Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktör Yardımcısı Diana Eltahawy, "İran yetkilileri, gözaltından sonraki birkaç hafta içinde hızlı infazlarla tehdit ederek ve hızla görülen davalarda ölüm cezaları vererek, yaşam hakkını ve adaleti ne ölçüde hiçe saydıklarını bir kez daha açıkça gösterdi. Ölüm cezasını araçsallaştırarak korku yaymaya ve köklü değişim talep eden halkın moralini yerle bir etmeye çalışıyorlar" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Çocuklar ve gençler, Ocak Protestoları'nın ardından devletin baskı mekanizmasında sıkışanların büyük bölümünü oluşturuyor, etkili yasal temsile erişimleri engelleniyor. Zorla 'itiraf' etmeleri için işkence ve diğer türde kötü muameleye, hücre hapsine maruz bırakılıyorlar. Uluslararası toplum eşgüdümlü küresel adımlar atarak, İran yetkililerine mahkeme sistemini infazların taşıma bandı olarak kullanmaya son vermeleri için baskı yapmalı."Yetkililer, aileleri açıklama yapmamaları için sistematik olarak uyardığı ve gözaltına alınanları zorla "itiraf" almak için hücre hapsine, zorla kaybetmeye, işkenceye maruz bıraktığı göz önüne alındığında, ölüm cezası riski altındakilerin sayısının çok daha yüksek olduğu düşünülüyor.İŞKENCE ALTINDA ALINAN "İTİRAF" KANIT SAYILIYOR
18 yaşındaki Salih Muhammedi, 8 Ocak'ta Kum'daki protestolarda bir güvenlik görevlisinin öldürülmesiyle bağlantılı olarak 15 Ocak'ta gözaltına alındı. Üç haftadan kısa sürede, 4 Şubat'ta Kum'da bir Ceza Mahkemesi tarafından ölüme mahkum edildi. Muhammedi, suçlamayı reddediyor. Uluslararası Af Örgütü'nün incelediği karara göre, mahkemede, işkence altında alındığını söylediği "itirafları" geri çekti ancak mahkeme bu ifadeleri hiçbir soruşturma yürütmeden göz ardı etti. Konu hakkında bilgi sahibi olan bir kişi, fiziksel şiddet sonucu Muhammedi'nin ellerinde kesikler olduğunu söyledi.19 yaşındaki Muhammed Emin Biglari ile Ali Fehim, Ebulfazl Salihi Siyavuşhani, Amirhüseyin Hatemi, Şahin Vahidparast Kulur, Şahab Zühdi ve Yaser Recaifar ise, bir Besic üssünü kundakladıkları iddiasıyla Tahran 15. Devrim Mahkemesi'nce "Allah'a düşmanlık" suçundan ölüme mahkum edildi. Ölüm cezaları, gözaltına alınmalarından yaklaşık bir ay sonra, 9 Şubat'ta verildi. Bilgi sahibi bir kaynak, Biglari'nin Elburz eyaletindeki Gezel Hesar Cezaevi'ne nakledilmeden önce haftalarca zorla kaybedildiğini aktardı. Yetkililer, soruşturma aşamasında Biglari'nin avukata erişimini engelledi ve ardından dosyaya devlet tarafından görevlendirilen bir avukat atadı. Bu avukat, hızla görülen ve zorunlu "itirafları" esas alan davada Biglari'nin çıkarlarını savunmadı. Bu kişilerin, ailelerinin tuttuğu bağımsız avukatların dava dosyasına erişmesine izin verilmeyerek, Yüksek Mahkeme'ye temyiz başvurusunda bulunması engellendi.ÇOCUKLAR DA ÖLÜM CEZASI İSTEMİYLE YARGILANIYOR
18 yaşındaki İhsan Hüseyinipur Hisarlu ile ikisi de 17 yaşında olan Metin Muhammedi ve İrfan Amiri, 8 Ocak'ta Pakdeşt şehrinde cami içindeki bir Besic üssünde çıkan ve iki Besic görevlisinin öldürülmesiyle sonuçlanan yangından sorumlu tutuldukları, Tahran 26. Devrim Mahkemesi'nde hızla görülen, işkenceye dayalı, tamamen haksız bir davada yargılandı. Bilgi sahibi bir kaynak, Uluslararası Af Örgütü'ne, Besic görevlilerinin gençleri o gün sabah erken saatlerde, olayın meydana gelmesinden önce gözaltına aldığını ve İhsan'ın şiddetli dayağa maruz bırakıldıktan sonra müfettişler tarafından ağzına silah dayanarak "suçunu itiraf" etmeye zorlandığını söyledi. Bu kişi, hâkimin, İhsan'ın ailesince seçilen en az üç avukatın savunma yapmasını reddettiğini, avukatları tehdit ettiğini, dosyaya devlet tarafından görevlendirilen bir avukat atadığını ve bu avukatın da etkili savunma yapmadığını bildirdi. Aynı davada yargılanan 17 yaşındaki Metin ve İrfan ise çocuk cezaevinde tutuluyor ve insan hakları hukukunun, 18 yaşından küçüklere ölüm cezası verilmesini kesinlikle yasaklamasına rağmen ölüm cezası istemiyle yargılanıyor.
18 yaşındaki Salih Muhammedi, 8 Ocak'ta Kum'daki protestolarda bir güvenlik görevlisinin öldürülmesiyle bağlantılı olarak 15 Ocak'ta gözaltına alındı. Üç haftadan kısa sürede, 4 Şubat'ta Kum'da bir Ceza Mahkemesi tarafından ölüme mahkum edildi. Muhammedi, suçlamayı reddediyor. Uluslararası Af Örgütü'nün incelediği karara göre, mahkemede, işkence altında alındığını söylediği "itirafları" geri çekti ancak mahkeme bu ifadeleri hiçbir soruşturma yürütmeden göz ardı etti. Konu hakkında bilgi sahibi olan bir kişi, fiziksel şiddet sonucu Muhammedi'nin ellerinde kesikler olduğunu söyledi.19 yaşındaki Muhammed Emin Biglari ile Ali Fehim, Ebulfazl Salihi Siyavuşhani, Amirhüseyin Hatemi, Şahin Vahidparast Kulur, Şahab Zühdi ve Yaser Recaifar ise, bir Besic üssünü kundakladıkları iddiasıyla Tahran 15. Devrim Mahkemesi'nce "Allah'a düşmanlık" suçundan ölüme mahkum edildi. Ölüm cezaları, gözaltına alınmalarından yaklaşık bir ay sonra, 9 Şubat'ta verildi. Bilgi sahibi bir kaynak, Biglari'nin Elburz eyaletindeki Gezel Hesar Cezaevi'ne nakledilmeden önce haftalarca zorla kaybedildiğini aktardı. Yetkililer, soruşturma aşamasında Biglari'nin avukata erişimini engelledi ve ardından dosyaya devlet tarafından görevlendirilen bir avukat atadı. Bu avukat, hızla görülen ve zorunlu "itirafları" esas alan davada Biglari'nin çıkarlarını savunmadı. Bu kişilerin, ailelerinin tuttuğu bağımsız avukatların dava dosyasına erişmesine izin verilmeyerek, Yüksek Mahkeme'ye temyiz başvurusunda bulunması engellendi.ÇOCUKLAR DA ÖLÜM CEZASI İSTEMİYLE YARGILANIYOR
18 yaşındaki İhsan Hüseyinipur Hisarlu ile ikisi de 17 yaşında olan Metin Muhammedi ve İrfan Amiri, 8 Ocak'ta Pakdeşt şehrinde cami içindeki bir Besic üssünde çıkan ve iki Besic görevlisinin öldürülmesiyle sonuçlanan yangından sorumlu tutuldukları, Tahran 26. Devrim Mahkemesi'nde hızla görülen, işkenceye dayalı, tamamen haksız bir davada yargılandı. Bilgi sahibi bir kaynak, Uluslararası Af Örgütü'ne, Besic görevlilerinin gençleri o gün sabah erken saatlerde, olayın meydana gelmesinden önce gözaltına aldığını ve İhsan'ın şiddetli dayağa maruz bırakıldıktan sonra müfettişler tarafından ağzına silah dayanarak "suçunu itiraf" etmeye zorlandığını söyledi. Bu kişi, hâkimin, İhsan'ın ailesince seçilen en az üç avukatın savunma yapmasını reddettiğini, avukatları tehdit ettiğini, dosyaya devlet tarafından görevlendirilen bir avukat atadığını ve bu avukatın da etkili savunma yapmadığını bildirdi. Aynı davada yargılanan 17 yaşındaki Metin ve İrfan ise çocuk cezaevinde tutuluyor ve insan hakları hukukunun, 18 yaşından küçüklere ölüm cezası verilmesini kesinlikle yasaklamasına rağmen ölüm cezası istemiyle yargılanıyor.



















