Diyabet ilaçlarının kilo verdiren 'etkisi' ve 'risk' ikilemi
Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) veya fazla kiloya bağlı rahatsızlıkların tedavisi için geliştirilen ilaçlar, kilo verdirici etkileriyle öne çıkarken olası yan etkileri de tartışılıyor.
Etken maddesi semaglutid olan ilaçların en bilineni Ozempic. Ozempic, vücutta GLP-1 olarak bilinen hormonun etkilerini taklit ederek çalışıyor. Bu mekanizma sayesinde pankreastan insülin salınımını artıran ilaç, aynı zamanda karaciğerde glukoz üretimini azaltıyor ve midenin boşalmasını yavaşlatıyor.
Ozempic gibi Mounjaro da Tip 2 diyabet tedavisi için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinden (FDA) onay alan, GIP ve GLP-1 reseptörlerini hedefleyen çift etkili bir ilaç.
Her ikisiyle aynı etken maddeye sahip, daha yüksek dozaj seçenekleriyle ABD'de piyasaya sürülen ve aynı zamanda tablet formu bulunan bir diğer ilaç da Wegovy.
Wegovy'nin de zayıflama amacının yanı sıra FDA'dan kalp sağlığına faydalı ve karaciğer yağlanmasını önleyici onayı bulunuyor.
Söz konusu ilaçlar, özellikle Tip 2 diyabet hastalarında uzun süreli kan şekeri kontrolü sağlamak amacıyla reçete ediliyor. İlacın kullanımına genellikle düşük dozla başlanıyor ve hastanın toleransına göre doz kademeli artırılıyor.
İlacın etkileri arasında iştah azalması da yer alıyor. Midenin boşalma süresinin yavaşlaması ve tokluk hissinin daha uzun sürmesi nedeniyle kullanan kişilerde kalori alımında azalma görülebiliyor. Bu durum, birçok hastada kilo kaybına yol açabiliyor.
Yan etkileri tartışılıyor
Son dönemde kilo vermeyi sağlayan bu ilaçların kullanımı küresel ölçekte artış gösterdi. Sosyal medya platformlarında ve çeşitli dijital mecralarda ilaca ilişkin paylaşımların yaygınlaşması, diyabet hastası olmayanlar arasında da ilaca yönelik talebi artırdı.
İlaçları kullanmanın güvenliği, kullanım amacına ve tıbbi gözetim altında olup olmamasına bağlı olarak değerlendiriliyor.
Klinik çalışmalar ve ilaç ruhsatlandırma süreçlerinde elde edilen veriler, semaglutid içeren tedavilerin diyabet hastalarında etkili ve genel olarak güvenli olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların kullanımında da çeşitli yan etkiler görülebiliyor.
En yaygın yan etkiler, sindirim sistemiyle ilişkili olarak kaydediliyor. Bulantı, istifra, ishal ve kabızlık gibi şikayetler, özellikle tedavinin başlangıç döneminde daha sık ortaya çıkabiliyor. Bu etkilerin çoğu, dozun kademeli artırılmasıyla zaman içinde azalabiliyor.
Daha seyrek görülen ancak daha ciddi sonuçlara yol açabilen yan etkiler de bulunuyor. Bunların arasında pankreas iltihabı (pankreatit), safra kesesi hastalıkları ve böbrek fonksiyonlarında bozulma yer alıyor. Ayrıca hayvan deneylerinde tiroit bezine ilişkin bazı riskler gözlemlendiği için belirli tiroit hastalıklarına sahip bireylerde ilacın kullanımı sınırlandırılabiliyor.
Hızlı kilo kaybı yaşayan bazı kişilerde kas kütlesinde azalma, buna bağlı güçsüzlük ve ilacın bırakılması halinde hızlı kilo alımı gibi durumlar da bildiriliyor.
Bu tür etkiler, özellikle ilacın tıbbi gereklilik olmaksızın ve beslenme düzeni gözetilmeden kullanıldığı durumlarda daha belirgin hale gelebiliyor.
Bu ilaçlar metabolizma üzerinde çok güçlü etkilere sahip olduğundan FDA, kullanımı sırasında doktor gözetimini zorunlu kılıyor.
ABD'de bu ilaçları reçetesiz satmak veya sahte reçete düzenlemek suç teşkil ediyor.
Tedavinin güvenliğine ilişkin uzun dönem veriler sınırlı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obezitenin kronik ve tekrarlayan bir hastalık olarak tedavisinde GLP-1 ilaçlarının kullanımına ilişkin Ekim 2025 ilk küresel kılavuzunu yayımladı.
Bu kapsamda, dünya genelinde 1 milyardan fazla kişiyi etkileyen obezitenin 2024'te 3,7 milyon ölümle ilişkilendirildiği ve önlem alınmazsa 2030'a kadar iki katına çıkmasının beklendiği bildirildi.
Obezite için GLP-1 tedavilerinin hamile kadınlar hariç yetişkinlerde kullanılabileceği ifade edilen kılavuzda bu tedavinin güvenliğine ilişkin uzun dönem verilerinin sınırlı olduğuna işaret ediliyor.
Kılavuzda ilaç kullanımının tek başına yeterli olmayacağı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve uzman desteğiyle birlikte uygulanması gerektiği vurgulanıyor.
Ayrıca yüksek maliyeti ve erişim eşitsizliğine işaret edilen kılavuzda sadece ilaç tedavisinin obezite sorununu çözmeyeceği vurgulanıyor.
ABD'deki obezite ile ilaç kullanımı oranları arasında paralellik dikkat çekiyor
Worldatlas sitesindeki verilere göre 2024'te ABD'deki yetişkinlerde obezite oranlarının en yüksek olduğu eyaletlerin başında yüzde 41,40 ile West Virginia yer alırken bu eyaleti yüzde 40,40 ile Mississippi ve yüzde 39,20 ile Louisiana takip etti.
Dördüncü sırada ise yüzde 38,90'lık oranla Alabama ve beşinci sırada Arkansas yer aldı. Indiana yüzde 38,40 ile altıncı sırada bulunurken yedinci sırayı yüzde 37,60 obezite oranıyla Kansas ve Nebraska paylaştı.
GLP1 News Room isimli sitedeki 11 Mayıs 2025'teki bir haberde, ABD'de GLP-1 grubu ilaçların eyalet bazlı kullanım oranları incelendiğinde ülke genelinde belirgin bir coğrafi yoğunlaşmaya işaret ediliyor.
Verilere göre en yüksek kullanım oranı yüzde 24 ile West Virginia'da görülüyor. Bu eyaleti yüzde 22 ile Kentucky, yüzde 20 ile Louisiana ve Oklahoma izliyor.
Alabama ve Mississippi'de kullanım oranı yüzde 19 seviyesindeyken North Dakota'da ise bu oran yüzde 18.
Orta-yüksek kullanım grubunda Pennsylvania yüzde 17, Iowa yüzde 16,5, Michigan yüzde 16 oranıyla öne çıkıyor. Georgia, Tennessee, Texas ve Kansas gibi eyaletlerde GLP-1 kullanım oranı yüzde 15 seviyesinde bulunurken Ohio yüzde 14,5, New York ve New Jersey ise yüzde 14 civarında seyrediyor.