” ifadelerini kullandı.

“Cumhur İttifakı olarak kararımız budur”
Erken seçim iddialarına esprili bir şekilde cevap veren Erdoğan, “6 ay sonra erken seçim var biliyorsunuz değil mi, haberiniz var?” deyince salonda bulunanlar “Yeni duyduk” diye cevap verdi. Erdoğan, “Bay Kemal öyle diyor, o diyorsa doğrudur” diye espri yaptı. Erdoğan, “Muhalefetin 2023 ile cüretinden cesaret alan kimi çevrelerin de ülkeyi ve milleti ayakta tutan değerleri yıkmaktan söz ettiklerini işitiyoruz. Bunlar adeta bir yalan makinesidir. Bir şeyi bilmeleri gerekiyor, Haziran 2023, Türkiye’nin seçim takvimidir. Cumhur İttifakı olarak kararımız budur. İlan ettiğimiz tarih budur. Bu iş öyle sıradan bir iş değildir. Aklınıza ne gelirse yapın, böyle bir şey yok. Siyaset ciddiyet ister, kararlılık ister, yalanın egemen olduğu bir siyaset bizim kitabımızda yer almaz, bunu böyle bilsinler. Rabbim, kendileri hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadıkları halde CHP iktidarında kendilerinden olmayan herkesi mahvetmekten, yıkmaktan, ortadan kaldırmaktan söz eden bu faşist zihniyetten ülkeyi muhafaza etsin.

Yıkım siyaseti CHP siyasetinin genlerinde var.

 Erdoğan, “Gerçi yıkım siyaseti CHP siyasetinin genlerinde var. Geriye dönüp baktığımızda bu gerçeğin sayısız örneğini görüyoruz. Bu ülkede, Osmanlı’dan miras demiryolu projelerinin hepsini de Gazi Mustafa Kemal’den sonra CHP rafa kaldırmıştır. Bu ülkede, girişimcilerin kendi kabiliyetleri ve sermayeleriyle kurdukları uçak fabrikalarının kapısına CHP kilit vurmuştur. Bu ülkede, en büyük kalkınma projemiz olan GAP’a, Keban Barajı’nın inşasına CHP karşı çıkmıştır. Milletime tekrar hatırlatıyorum. Bu ülkede, kabiliyetli mühendislerimiz tarafından üretilen otomobillerin, geliştirilen motorların, yapılan nice güzel işlerin hepsi de CHP tarafından sabote edilmiştir. Bu ülkede, vurulan her fabrika kazmasının önüne CHP dikilmiştir. Bu ülkede, İstanbul Boğazı üzeninde gerdanlık gibi dizilen üç köprünün her birine de CHP karşı çıkmış, engellemek için elinden geleni yapmıştır. Bu ülkede yapılan ne kadar baraj varsa, bölünmüş yol varsa, otoyol varsa, havaalanı varsa, şehir hastanesi varsa, ne kadar kalkınma yatırımı varsa CHP hepsinin de önünü kesmeye çalışmıştır.

Son olarak Kanal İstanbul için aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Hem de bu işi öylesine usul ve ahlak dışı bir üslup ile yapıyorlar ki, yeminli Türkiye düşmanları bile çıtayı böyle bir seviyeyle indiremez. İş insanlarından bankacılara, bürokratlara kadar herkesi tehdit ettikleri yetmezmiş gibi yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için uğraştığımız ülkelere bile parmak sallayacak kadar muvazeneyi yitirdiler. Ne diyorlar, ‘eğer kredi verecek olursanız bunları ödemeyiz.’ Deutsche Bank’a tehdit sallıyorlar. ‘Ödemeyi kesinlikle yapmayız.’ Bunlar daha şimdiden devlet nedir, devlet yönetmek nedir haberleri bile yok. Uluslararası bir tahkim mekanizması var, bundan haberleri yok. Biz iktidar olduk, bizden önceki borçlanmaları ödemedik mi? Ödedik, ödüyoruz. Ama bunlar devlet değil zillet. Tabi hayal bile değil bunların iktidar olma süreci.

Halbuki biz muhalefetle ülkenin önüne çıkardığı engellerin değil, millete kazandıracağımız eserlerin, hizmetlerin, yatırımların atışmasını yapmak kavgasını vermek isterdik. Biz Kanal İstanbul dedik, onların İstanbul için çok daha büyük, çok daha cazip bir proje önermesini beklerdik.
Biz üçüncü havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul-İzmir Otoyolu ve Osman Gazi Köprüsü dedik ve yaptık, onlardan çok daha iddialı projeler ortaya koymalarını beklerdik.
Mesela biz şehir hastaneleri dedik, hiçbir vatandaşımız sağlık sigortası dışında kalmayacak dedik, sağlık hizmetleri ücretsiz, çok daha kaliteli olacak dedik, onlardan çok daha ilerisini duymak isterdik. Mesela biz, ihracatı her ay yeni rekorlarla ileri taşıdık, üretimi artırdık, sanayiyi geliştirdik, savunma sanayinde ülkemizi marka haline getirdik, onlardan çok daha çarpıcı projeler ortaya koymalarını beklerdik.

Mesela biz, her şehrimize üniversite kazandırdık, ilk ve ortaöğretimde okulları baştan aşağı yeniledik, öğretmen kadrosunu güçlendirdik, onlardan çok daha fazlasını taahhüt etmesini beklerdik. Peki ne oldu? Karşımızda sadece oyundaki mızıkçı çocuklar gibi ‘yaptırmayız da yaptırmayız’ demekten başka laf bilmeyen, proje üretemeyen bir CHP bulduk. Bunun için diyoruz ki, biz 19 yıldır kendi kendimizle yarışıyoruz. Karşımızda bizimle demokrasi ve özgürlüklerde olduğu gibi eserde, hizmette, projede yarışacak kimse olmadığı için çıtayı sürekli kendi elimizle yukarıya taşıyoruz” diye konuştu.

“CHP ve yandaşlarının bu yalan terörüne aldanmamak gerekir”
 Erdoğan, Kanal İstanbul projesine yönelik şu bilgileri paylaştı:
“Dünyanın en büyük şehirlerden biri olan İstanbul’un boğaz trafiği ve depreme hazırlık gibi sorunlarının çözümüne ciddi katkı sağlayacak bu projeyi şehrin geleceğini kurtaracak bir eser olarak görüyoruz. Biz burada sadece bir kanal inşa etmekle kalmıyor, aynı zamanda İstanbul’a ve ülkemize limanıyla, ihracatımızı, hayat alanlarıyla insanımızı rahatlatacak yeni bir nefes borusu açıyoruz.

Milletime özellikle sesleniyorum, çünkü CHP ve yandaşlarının bu yalan terörüne aldanmamak gerekir. Özellikle şu anlatacaklarımızı milletimin dikkatle takibini rica ediyorum. Uzunluğu 45 kilometre, taban genişliği en dar yerinde 275 metre, derinliği 20,75 metre olan Kanal İstanbul’un şimdiden ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Hedefimiz bu projeyi 6 yıl içinde tamamlayarak hizmete sunmaktır. Türkiye’ye 19 yıldır kazandırdığımız eser ve hizmetleri bu dünya çapında proje ile taçlandıracağımıza inanıyoruz.”

“CHP Genel Merkezi'nin pek çok yöneticisi Kazdağları’nın hemen eteğinde kaçak bir işletmenin açılış törenine katılıyor”
CHP ve şürekasının hakikatleri çarpıtmakla uğraşırken kendi mensuplarının tam göbeğinde yer aldığı kepazeliklere bakmadığını söyleyen Erdoğan, “Bu parti ile ilgili son dönemde onlarca taciz, tecavüz, hırsızlık, yolsuzluk iddiası dile getirildi. Bunların hangisi ile ilgili CHP’nin kayda değer işlem yaptığın veya nice yalanı dillerine dolayan medya mecralarının aynı hususların üzerine gittiğini gördünüz? Gerçi siyasette hangi partilerle ittifak içinde olduğunu bile söyleyemeyecek kadar şeffaflıktan, samimiyetten, hasbilikten uzak bir partiden söz ediyoruz. Bugüne kadar teröre karşı oldukların Bay Kemal’den duydunuz mu, terörle mücadeleye yönelik bir yaklaşımını kendisinden duydunuz mu? Böyle bir partiden herhangi bir hususta onurlu duruş beklemek gökteki güneşi elle yakalamayı ummakla aynıdır.

 Kazdağları ilgili her konuda ortalığı birbirine katan medya mensuplarından, sanatçılarından, sözde STK’lardan bu konuda en küçük bir söz çıktı mı? Bunların derdi çevre, tabiat, ağaç değil, daha ileri giderek söylüyorum, bunların hiçbirinin derdi ülkenin ve milletin kazançları, kayıpları ve istikbali değildir. Bunların tek derdi AK Parti’ye ve hükümete zarar vermek, CHP’yi de parlatmaktan ibarettir. Bizim tek muhatabımız millettir. Vakit siyasette savunmaya geçme, taarruza kalkma vaktidir” şeklinde konuştu.